Hissin Ticarileşmesi

Yazarın Diğer Yazıları

Acının Kitschleştirilmesi: İzmir Depremi

Sanayileşmenin yaratmış olduğu kırsal alandan kentlere doğru göç, beraberinde birçok ihtiyaç doğurmuştur. Bu ihtiyaçların en temeli barınma, bir konut ihtiyacı üzerinedir. Konut ihtiyacı, gecekondulaşma...

Hissin Ticarileşmesi

Berkeley'deki California Üniversitesi'nde sosyoloji profesörü ve yazar olan Arlie Russell Hochschild, uzun bir süre ahlaki inançların, uygulamaların ve sosyal yaşamın altında yatan insan duyguları...

Gecekondu Ailesi: Geçiş Halinde Bir Aile Tipolojisi

Gecekondu, birtakım kişilerin genellikle kendilerinin olmayan topraklar üzerinde, kısa zamanda, izinsiz, imar mevzuatına aykırı ve sağlık koşullarından yoksun olarak yapmış veya yaptırmış olduğu bir konuttur....

Geleneksel ve Yeni Medya Üzerine: Brecht Esintisi

Medyanın hayatımız üzerinde çok büyük bir etkisi bulunmaktadır. Medya, 'medyum' kelimesinden türeyen, iki unsur arasındaki aracı anlamına gelen bir etimolojiye sahiptir. İnsanlık tarihi boyunca...
Binnur Tepe
Binnur Tepe
Karalıyorum

Berkeley’deki California Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü ve yazar olan Arlie Russell Hochschild, uzun bir süre ahlaki inançların, uygulamaların ve sosyal yaşamın altında yatan insan duyguları üzerine odaklanmıştır.

Hochschild’ın ele aldığı temalardan biri ise duygu yönetimi üzerinde kapitalizmin etkisidir. Geçmişte hissetme kuralları, gündelik yaşam alanı içinde organik olarak üretildiği halde bu kurallar kapitalizmin entrikaları tarafından giderek daha fazla belirlenir hale gelmektedir. Bu sistem, özel ve bilinç dışı duygularımızın yerini şirketlerin ve örgütlerin almasını sağlayan duygusal sistemlerin dönüşümü olarak ifade edilmektedir. Önceki dönemlerin özel duygusal sisteminin yerine giderek artan bir şekilde kamusal ve şirketleştirilmiş duygu sistemi geçmektedir.

Hochschild, ünlü hava yolları hostesliği ile ilgili araştırması olan Yönetilen Kalp‘te (The Managed Heart) ilk olarak duygunun ticarileşmesini inceler. 18. ve 19. yüzyıldaki ekonomik üretimi araştıran Karl Marx, ekonomik değerin el işçiliği aracılığıyla üretildiğini ileri sürmektedir. Bunun tersine çağdaş Amerika’da ekonomik değer, hizmet çalışması aracılığıyla giderek daha fazla üretilmektedir. Hizmet çalışmasının büyük bir bileşeni ise duygusal emeği içermektedir.

Örneğin, hava yolu endüstrisinde uçuş personelinden, uzun saatlere ve sorun çıkaran müşterilere rağmen gülümsemeye devam etmeleri ve yüzlerinden mutluluğu eksik etmemeleri beklenmektedir. Uçak kabini içinde uçuş personelinin yarattığı duygusal atmosfer, hava yolu şirketinin sattığı ürünün bir bileşeni olarak görülmektedir. Hochschild’ın eserinde de ortaya koyduğu gibi, endüstri yöneticileri, uçuş personeline, müşterilere yansıtmaları gereken hislerin türleri ve bu duyguları oluşturmak için kullanabilecekleri teknikler hakkında spesifik dersler verirler. El işçiliği bedene zarar verirken hizmet işçiliği duygusal sisteme zarar verir. Bu tür bir duygusal emek, dışarıdan yalnızca bir eylem olarak görünürken bireyin performansı ve kendi arasında bir rol mesafesi koymasına sebep olur. Bu durumda, şirketleştirilmiş olarak yönetilen duygu işinin giderek daha fazla ağır basmasının, hissetme kapasitemizi etkileyebileceğinden ve yaşamımızın başka alanlarında duygusal dışa vurumun daha derin biçimlerini ortaya çıkaracağından kaygı duyulmaktadır.

Hochschild, Amerikan ailelerinde çalışma ve ev arasındaki ilişki konusundaki araştırmasında bu fikirleri daha da geliştirir. Geleneksel olarak insanlar, aileyi sıcak ve samimi bir dinlenme mekanı olarak görürken ev, giderek bir gerilim mekanı halini almaktadır. Bunun tam tersi olarak iş yerleri, birer dinlenme mekanı halini almıştır ve ev ile iş yerlerinin pozisyonları değişmiştir. Bu değişimin nedeni, Anthony Giddens’ın yapılaşma kuramı ile ilişkilendirilir. Buna göre: “Kurumlar, rahatlık ve mutluluk duygularının desteklenmesine yardımcı olan bir çevre yaratmak için bireylerle birlikte çalışırlar.” Böylelikle, hava yolu kabininde güven ve rahatlık atmosferi yaratması beklenen uçuş personeli gibi birçok çağdaş Amerikan şirketi, aile evinin giderek daha fazla sıkıntılı ve kutsallıktan arınmış hale gelen mekanına alternatif olarak hoş karşılanan ve kutsal görülen duygusal bir kültürü yaratmıştır.

Hochschild, varlığını sürdüren toplumsal yapıların dünya genelinde insanların yaşamları ve duygusal yaklaşımları üzerinde derinden etkili olduğunu belirler.

- Advertisement -

Kaynakça
Ritzer, G. ve Stepnisky J, (2014) Sosyoloji Kuramları, 9. Baskı, İstanbul: De Ki Basım Yayım

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

LOU ANDREAS – SALOME ‘ARAYIŞLAR’

Arayışların Anlattıkları:   Son dönemlerde kadınların gündemde fazlaca yer almasıyla aslında oluşamayan bir kararın geçmişe yönelik izlerini ve tercihlerle değişen bir hayat döngüsünü ele alan Lou...

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Hayat Tarzlarıyla Beraber Sosyal Ağların Benzeşmesi

İnsanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden bir tanesi de şüphesiz ki matbaanın keşfedilmesidir. Matbaa sayesinde insanlar kendi fikirlerini, düşüncelerini veya yorumlarını diğer insanlara aktarmaktaydı. Bu...