İki Farklı Olgu: Din ve Psikiyatri

43
Gece Modu

Günümüz psikoloji literatürüne bakıldığında, psikoloji alanına sunduğu katkılarla öne çıkan Irvın D. Yalom 2000 yılında, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından ödüle layık görülmüştür. Ödül töreni esnasında yapmış olduğu konuşma, Din ve Psikiyatri ismiyle kitaplaştırılmıştır. Yazarın konuşmasında, din ve psikiyatriyi ortak ve farklı yönleriyle ele aldığı görülmektedir.

Yalom’a göre; varoluşsal psikoterapi ile dini teselli, insan olmanın doğasında bulunan umutsuzluğa karşı bir çare niteliği taşımak gibi bir ortak noktada buluşmaktadır. Yazar, ölümle bir şekilde yüzleşmek durumunda kalmış hastalarıyla yürüttüğü klinik çalışmalar sonucu, ölüm, hayatın anlamı gibi konulara gitgide yakınlaştığını ifade etmektedir. Varoluşçu terapinin ana meseleleri olan ölüm, anlamsızlık, özgürlük gibi kaygıların eski çağlardan beri süregelen olgular olduğunu, bu nihai kaygıların da insanlığı bir kaçış yoluna ittiğini öne sürmektedir.

“… tarih boyunca var olan bütün kültürlerdeki tüm insanların nihai kaygılarla baş etmek zorunda kaldığını ve insanlığın yapısında mevcut olan kaygıdan kaçmanın bir yolunu aradığını düşünüyorum. Her insan ölüm, anlamsızlık, özgürlük ve temel soyutlanma düşüncelerine eşlik eden kaygıyı deneyimler, zaten din de insanlığın varoluş kaygısını yatıştırma girişimi olarak ortaya çıkar. Bu yüzden dini inançların her yerde var olmasının nedeni, varoluşsal kaygının her yerde var olmasıdır.”

Söylenti Dergi e-sayısı Çıktı!

TEMA Vakfı yararına çıkardığımız e-dergimizin ilk sayısı yayında! 90 sayfa içine 40 farklı yazardan, şiir, öykü, deneme ve incelemeleri yayınladığımız e-sayımızı satın almayı unutmayın! Üstelik yalnızca 5₺!

Yazar, insanlığın varoluşsal kaygıları itibariyle bir anlam arayışı içerisinde olduğunu, din olgusunun da bu anlamı zahmetsiz bir biçimde hazır olarak insanlığa sunduğunu ifade etmektedir. Bu kaygılarla baş etmenin en sağlıklı yolunun, açıkça belirlenmiş bir amaç peşine düşmekten ziyade anlamlı ve gerçek bir uğraşla anlamın kendiliğinden gelmesine izin vermek olduğu belirtilmiştir.

Varoluşsal kaygılardan bir diğeri olan, varoluşsal soyutlanmaya karşı da din ve psikiyatri ortak bir payda etrafında ele alınabileceği görülmektedir: Bağlantı Kurma. İnsanlığın, benlik ile dünya arasındaki boşluğu ifade eden varoluşsal soyutlanmadan kurtulabilmek için psikoterapi desteği alabileceği gibi, bir dini topluluğa katılmayı da tercih edebileceği ifade edilmektedir.

“Din güçlü bağlantı biçimleri sağlar. Dindar bir kişi kendisini sonsuza dek gözleyen, sadece kişinin varlığından haberdar olmakla kalmayıp sevilenlerle, Tanrı’yla, evrensel yaşam gücüyle nihai birleşme vaadi de veren kişisel bir ilahın varlığıyla teselli bulur.”

Kitapta, yazarın düşünceleriyle paralellik taşıyan Schopenhauer, Nietzsche gibi filozofların görüşlerine de yer verildiği görülmektedir. Bahsedilen benzerlikler dışında, din ve klinik bir alan olarak psikiyatrinin yöntemsel farklılıklarından söz edilmektedir. Din ve Psikiyatri kavramlarına farklı bir gözle bakmanızı sağlayacak bu kitabı tavsiye ediyor, keyifli okumalar diliyoruz.

 

Din ve Psikiyatri
Pegasus Yayıncılık

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin