Nerelerdesin şu an? Sana en çok ihtiyacım olduğu zamanda beni bir hüzün ile baş başa bırakıp gittin. Bazen merak ediyorum ne diyecektin bana o son buluşmamızda? Hep o anı düşünürken buluyorum kendimi. Büyük bir merakla ne diyeceğini beklerken sen çekip gittin. Eğer fikrini değiştirirsen ben hep burada seni bekliyor olacağım. Yalnızlık, benim tek dostum oldu. İyileşemeyecek bir kalp, ödediğim bedel ve sevgisiz yaşadığım bir oda. Elimde bir tek bunlar kaldı. Çok farklı bir geleceğimiz olabilirdi. Fikrini değiştirmeni bekledim hep ama ne yazık ki günler geçip gitti. Benim de hatalarım oldu elbet, hepsinin pişmanlığını yaşadım. İstediğim tek şey geri dönmen. Seni hala çok seviyorum.

Bu satırları yazdıktan sonra daha fazla evde kalamadım. Saatlerdir yürüyordum. Nerede olduğumu bile bilmiyordum. Bildiğim tek şey kaybolduğumdu. Yaşadığım üzüntünün büyüklüğünü unutturmamıştı sokaklarda kayboluşum. O beni terk ettikten sonra melankoli benim hayat biçimim olmuştu. Bir türlü aklımdan çıkaramıyordum onu.

Yanlışlıkla kaldırımdaki kare desenlerin çizgisine basmıştım. Hemen bir adım geri dönüp karenin ortasına bastım. Adımımı ritme sokup yürümeye tekrar başladım. Eğer karelere basmadan yürürsem bana geri dönme ihtimali olduğuna inanıyordum. Bu istemsiz bir hareket olmuştu bende.

Sora sora evi bulduktan sonra anahtarı çevirdim. Kapının kilidini açtım, kapadım, açtım, kapadım, açtım, kapadım ve açtım. Bunu hep üç kez tekrarlayıp dördüncüde açardım. Yoksa onu görmek bir daha nasip olmayabilirdi. Ardından lavaboya gittim. Ellerimi üç kez yıkadım. Televizyonun karşısına geçtim. Üç kez açtım kapadım ve dördüncüde açtım. Bunların hepsi benim şansımı yükseltiyordu. Yapmazsam kendimi suçlu hissediyordum. Elimde olmayan bir şeydi, saçmaydı ama bunları yapmadan duramıyordum. Annem, babam beni zorla doktora götürmeye kalkışmışlardı. Ben ise büyük bir kızgınlıkla reddetmiştim. Her şey benim kontrolüm altındaydı ve çok büyüttüklerini düşünüyordum. Sanki kendileri çok normaldi de bende terslik arıyorlardı.

O sırada gördüğüm şey beni irkiltmişti. Hemen gözlerimi ellerimle ovuşturdum. Gördüğüme inanamıyordum. Aman Allah’ım bu resim ne zamandır duvarda yamuk bir şekilde duruyordu? Daha önce nasıl fark etmemiştim bunu. Yoksa eve biri mi girdi de oynattı yerinden? Düşünceler adeta beynimde akıp giderken ok gibi fırlayıp düzelttim resmi. Belki de bu yüzden aramıyordu beni. Kötü şans yakamı bir türlü bırakmıyordu. Evren biz tekrar birleşmeyelim diye uğraşıyordu sanki.

27 yaşındaydım, okulu bırakmıştım ve çalışmıyordum. Neyse ki ailem para gönderiyordu da böylece hayatımı geçindirebiliyordum. Bu şehri terk edemiyordum. Eğer buradan taşınırsam bir daha onunla görüşemeyeceğiz gibi geliyordu. Biliyordum, o buralarda bir yerdeydi ve biz bir gün onunla denk gelecek, konuşup tartışıp tekrar birlikteliğimize devam edecektik.

Tekrar yürümek, yani onu aramak için dışarı çıkmıştım. Boş boş gezinirken önüme birden bir kadın çıktı. Bu o olmalıydı. Çünkü onun paltosu vardı üzerinde. Adımlarımı hızlandırdım. Saçı sarıydı. Büyük ihtimal boyatmıştı saçını. Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Bütün cesaretimi toplayıp kolundan tuttum. “Ne oluyor be.” diye döndü kadın. Bu o değildi. Özür diledikten sonra yolumu değiştirip devam ettim. Her gördüğüm kadın oymuş gibi geliyordu. Her seferinde yüzlerini görmek için uğraşıyor, o olmadığını anladıktan sonra farklı bir yöne gidiyordum.

Bir ara sokağa sapmış, aylak aylak yürüyordum. Kafamı sağa çevirdiğimde gözlerime inanamadım. Gördüğüm kişi O’ydu. Yanında biri vardı ve el ele tutuşmuşlardı. Kalp atışlarım hızlandı. Kalbim yerinden çıkacak gibi çarpıyor, ayak parmaklarıma kadar inen kanın hızlıca vücudumda dolaşımını hissedebiliyordum. Hemen kendimi toparlayıp sakince bir adım attım. Yerdeki çizgilere bakmıyordum bile. Bir blues bara girdiler. Peşlerinden ben de girdim. O sırada çalan şarkıya kulak kesildim. Şarkıda:

 

You know I caught her messin’ ‘round with another man,

(Biliyorsun onu başka bir adamla takılırken gördüm)

And that ain’t too cool

(Ve hiç de iyi değildi)

Bu sırada bir silah sesi duyuldu. Herkes donup kalmıştı. Müzik devam ediyor, herkes sesin nereden geldiğini kestirmeye çalışıyordu. O esnada yerde yatan birini gördüler. Çığlık çığlığa mekan boşaltılıyor, görevliler insanları sakinleştirmeye çalışıyordu. Şarkı devam ediyordu:

Hey Joe, I heard you shot your woman down,

(Hey Joe, kadını vurduğunu duydum)

You shot her down.

(Onu vurdun)

Mekan boşaltılmış, polisler hemen olay yerine gelmişlerdi. Polis, yerde yatan kişinin yüzünü çevirdi. Telsizi eline alarak; “Kimliği belirsiz, 25-30 yaşlarında bir erkek kendini vurmuş.” dedi.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin