İkinci Dünya Savaşı’nda Yapılan İnsanlık Dışı Deneyler

II. Dünya Savaşı, insanlık tarihinin en unutulmaz en acılı dönemlerinden birisidir. 1935- 1945 yılları arasını kapsayan II. Dünya Savaşı birçok milletin katılıyla oluşan küresel ölçekli bir savaştır. Bu küresel savaş ağır ekonomik krizler ve I. Dünya Savaşından sonra devletlerin altına girdikleri ağır yükümlülükler olsa da savaşın en önemli karakteri Almanlar olarak bilinir. Almanların Nazi İdeolojisi savaşı başlatan, yönlendiren ve nihayetinde acı bir tablo çizen büyük bir etmendir.

II. Dünya Savaşı gerek savaş teknolojileri, gerekse kapsadığı alan bakımından kendisine kadar gelen tüm savaşlardan farklı olmuş bir yapıya sahiptir. II. Dünya Savaşı’na ise Almanya’nın revizyonist ve dışlanmışlık hissi neden olmuştur. Almanya’nın başına Hitler gibi yayılmacı, saldırgan ve ırkçı birinin geçmesi Avrupa bölgesini adeta patlamaya hazır bir bomba haline getirmiş ve nihayetinde de bu bomba 1939 yılında patlamıştır.

Hitler’in ideolojisi tüm dünyada hakimiyettir. Savaşın başından sonuna kadar yürüttükleri bu özerk politika sayesinde takındıkları acımasız tavır ile kısa sürede tüm Avrupa’ya hüküm sürer hale gelmişlerdir. Hitler’in hızlı yükselmesiyle o dönemde yaptıkları unutulmaz faaliyetler,  ardında acımasız bir tablo bırakmıştır. Bunlardan en acı verici olanları da insanlar üzerinde yaptıkları akıl almaz deneylerdir.

Tüm dünyayı kasıp kavuran kaos ortamının mimarı ve milyonlarca insanın katledilişine sebep olan Hitler yönetimindeki Naziler, tarihin en korkunç ordularındandır. Nazilerin yönetimine tabi olan Nazi Almanya’sı ise; Almanya’nın 1933 ile 1945 yılları arasında, Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (NSDAP) idaresi altındadır. Tek parti rejimine dayalı yönetim sistemiyle “Führer” unvanlı hükümeti temsil eder. (1933-45) Devlet başkanı (1934-45) Adolf Hitler liderliğinde egemenlik sürmektedirler.

- Advertisement -

Bu korkunç ordu, ideolojilerini Sosyal Darwincilerin fikirleriyle temellendirmişlerdir. Kendilerinden önce gelen Darwinciler gibi Naziler de insanoğlunun toplu olarak “ırklar” halinde sınıflandırılabileceğine ve her bir ırkın, tarih öncesi zamanlarda insanların ilk ortaya çıkışından bu yana genetik olarak aktarılan ayırıcı karakter özellikleri taşıdığına inanmıştır.

Bu kalıtsal karakter özellikleri, sadece dış görünüş ve fiziksel yapı ile ilgili olmayıp, iç zihinsel yaşantıyı, düşünme biçimlerini, yaratıcı ve örgütsel yetenekleri, zekayı, fiziksel kuvveti ve askeri yeterliliği de şekillendirmekteydi.

Darwin’in, “En güçlünün hayatta kalması”ile ilgili evrim teorisine bağlanan Naziler bu kapsamda hareket etmiş ve gen havuzlarının saflığını muhafaza etmek için güçlü bir yapıya bürünüp hastalıklı ve eksik gördükleri insanları yok edip kendi saf ırklarını yaratmaya çalışmışlardır. Bu mantık çerçevesinde yaptıkları Yahudi soykırımı ise tüm dünyaya korkunç bir tablo çizmiştir.

II. Dünya Savaşı boyunca insanları toplama kamplarına almışlardır ve açık olan toplama kamplarında dönen insanlık dışı birçok şeyin izlerine hala rastlanmaktadır. Tutsakların, acı verici ve korkunç deneylere maruz kaldıkları insanlık dışı yerlerin çoğu ise günümüzde bir anıt ya da kötü bir hatıradan ibaret kalmıştır.

Soykırım Anıtları

1-Dachau toplama kampı

Dachau toplama kampı, Nazi döneminde Münih yakınlarında kurulan ilk çalışma kamplarından biridir. Hitler’in iktidara gelişinden bir kaç hafta sonra kampa ilk mahkumlar gelmeye başlamıştır. Burası, sonraki kamplar içinde örnek teşkil etmiştir. Bir imha kampı olarak tasarlanmamış olmasına rağmen, burada başka hiçbir kampta olmadığı kadar çok sayıda siyasi muhalif öldürülmüştür.

2-Hadamar Ölüm Merkezi

1941 yılından itibaren Hessen eyaletindeki Hadamar’da Nazilerin zihinsel rahatsızlıkları veya fiziksel engelleri nedeniyle ‘yaşamaya değer bulmadığı’ 15 bin kişi gaz odalarında öldürülmüştür. Almanya genelinde bu rakam 70 bini buluyordu. Bu trajedilerin yaşandığı yer, ölüm odaları ve kurbanların mezarlarını da içerecek şekilde bir anıt merkezine dönüştürüldü.

3-Eşcinsellere anıt

Avrupa Yahudi Soykırımı Anıtı’nın tasarımı, Naziler tarafından işkenceye maruz kalan eşcinseller için oluşturulan anıt için de model teşkil etti. Bu anıt, 27 mayıs 2008’de Berlin’in-Tiergarten’da açıldı. Açılış, birbirleriyle öpüşen kadın ve erkeklerin görüntülerinin tekrar edildiği bir film eşliğinde gerçekleşmişti.

Akıl Almaz Deneyler, İşkenceler Ve Gaz Odaları…

II. Dünya Savaşının En Kanlı Yüzü: Naziler

II. Dünya Savaşı 1939-1945 yılları arasında gerçekleşen dünya çapında birçok milletin katıldığı küresel bir savaştır. Bu küresel savaşın başlangıcı ise ağır ekonomik krizler ve I. Dünya Savaşının ardından devletlerin altına girdiği ağır yükümlülüklerdir. II. Dünya Savaşının bilinen etmenleri olarak görülse de savaşın en etkili karakteri tartışmasız savaşı başlatan Nazi ideolojisi ve ideolojiyi yürüten Adolf Hitler’dir.

Savaşın başlaması ile birlikte savaşta aykırı bir politika ve dik başlı tutumlarıyla ön plana çıkan Almanlar, 1942 yılında tüm Avrupa’ya hüküm sürer hale gelmişlerdir. 1942 yılında artık karşımızda her istediğini almış bir Nazi Almanya’sı durmaktadır.

Hitler’in Nazi Almanyası, işgal altındaki Avrupa’nın dört bir yanından yedi milyon insanı köleleştirmişti. Bu insanlar toplama kamplarına yerleştirilmiş ve bu toplama kamplarında bulunan insanlara terör ve korku aracılığıyla kurallar koyup, ideolojilerinde ki o saf alman ırkı için korkunç çalışmalarına acımasızca başlamıştı. İşkence, hapis, ve konsantrasyon kampları, Hitler’in bizzat isim verdiği kamplardır. Bu kamplar, Nazilerin üstün ırk isteklerini yerine getirmeleri için bir araç olacaktı.

Adolf Hitler liderliğindeki Nazi Partisi’nin yönettiği Nazi Almanyası döneminde, işgal edilen sınırlar içerisindeki yaklaşık altı milyon Yahudi’nin sistemli bir şekilde öldürüldükleri katliama Holokost denir. Yahudilerle birlikte çok sayıda Roman, eşçinsel ve engelli kişi de katledilmiştir. Bunu yapmalarındaki maksat ise üstün Alman ırkını yaratmaktır.

Holokost’un temel mantığı tamamen ideolojiktir. Nazilere göre “hastalıklı” olan, “insanlığa zarar vermek amacıyla gizlice çalışan” ve “her zaman dünyayı kontrol etmeyi planlayan” Yahudiler, asıl dünyayı yönetmesi gereken asil Aryan ırkın önündeki en büyük engeldir ve amaçları bu engeli ortadan kaldırmaktır.

Saf Alman ırkının yaratılması ve sorunlu her insanın yok edilmesi için çeşitli yöntemler geliştiren Naziler toplu katliamlar, insanlık dışı deneyler ve işkencelerle birçok insanın ölümüne sebep olmuştur. Yaptıkları soykırımın en bilinen karakteri ise gaz odalarıdır. İnsanları kandırarak ya da zorla gaz odalarına götürerek masrafsız ve kolay ölümlere sebep olmuşlardır. Milyonlarca insan katledilmiş, toplu katliamlarla öldürülmeseler de bulundukları ortamda yetersiz beslenme, hastalıklar ve tıbbi deneylerle yaşamları son bulmuştur.

II. Dünya Savaşında Naziler Tarafından Yapılan Korkunç Deneyler

1- Kimyasal Silah Deneyleri

1943 ve 1944 yılları arasında tam üç ay boyunca aralıksız yapılan kimyasal silah deneyleri, Nazilerin acımasız deneyleri arasında sonucunun kötü olacağı bilinen en bariz şiddetlerden biridir. Toplama kamplarındaki insanların üzerinde fosfor yanıkları oluşturan bomba deneyleri olarak da bilinen bu deney türünde çeşitli tedavi yöntemleri geliştirilmek istense de bir çok esirin ağır şekilde yaralanması ve ölmesiyle son bulmuştur.

2- Zehir Deneyleri

1943’te esirlere Buchenwald toplama kampında çeşitli zehirler enjekte edilmek istenmiştir. Tedavi amacıyla gizlice uygulanan zehirler bir çok insanın acı çekerek ölmesine sebep olmuştur. Yiyecek ve içeceklere de karıştırılan zehirlerle mahkumları yavaş ve acılı ölüme sürükleyen Naziler, bir yıl sonra daha hızlı veri toplamak için zehirli mermilerle insanları vurmuşlardır.

3- Tifüs Aşısı Deneyleri

Buchenwald ve Natzweiler toplama kamplarındaki doktorlar, 1941 yılının sonundan 1945 yılının başına kadar esirlere, tifüs ve diğer ateşli hastalıkların aşısını vermişlerdir. Sonra virüs enjekte etmişlerdir. Esirlerin % 90’ının fazlası ne yazık ki yaşamını yitirmiştir. Doktorlar sarı humma, çiçek, tifüs ve diğer hastalıklarla ilgili deneylere devam etmişlerdir.

4- Sterilizasyon Deneyleri

Nazilerin, toplama kamplarında tutulan esirlere yaptıkları bir başka acımasız deney ise toplu sterilizasyon denemeleridir. Bir dizi deneyde kadın üreme organlarına kimyasal tahriş edici madde enjekte edilmiş ve bazı kadınlar vefat etmiştir. Yaşayanları ise otopsilerin yapılabilmesi için öldürmüşlerdir. Başka bir deney setinde, esirlerin midelerinde, kasıklarında ve kalçalarında ciddi yanmalara neden olan yoğun X-ışınları uygulanmıştır.

5-İçilebilir Deniz Suyu Deneyleri

İçilebilir deniz suyu üretmek için çalışan Naziler kamplardaki mahkumları bu çalışmaları kapsamında da deney olarak kullanmışlardır. Su, deniz suyu, işlenmiş deniz suyu ve tuzsuz deniz suyu olmak üzere dört kategoriye ayrılan deneklerin deniz suyu içen kısmı şiddetli ishal, konvülsiyon, halüsinasyon ve delilik belirtileri göstermeye başlamışlardır. Bu deneyler ölümle sonuçlanmıştır.

6- Hipotermi Deneyleri

Alman orduları Doğu Cephesi’nde karşılaştıkları soğuk algınlığı yüzünden güçsüz düşmüştü. Dr. Sigmund Rascher, Auschwitz ve Dachau kamplarındaki esirlere farklı deneyler yapmak için kolları sıvamıştı. Vücut ısısının ne kadar sürede düştüğünü ve ölüme neden olduğunu öğrenmek için esirler sıfırın altındaki sıcaklıklara sahip buz tanklarına kilitlenmiştir. Birçok kişinin ölümüne sebep olan bu deneylerle birlikte donmuş bedenleri de canlandırmak için farklı deneyler gerçekleştirilmiştir. Sadece bilinç kaybı yaşayanlar ise kavurucu güneş lambalarının altına koyulmuş, ayrıca kaynar su içmeleri için zorlanmıştır.

 

7- Kan Pıhtılaştırma Deneyi

Savaşlarda yaşanan yaralanmaları hafifletmek ve kanama temelli ölümleri azaltmak için geliştirilmek istenen deneyin başında Sigmund Rascher adlı doktor bulunmaktadır. Pancar ve elma peltesinden ürettiği tabletleri mahkumlar üzerinde kullanarak sonucu kontrol etmek amacıyla mahkumları yaralamış hatta anestezi uygulamadan uzuvlarını kesmiştir. Rascher bu iş için imalat şirketi bile kurmuştur.

8- Sülfonamid Deneyleri

Toplama kamplarında mahkumlar üzerinde yapılan bir diğer deney ise bir antibiyotik türü olan Sülfonamidlerle ilgilidir. Yapılan deneyde deneklerin bacakları dikey olarak kesilmiş ve yaraları kapatmak için bir bakteri türü açık olan yaralara sürülmüştür. Bir çok insanın ölmesine ve sakat kalmasına sebep olan bu deneyler bugün kullanılan tedaviler için bir temel oluşturmaktadır. Şimdinin tedavisine katkı sağlasalar da geçmişin acıları unutulmamaktadır.

 

9-Auschwitz’in İkizleri

Nazilerin amacı ve hedefi saf Alman ırkı yaratmaktır. Bunun için de Yahudi, çingene, hasta ve sakat kim varsa yok etmek onlar için bir görev haline gelmiştir. Toplama kamplarında bulunan Yahudiler arasında gördüğü ikizlerden etkilenip onları gruptan ayıran Naziler, ikizler için de deney yapmak istemiştir. İris nakli ve kalıtsal karşılaştırma deneylerine maruz kalan ikizlerden biri ölmüş diğer ikizi ise öldürmüşlerdir.

10- Sıtma Deneyleri

Amacına ulaşmak için her yolu deneyen ve tarihe en acımasız ordu olarak geçen Naziler, mahkumlara hastalık deneyleri de uygulamıştır. Üç yıldan uzun bir süre mahkumlara sıtma tedavisi ile ilgili bir deney uygulamışlar, sayıları bine yakın sağlıklı mahkum sivrisinekler veya sivrisineklerden alınan virüslerle hasta edilmiştir. Hasta olan mahkumlara tedavi amacıyla yeni deneyler ve ilaçlar kullanılmış ölümlerine sebep olunmuştur.

Ek Bilgi:Tüm Bu Acımasızlıkların Başında Olan Kişi- Nazilerin Ölüm Meleği: Joseph Mengele

1- Nazilerin ölüm meleği olarak bilinen ve binlerce çocuğa deney yaparak katleden doktor Joseph Mengele, toplama kampındaki esirler üzerinde dehşet verici deneyler yapmadan önce, antropoloji üzerine çalışmalar yapan çok ünlü bir antropolog idi.

2-Müziğe, sanata ve kayak yapmaya ilgi duyuyordu. 1930 yılında liseyi bitirdi ve Nazi Partisi’nin merkezinin bulunduğu Münih’e felsefe eğitimi için gitti. Nazilerin en acımasız doktoru olmasına çok az kalmıştı.

3-1935’te Münih Üniversitesi’nden fiziksel antropoloji alanında doktora derecesi aldı. Ayrıca genetik tıp alanında doktora yaptı. Frankfurt’ta Kalıtsal Biyoloji ve Irk Hijyeni Enstitüsü’nde Dr. Otmar von Verschuer’ın asistanı oldu.

4-Verschuer ise ikizler üzerinde yaptığı araştırmalar ve çalışmalarla bilinen bir bilim insanıydı. Ayrıca öjeni (“kusurlu” görülen bireylerin toplumdan ayrılması, üremelerinin engellenmesi ve insan ırkının bu yolla ıslah edilmesi) savunucusuydu. Bu düşüncesi onu Nazilerin ideolojisine yakınlaştırdı.

5-Bir bilim insanı olarak hedefi Alman ırkının ıslahı ve değersizlerin hayatlarına son verilmesiydi. Ve çalışmalarını bu noktada Alman ırkına hizmet etmek için geliştirmek istedi.

6-1938’de tıp diplomasını alarak SS’e katıldı. Aldığı askeri eğitimin ardından Nazi silahlı kuvvetleri tarafından göreve çağrıldı. II. Dünya Savaşı’nda savaş doktoru olarak görev yaptı.

7-Bir diğer ilgi alanı ise ikizlerdi. Ona göre ikizler çözülmesi gereken bir gizeme sahipti. 1941’de Ukrayna’da iki askerin hayatını kurtardığı ve başarıları için madalyayla ödüllendirildi.

8-1943’te ağır yaralandığı için geri gönderildi. Döndüğünde hocası Verschuer’in tavsiyesi üzerine toplama kampında görev almak için başvurdu ve kabul edildi.

9-Gross-Rosen toplama kampındaki görevi sırasında kamptaki en rütbeli kişi olduğuna inanılan Mengele, öldürülmesi planlanan yüzlerce insanı birer denek olarak görüyordu.

10-Amacı saf Alman ırkı yaratabilmekti ve orada bulunan insanlar deneyleri için mükemmel bir fırsattı. Asıl vahşet de böyle başladı.

Nazilerin sadist yüzü Mengene, kimin gaz odalarına gireceğinden kimin hangi deneye maruz kalacağına kadar her şeyde söz sahibiydi. İkizlere olan takıntısı ise onlara iyi davranmalarını sağlıyor ve gaz odalarına girmelerine izin vermiyordu. Aralarında çocukların da bulunduğu birçok masum insanın, acımasız deneylerine bizzat yön verdi. Narkozsuz ameliyatlar, buz odalarına kapatılan mahkumlar, göz rengi değiştirmek amacıyla mahkumların gözlerine mürekkep enjekte edilmesi… Hepsi Mengene’nin çalışmaları kapsamında yürütüldü.

Bunların hepsi korkunç olsa da yapışık ikizleri ayırma ve tekrar birleştirme gibi insanın nefesini kesen acımasızlıkta deneyleri ile ünlendi.

II. Dünya Savaşı’nın sonuna doğru Almanların cephelerde ağır yenilgiler almasıyla birlikte nihayet Nazilerin de sonu yaklaşıyordu. 1944’de savaş suçlusu ilan edildi. Tüm doktorlar kamptan ayrıldı. Mengene ise kaçmayı başardı.. Uzun bir süre kaçmayı başaran Mengene kalp krizi geçirerek öldü.

Kaçtığı Latin Amerika’da yasa dışı birçok kürtaj ve sezaryen işlemi yaptığı biliniyor. Üstelik ikizlere olan takıntısı ile birçok çalışmayı da yasa dışı sürdürmüştür.

 

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Kübra Canbaz Akça
Kübra Canbaz Akça
İçimden sen geçiyorsun.. Yalnız Ve birden .. https://www.instagram.com/kubra_canbaz_istisna

Must Read

57. Altın Portakal Film Festivali İçin Geri Sayım Başladı!

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 3-10 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan 57. Altın Portakal Film Festivali için geri sayım başladı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın...