Gece Modu

  Türk edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani adlı romanı ”Hanımnineden muharrire mektup” başlığıyla başlamaktadır. Mektupta Hanımnine yazarın romanlarını severek okuduğunu, dualar ettiğini yalnız birkaç tane de şikayetinin  olduğunu kaleme alır. Meşrutiyetin ilanından sonra romanların daha okunası,eğlenceli ve kaliteli hale gelmesini beklerken dilin alafrangalaştığını ve inceldiğini, bu değişikliklerden yazarın eserlerinde de az çok görüldüğünü ve yazarın üslubunu, anlattığı konuları, anlatış biçimini değiştirmesinden endişelendiğini ve ”Kendinize has olan zeminlerden pek uzaklaşmamak daima en büyük sanat endişeniz olmalıdır.” sözlerini mektubuna yazar. Yazarın bir sonraki eserinin masal ile roman arasında olması gerektiğini,ilmi ve fenni konulardan uzak olacak bu eserde yazarın maharetinin görüleceğini ve yazarın bu eserinde ya masalı roman derecesinde yükselteceğini ya da romanı masal derecesinde sadeleştireceğini ekler. Bu romanda cin, peri, gulyabani gibi esrarengiz canlıların olmasını ve okurken titreyip, sarsılmayı arzu ettiğini belirterek mektubunu sonlandırır.
Yazar Hanımnine’ye cevap niteliğinde bir mektup kaleme alır. Bu mektupta Hanımninenin isteğini gerçekleştirmek için elinden geleni yaptığını fakat bunları yaparken de yer yer zorlandığını, bunun sebebinin de hayatında hiç peri, cin, gulyabani gibi esrarengiz canlıları görmemesinden kaynaklandığını yazar. Eseri kaleme alırken cin, peri gibi canlıları gören insanlarla konuştuğunu, pek inanmadığını fakat yine de geceleri herkes uyuduğunda patırtılar işittiğini ve korktuğunu da belirtmekten geri durmaz. Hikayesinde fenni, ilmi konuların yer almadığını bu tür canlıların bu konuların içinde işlenmeyeceğine de değinir. Hanımninenin arzu ettiği gibi romanın onu hayrete ve korkuya sokacağını belirterek mektubunu sonlandırır.

                                          
Gulyabani’nin ilk baskısının kapağı ve Gulyabani figürü ve diğer ögeleri romanla örtüşen 1976 yapımı Süt Kardeşler filminin afişi.

Roman, Muhsine Hanım başlığıyla başlamaktadır. (Hüseyin Rahmi Gürpınar bilindiği üzere başlıklar yazarak eserini bölümlere ayırmaktadır.) Muhsine Hanım’ın tanıtıldığı bu bölümde anlatıcı kişi, evlerinde cuma ve pazartesi geceleri boza müsameresi kurulduğunu, burada en eğlenceli ve renkli kişinin Muhsine Hanım olduğunu ve onun hikayelerinin meşhur sayıldığını, en meşhurunun da ” Gulyabani” hikayesi olduğunu söyler. Bu açıklamadan sonra Muhsine Hanım yaşadığı olayı anlatmaya başlar. Bu olay Muhsine Hanım’ın gençliğinde geçmektedir. Annesi ve babası erken ölen Muhsine Hanım eş dost tarafından evlendirilir. Evlendiği kişi de genç yaşta ölünce taze dul olarak ortalıkta kalır. Annesinin bir arkadaşı olan Ayşe Hanım ona bir iş bulduğunu, yalnız ağzını sıkı tutmasını, bir gözünün kör bir kulağının sağır olmasını öğütler. İçten içe meraklanan Muhsine Hanım bu işi kabul eder ve ardından Ayşe Hanım ile birlikte çalışacağı eve doğru yola koyulurlar. Daha yolda iken arabacıdan duyduklarından etkilenerek bu işten vazgeçtiğini söyleyen Muhsine Hanım için artık çok geçtir. Şehirden çok uzaklaşmışlardır ve Ayşe Hanım’ın onu geri götürmeye hiç niyeti yoktur. Çalışmaya başlayacağı evde Çeşmifelek Kalfa ve Ruşen Abla ile tanışır. Bu kadınlar da onu fazlaca korkutur. Evdeyken çok dikkatli olması, peri ve cinleri sinirlendirmemesi gerektiğini söylerler. Muhsine Hanım bir gece bu evde konaklar ve yaşadığı şeylerden sonra ertesi gün hemen o evi terk etmek ister. Ruşen Abla ve Çeşmifelek Kalfa eğer evi terk ederse ruhların onun peşini bırakmayacağını söyler. Tüm bu yaşananların ardından evin hanımefendisinin de durumunu gören Muhsine Hanım delirmemek için büyük bir çaba sarf eder. İlerleyen bölümlerde korkularıyla yüzleşen Muhsine Hanım, tam bir muamma olan Gulyabani olayını aydınlatır. Aydınlattığında ortaya çıkan kişiler ise okuyanları şaşırtacak cinstendir. Yazar eserinde cin, peri gibi esrarengiz canlılara inanan saf ve namuslu insanların kötüye kullanılarak kandırıldıklarını anlatırken, cahil olunmaması ve boş inançlara aldanılmaması gerektiğini de ana fikir olarak bizlere vermiştir.
Yer yer gülünç, yer yer eleştirel ögelere yer verilen bu eseri okumak isteyenlere, sevgiyle.

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin