İlhan Berk ve Dergilerde Yayımlanan Yazıları

“İlhan Berk, 1918, Manisa, Boy: 1.70, göz: kara, renk: buğday.
Bir insan. Herkes gibi.*

  İkinci Yeni akımının öncülerinden olan İlhan Berk, 18 Kasım 1918 tarihinde Manisa’da doğar. Şiirinde* belirttiği üzere, bir insandır. Herkes gibi.

Çocukluğunun geçtiği Manisa‘daki hatıralarına, bir söyleşisinde şöyle yer verir:

“Manisa’da Dervişane Mahallesi’nde oturuyorduk. Altı kardeştik… Babam, annemden ayrılıp başka bir kadınla evlenmiş, bize ağabeyim bakıyordu. Ben bu küçük evde önce ilkokula, sonra da ortaokula gittim. İlkokulun üçüncü sınıfında beni okuldan alıp mahallemize yeni taşınan bir dişçinin yanına verdiler ve ben onun yanında üç dört yıl çalıştım. İlkokul diplomasını sonradan o dişçi aldırttı bana ve yine onun gözetiminde ortaokula gittim.” (Berk, 2019)

- Advertisement -

  Küçük yaşta ekmek parası kazanmak zorunda kalan İlhan Berk, yaşantısını konu alan Uzun Bir Adam adlı kitapta ise “Çocukluğum olmadı benim.” sözlerine yer verir. Bunun en temel sebeplerinden biri, evden ayrılan babasıdır. İlhan Berk, baba sevgisi ve ilgisinden yoksun olarak büyümenin ondaki etkisini anlatmaya şu sözlerle devam eder:

Nedir çocuklukta anımsanan hem? En çok baba olmalı. Çocukluk asıl babayla başlıyor.

IMG-3655
“1943 yılında Giresun’da aldığı kimlik.”

İlk şiirleri, 1935 yılında Uyanış‘ta yayımlanır. Şiirler yazmayı sürdürürken 1944 yılında Ankara Gazi Enstitüsü Fransızca Bölümü’nden mezun olur ve on yıl boyunca Fransızca öğretmenliği yapar.

1947 yılına gelindiğinde ilk kitabı İstanbul, okuyucuyla buluşur. Aynı kitabıyla 1980 yılında, Behçet Necatigil Şiir Ödülü‘ne layık görülecektir.

1953’ten sonra yayımlanan kitaplarında, alışılmışın dışına çıkan İkinci Yeni akımının özellikleri görülmeye başlanır. Şiirde anlam yaratmak için anlamsızlığa yönelen İlhan Berk, eleştirileri de beraberinde getirir. Yer aldığı dergi ve gazetelerde kaleme aldığı yazılarda bunlara zaman zaman değinir.

  İkinci Yeni akımının bir diğer öncülerinden Turgut Uyar, onun için “Şiir olmasaydı İlhan Berk onu icat ederdi.” sözlerine yer verir. Bu sözler, onun şiirle olan bağını en güzel anlatan sözlerdir.

Yaşamı boyunca birçok şiir kaleme alan Berk, yazmayı mutsuzlukla bağdaştırır ve “Yazmak mutsuzluktur, mutlu insan yazmaz.” der. Ne var ki bu düşüncesinin sebeplerinden biri de büyük ablasını, 1922 yılında Türk-Yunan Savaşı‘nda meydana gelen Manisa Yangını‘nda kaybetmesidir. O günü, şöyle anlatır:

“Ablamı düşman Manisa’ya girince evde bırakıp dağa çıktık. Kent
yanıyordu ve ablam bizimle dağa gelmek istememişti. Ben neden sonra onun,
yangın evimizi sarınca, saçlarından tutuşarak yanıp kül olduğunu öğrendim.
Benim çocuk dünyam da böylece yıkıldı. Yıkıklık, bana ondan kalmadır, ya da
ben onun ölümüyle yıkıklığı bu yeryüzünde ilk böyle öğrendim.” (Berk, 1997)

ilhanberk, bodrum
Bodrum | “Bizim burda avluda Edgü, Halim Şefik ile.”

Hatıraları, yaşadığı şehirler ve onun deyimiyle olmayan çocukluğu; İlhan Berk‘in şiirlerine ve edebî yönüne yansır. Bizlere bıraktığı onlarca şiir ve edebiyat konulu söyleşileriyle 28 Ağustos 2008 tarihinde Bodrum’da hayata gözlerini yumar.

Onun hatırasına geçmiş yıllarda çeşitli dergilerde yayımlanan yazılarını sizler için derledik. Saygı, sevgi ve rahmetle…

Yeni Ufuklar Dergisi

  • “Bugün bana: ‘Kimin için yazıyorsun?’ diye sorsanız, Robert Graves gibi ben de: Ozanlar için, derim. Azınlığı yaratan, aslında yine büyük çoğunluğun kendisidir.” (119. Sayı, Nisan 1962)
  •  “Bugünün şiiri çoğunluğa saçma, anlamsız, karanlık geliyorsa yaşadığımız hayattan başka yerden gelmiyor bu. Ayrıca bunun için de, belki de en çok bunun için, bugünün şiiri anlamsız, saçma değildir. Bugünün şiiri bireyciyse bu da bireyin yitikliğinin, ezikliğinin, yıkıklığının sonucudur.” (119. Sayı, Nisan 1962)
  • “Benim için güzellik, çoğu, bir çeşit düzensizliğin düzenidir. Şiiri orada görüyorum ben. Çoğunluk, bu anlam düzensizliğinin güzelliğine ya da anlamsızlığın anlamına varmadıkça, benim yazdığım şiirler çoğunluğa kapalı kalacaktır, ama bu, hiçbir zaman çoğunluğa karşı olduğumu göstermeyecektir.” (119. Sayı, Nisan 1962)
  • “Batı şiirinin yapı ilkelerinden hareket etmek bizi daha bir başka yere, Batı şiirine göre bir ölçü, bir değerleme yöntemine götürmüştür. Bunun sonucu olarak da bu şiire Batı şiirine bakar gibi bakmaya, Batı şiirine göre değerlendirmeye başladık. Şiirimizi kendi çizgisi içinde değerlendirmeyi unuttuğumuz için, onu kendi toprağından kopardık, bu da Türk şiirini kişiliksiz, hiçbir özgünlüğü olmayan bir şiir hâline sokmuştur.” (151. Sayı, Aralık 1964)

Meydan Dergisi

  • “Batı etkisinden kurtulmuş üç ozanımız var: Yahya Kemal, Ahmet Hâşim, Nâzım Hikmet.” (1965)
  • “Yönetimin halka karşı oluşu edebiyatı da aynı yere sürüklemiştir. Yabancılaşma bu çatışmanın bir aracıdır. Türkiye’nin yanlış sanatçılar koyması bundan başka bir şey değildir. Tanzimat’tan bu yanaki siyasette halkla yönetici arasındaki çizgide yalnız Atatürk’ün koyduğu çizgi, halkın yanında olmuştur. Ondan sonra ise bu izlenmemiştir.” (1965)

Sesimiz Dergisi

  • “İkinci Yeni şiir, bir ayaklanış şiiridir. Bugün bu ayaklanış iki yönde beliriyor. Dünyayla kapalı-açık iletişim kurmak. Açık, yani dünyaya doğrudan doğruya bakmak. Buna Nâzım’ın koyduğu şiir çizgisi diyebiliriz. İkinci Yeni aslında bu doğrudan bakışa karşı bir şiir olarak doğmuştur. Kapalı, yani dünyaya bakarken dün, doğrudan doğruyalığın yerine yorumlanırken onu değiştirmek isterken yeraltı suları gibi değişik yollar izlemiştir. Bugünkü şiir dünkü gibi bu iki çizgiyi sürdürüyor. İkisi de ayrı deltalar kurarak, ayrı denizler oluşturarak.” (123. Sayı, Ekim 1979)

Kitap-lık Dergisi

  • “Şairlerin mutluluğuna gelince, yineleyeyim: Mutluluk nesine şairlerin! Gene yineleyeyim: Ben mutluluk sözcüğüne aşağılayıcı bir anlam bulmuşumdur hep.” (14. Sayı, 1995)
  • “Nesneleri gördüğümüzü söylemek çok zordur. Zordur çünkü bütün özellikleriyle göremeyiz nesneleri. Yazmak, belki de bunun içindir.” (14. Sayı, 1995)
  • “Hep küçük işler yaparak, yalnız zaman kazanmak için çalıştım: Güzel işim için. Bir şair, şairden başka bir şey olmaz, bu benim önümde hep durdu, hep onu gördüm.” (14. Sayı, 1995)

Milliyet Sanat Dergisi

  • “Bütün yaratı sanatları içinde şiir, dilin gücünün en çok doruklaştığı, en uç alanlara uzadığı bir sanattır.” (127. Sayı, Nisan 1975)
  • “Yazmak, bir yaratma, böylece de bir varoluş sorunudur. Bir yaşamı, bir sesi, bir kokuyu, bir çığlığı, bir nesneyi bir kâğıda, bir yontuya geçirme, orada yaşatma, var etmektir. Bu varoluşu yaratıcının yaşamından koparıp almak, bir başka yaşamlar dünyasına atmak, orada yaşamasını belgeleme, tanıklamaktır.” (186. Sayı, Mayıs 1976)
  • “Yeryüzüne gelmek nasıl bir ölüme başlamak, hazırlanmaksa ,yazmak da bir tanıklığı bir başka yoldan öldürmektir. Yaratıcının yazarak öldürdüğü nedir? Bir yaşam, bir dünya tanıklığı. Bir birey olarak yaşamı, dünyayı algılayışını bir kâğıda, bir taşa, bir tuvale dökerek dondurmak, yeni bir yaşama bir biçim vermek, onu kalır yapmak.” (186. Sayı, Mayıs 1976)
  •  “Yazamayan, çizemeyen, yontamayan her yaratıcı yaşayan bir ölüdür.” (203. Sayı, Ekim 1976)

Kaynak Dergisi

  • “Ah kendimizi şiire, sadece şiire verebilsek! Bir yaprağa şiir, bir hayvana, uçan kuşa, akan suya şiir düşünüp bakacak kadar vaktimiz olsa. Hepsine bir öykü düzebilsek, dünyada ne görüyorsak şiir için görebilsek!” (Temmuz 1954, Avni Dökmeci’ye mektubu)


İlhan Berk, yazın sanatının yanında resim de yapar ve yazının mutsuzluk, resmin ise mutluluk sebebiyle ortaya çıktığını savunur. Bunu, 1976 yılında açılan resim sergisi için bastırdığı davetiyede şu sözlerle dile getirir:

“Yazmak benim için büyük bir mutsuzluktur… Bu yeryüzünü olduğu gibi görmeme engel olan ve bana yeryüzünü cehennem eden bu yazmak eyleminden kurtulduğum, mutlu olduğum tek bir şey var: Resim yapmak. Aşkın, yaşamın ta kendisi gibi geliyor bana…”

İlhan Berk’in Yağlı Boya Tekniğiyle Yaptığı ‘Nü’ Çalışmaları

ilhanberk 1985
“1985”

ilhan berk 1994
“1994”

ilhanberk2
“1994”

222-1
“1970”

“Sonra birdenbire büyük bir sessizlik oldu
Bu dünyadan İlhan Berk geçti dedim yürüdüm.”

Kaynakça

  • Berk, İ. (2019). Bir yeryüzü tanığı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • Berk, İ. (1997). Uzun bir adam: kendim üstüne bir kalem denemesi: yaşantı. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • Şen, C. (2013). İlhan berk’in çocukluk ve gençlik hatıralarında manisa. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 11 (3), 346-356.
  • Özpalabıyıklar, S. (2003) A’dan z’ye ilhan berk. İstanbul: Yapı Kredi Kültür.
  • Arşiv Odası: İlhan Berk, 1986 (youtube.com adresinden erişilmiştir.)
  • Wikipedia
  • http://evvel.org/
  • https://archive.org/

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Ece Özer
Ece Özerhttp://hayalleregidenyolum.com
hayat boyu öğrenci kalmayı hedefleyen bir iletişimci

Must Read

İlk Kadın Romancı Fatma Aliye | Levayih-i Hayat (Hayattan Sahneler) 25...

Fatma Aliye'nin yazarı olduğu Hanımlara Mahsus Gazete'de tefrika edilip kitaplaşan bu mektup roman, Osmanlı kadınlarının gözünden aşk ve evlilik sorunsalına ışık tutar. Yazar, farklı...