NedirHayatlarımıza Entegre Olmaya Başlayan Kavram: Prekarya

Hayatlarımıza Entegre Olmaya Başlayan Kavram: Prekarya

-

 

Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilalinden sonra dünyada ki bütün toplumlar bir değişim sürecine girmeye başlamıştı. Bu değişim süreci bazı toplumlarda daha çabuk gerçekleşirken bazı toplumlarda ise daha geç gerçekleşmekteydi. Peki, yaşanılan Sanayi Devrimi ve Fransız ihtilalinden sonra dünyada ki toplumlarda ne gibi değişikler olmuştu? Basit bir şekilde cevaplamak gerekirse Sanayi Devrimi ile birlikte çalışma koşulları farklılaşmaya başladı. Fransız İhtilali ile birlikte mutlak monarşinin yıkılıp cumhuriyet kurulmaya başlamıştı. Dolayısıyla yurttaşlık ve insan haklarında da gözle görülür oranda farklılaşmalar olmaya başlamıştı.

Bizler konumuz açısından devam etmek için Sanayi Devrimi’nin meydana getirmiş olduğu sonuçlardan sadece bir tanesi olan çalışma koşullarının farklılaşmasını ele almaya çalışalım. Karl Marx’ın meşhur bir toplum analizi vardır. Onun için toplumda iki sınıf bulunmaktadır. Bunlardan birisi burjuva sınıfıdır. Burjuva sınıfı üretim araçlarına sahip bir sınıftır. Diğer sınıf ise proletarya yani işçi sınıfıdır. Bu sınıf ise burjuva sınıfına emeklerini satan bir sınıftır. Sanayi devrimi ile beraber değişmeye başlayan dünya düzeni sonucunda Karl Marx’ın bahsetmiş olduğu iki sınıflı toplum anlayışı da farklılık göstermeye başladı. Diyebiliriz ki, toplum üç toplumsal sınıfa ayrılmaya başladı. Bunlar; alt sınıf, orta sınıf ve üst sınıf grubudur. Alt sınıfı ücretli sanayi işçileri ve köylüler oluşturmaktadır. Orta sınıf nitelikli işçi sınıfıdır. Üst sınıf ise üretim araçlarının çoğunluğuna sahip olan kişilerden oluşmaktadır. İlerleyen zaman sürecinde bu üç sınıftan biri olan orta sınıf giderek genişlemeye başladı. Özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinde orta sınıfta yeni bir grup ortaya çıkmaya başladı. Bu grubun ismine ise prekarya veya prekarite denilmektedir.

Prekarya sınıfının ne olduğunu Vatansever’den hareketle şöyle açıklayabiliriz; ‘Tüm dünyada giderek sayıları artan ve tüm vasıflarına rağmen minimum iş güvencesinden bile
yoksun insanlardan mütesekkil bir “anti-sınıf”’ olarak tanımlayabiliriz (Vatansever, 2013). Farklı bir şekilde ifade etmemiz gerekirse geleceği belirsiz olan beyaz yakalılardan oluşan bir sınıftır. Geleceği belirsizdir çünkü bu sınıftaki bireyler çalışma sisteminin dışına atılma korkusundan dolayı var olan haklarının çiğnenmesine, ağır koşullar altında çalışmaya seslerini pek çıkarmazlar. Aslında bunun nedeni bu gruba ait olan insanların her hangi bir güvenceye sahip olamamasıdır. Prekarya sınıfına ait kişilerin yaşamış olduğu bu duruma ise prekarizasyon diyebiliriz. Prekarya sınıfını, Karl Marx’ın toplumsal sınıf düzeyinde açıkladığı burjuvalar ve proletaryalardan farklı olarak şöyle açıklayabiliriz; Prekarya, proletarya yani işçi sınıfından farklı olarak kendini geliştirmiş, eğitim seviyesi yüksek olan, daha iyi bir yaşama entegre olmaya çalışan bir sınıftır. Bu kavram Fransız sosyologlar tarafından ilk defa 1980’lerde kullanılmaya başlanmıştır. O zamanlar mevsimlik işçiler için kullanılan prekarya kavramı daha sonraki süreçlerde ise bu gruba hizmet sektöründe çalışanlar, kadınlar, günlük işlerde çalışan bireylerde dahil olmaya başladı. Yani diyebiliriz ki gelecek güvencesizliği olan her çalışan bu sınıfa girebilmektedir. Günümüzdeki çalışan gruplarına baktığımızda, sigortası olmadan çalışan insanları örnek olarak verebiliriz. Çünkü bu insanlar işlerini kaybettikleri andan itibaren ellerinde her hangi bir güvencesi olmayacaktır. Sadece çalıştıkları süre zarfında sunmuş oldukları emekleri karşılığında almış oldukları ücret onların tek artısıdır.

Prekaryayı anlatırken karşımıza ilk olarak çıkan kişi şüphesiz Guy Standing‘tir. Standing’in eseri olan Prekarya: Yeni Tehlikeli Sınıf ‘ta prekaryayı  ‘küreselleşmenin çocuğu’ ve ‘oluşmakta olan bir sınıf’ olarak tanımlamaktadır (Standing, 2014). Prekarya, nitelik açısından çoğu zaman kısa süreli veya geçici işle yaşar. Refah devleti döneminde edinilen maaşların iş gücü güvenliği biçimlerinin hiçbirine sahip değildir ve nispeten düşük ve güvensiz kazanç sağlayarak hayatına devam eder (Güvendi, 2019). Prekarya sınıfı aslında meslek açısından her hangi bir kimliğe sahip değildir. Çünkü bu sınıfa dahil olanlar çalışma piyasalarına girerek kendini geliştirmektedirler. Günümüz açısından baktığımızda ‘ne iş olursa yaparım’ şeklinde düşünerek çalışmak isteyen insanlar bu gruba girebilmektedir. Bu sınıf gerek yerel boyutta olsun gerekse küresel boyutta olsun bir güvenceye sahip olamadığından dolayı siyasi aktörlerinde hedefindedirler. Özellikle küresel anlamda bu sınıfın nüfusu artmaya başladığından dolayı siyasi aktörler bu grubun güvencelerini sağlayacaklarını iddia ederek grup üyelerinin oylarını almaya çalışmaktadırlar. Prekarya grubunun iş yaşamı güvencesiz olduğu gibi ikili ilişkileri de aslında güvencesizdir. Günümüz insan ilişkilerinin (arkadaşlık, dostluk, sevgililik) karşılıklı çıkar ilişkisi üzerinde kurulduğunu düşünürsek eğer bu sınıfın iş yaşamında bir güvencesi olamadığından ikili ilişkileri de tehlikeye girebilmektedir.

Kaynakça;

  • Güvendi, M. A. (2019). Prekarya Tartışmaları; Kavram, Tanım ve Durum. İnsan ve Toplum, 1-18.
  • Standing, G. (2014). Prekarya: Yeni tehlikeli sınıf. İletişim.
  • Vatansever, A. (2013). Prekarya geceleri: 21. yüzyıl dünyasında geleceği olmayan beyaz yakalıların rüyası. LAÜ Sosyal Bilimler Dergisi4(2), 1-20.
- Podcast -
Avatar
Ersin Boran
Üstündür muhtemel hayattan kaçan ayağa karşı yılmadan hayata tutunan el..!

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

[PODCAST] Rönesans Ressamları #2- Michelangelo

Eğer yukarıdaki bağlantıdan podcastimiz açılmıyorsa buradan dinleyebilirsiniz.Bu podcastimizde Michelangelo hakkında bilinen - bilinmeyen birçok konuya değindik. Rönesans Ressamları serimiz...

Karantina Sürecinde Okuyabileceğiniz Kitaplar

Bu yazımızda hazır karantinadayken, her biri farkı tür olan ve hemen bitebilecek kitapları listeledik. İyi okumalar! 1- Normal İnsanlarYazarı Sally...

Toplumun Tekinsizliğinden Doğan Kitap: Müge Koçak, Yankı

"Toplum olarak yaralıydık sanırım. Amaçsızlığmız sürekli birilerinin yarasına dokunuyor gibiydi. Kimse bizim hiçbir fikre bağlı olmaksızın sırf şaklabanlık olsun...

Ihlamur Günlükleri – Başak Buğday | 20 Alıntı

“Bir şiir, öykü ya da roman okurken "işte aynen böyle  hissediyorum", "sanki ben yazmışım gibi" deyip altını çizdiğiniz tüm...
- Reklam -

Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar – 23 Alıntı

Nietzsche'nin ilk akıl hocası olan Schopenhauer, Alman felsefesinin de ilk düşünürlerindendir. Felsefesi, rasyonalizmin temele oturtulduğu felsefe tarihine yeni bir bakış...

Gelincik: Netflix’ten 90’lı Yıllara Bir Bakış

Yönetmenliğini Orçun Benli’nin yaptığı ve başrollerinde Ahmet Mümtaz Taylan ile Kaan Yıldırım’ı gördüğümüz Gelincik filmi, 90’lı yıllarda gerçekleşen faili...

2021 Brit Ödülleri Sahiplerini Buldu!

Britanya'nın en prestijli müzik ödüllerinden biri olarak gösterilen Brit Ödülleri 41.kez sahiplerini buldu!Ödüller, her sene olduğu gibi bu sene...

Elçiler: Kuzey Rönesansı’nda Dünyevi Olmayan Bir Gizem

Kuzey Rönesansı'nın en önemli isimlerinden biri Hans Holbein'ın 1533 yılında yaptığı Elçiler (The Ambassadors) eseri, yaşadığımız dünyaya ve inanılan...