Hayatlarımıza Entegre Olmaya Başlayan Kavram: Prekarya

Yazarın Diğer Yazıları

Hayat Tarzlarıyla Beraber Sosyal Ağların Benzeşmesi

İnsanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden bir tanesi de şüphesiz ki matbaanın keşfedilmesidir. Matbaa sayesinde insanlar kendi fikirlerini, düşüncelerini veya yorumlarını diğer insanlara aktarmaktaydı. Bu...

Toplumsal Tabakaların Tüketim Algısı Üzerine

  Dünyada bulunan toplumları tek bir topluluk olarak ele almamız mümkün değildir. Bu toplumlar muhakkak ki çeşitli tabakalara ayrılarak karşımıza çıkıyor. Sosyal bilimlerde bu duruma...

Türk Sosyolojisinin Kurumlaşmasını Sağlayan İsim: Ziya Gökalp

Türkiye'de sosyolojinin gelişmesine bir çok isim katkıda bulunmuştur. Katkıda bulunan isimlerden bir tanesi de Ziya Gökalp'tir. 23 Mart 1876'da Diyarbakır'da doğan Gökalp, eğitimine Diyarbakır'da...

Hayatlarımıza Entegre Olmaya Başlayan Kavram: Prekarya

  Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilalinden sonra dünyada ki bütün toplumlar bir değişim sürecine girmeye başlamıştı. Bu değişim süreci bazı toplumlarda daha çabuk gerçekleşirken bazı...
Avatar
Ersin Boran
Üstündür muhtemel hayattan kaçan ayağa karşı yılmadan hayata tutunan el..!

 

Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilalinden sonra dünyada ki bütün toplumlar bir değişim sürecine girmeye başlamıştı. Bu değişim süreci bazı toplumlarda daha çabuk gerçekleşirken bazı toplumlarda ise daha geç gerçekleşmekteydi. Peki, yaşanılan Sanayi Devrimi ve Fransız ihtilalinden sonra dünyada ki toplumlarda ne gibi değişikler olmuştu? Basit bir şekilde cevaplamak gerekirse Sanayi Devrimi ile birlikte çalışma koşulları farklılaşmaya başladı. Fransız İhtilali ile birlikte mutlak monarşinin yıkılıp cumhuriyet kurulmaya başlamıştı. Dolayısıyla yurttaşlık ve insan haklarında da gözle görülür oranda farklılaşmalar olmaya başlamıştı.

Bizler konumuz açısından devam etmek için Sanayi Devrimi’nin meydana getirmiş olduğu sonuçlardan sadece bir tanesi olan çalışma koşullarının farklılaşmasını ele almaya çalışalım. Karl Marx’ın meşhur bir toplum analizi vardır. Onun için toplumda iki sınıf bulunmaktadır. Bunlardan birisi burjuva sınıfıdır. Burjuva sınıfı üretim araçlarına sahip bir sınıftır. Diğer sınıf ise proletarya yani işçi sınıfıdır. Bu sınıf ise burjuva sınıfına emeklerini satan bir sınıftır. Sanayi devrimi ile beraber değişmeye başlayan dünya düzeni sonucunda Karl Marx’ın bahsetmiş olduğu iki sınıflı toplum anlayışı da farklılık göstermeye başladı. Diyebiliriz ki, toplum üç toplumsal sınıfa ayrılmaya başladı. Bunlar; alt sınıf, orta sınıf ve üst sınıf grubudur. Alt sınıfı ücretli sanayi işçileri ve köylüler oluşturmaktadır. Orta sınıf nitelikli işçi sınıfıdır. Üst sınıf ise üretim araçlarının çoğunluğuna sahip olan kişilerden oluşmaktadır. İlerleyen zaman sürecinde bu üç sınıftan biri olan orta sınıf giderek genişlemeye başladı. Özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinde orta sınıfta yeni bir grup ortaya çıkmaya başladı. Bu grubun ismine ise prekarya veya prekarite denilmektedir.

Prekarya sınıfının ne olduğunu Vatansever’den hareketle şöyle açıklayabiliriz; ‘Tüm dünyada giderek sayıları artan ve tüm vasıflarına rağmen minimum iş güvencesinden bile
yoksun insanlardan mütesekkil bir “anti-sınıf”’ olarak tanımlayabiliriz (Vatansever, 2013). Farklı bir şekilde ifade etmemiz gerekirse geleceği belirsiz olan beyaz yakalılardan oluşan bir sınıftır. Geleceği belirsizdir çünkü bu sınıftaki bireyler çalışma sisteminin dışına atılma korkusundan dolayı var olan haklarının çiğnenmesine, ağır koşullar altında çalışmaya seslerini pek çıkarmazlar. Aslında bunun nedeni bu gruba ait olan insanların her hangi bir güvenceye sahip olamamasıdır. Prekarya sınıfına ait kişilerin yaşamış olduğu bu duruma ise prekarizasyon diyebiliriz. Prekarya sınıfını, Karl Marx’ın toplumsal sınıf düzeyinde açıkladığı burjuvalar ve proletaryalardan farklı olarak şöyle açıklayabiliriz; Prekarya, proletarya yani işçi sınıfından farklı olarak kendini geliştirmiş, eğitim seviyesi yüksek olan, daha iyi bir yaşama entegre olmaya çalışan bir sınıftır. Bu kavram Fransız sosyologlar tarafından ilk defa 1980’lerde kullanılmaya başlanmıştır. O zamanlar mevsimlik işçiler için kullanılan prekarya kavramı daha sonraki süreçlerde ise bu gruba hizmet sektöründe çalışanlar, kadınlar, günlük işlerde çalışan bireylerde dahil olmaya başladı. Yani diyebiliriz ki gelecek güvencesizliği olan her çalışan bu sınıfa girebilmektedir. Günümüzdeki çalışan gruplarına baktığımızda, sigortası olmadan çalışan insanları örnek olarak verebiliriz. Çünkü bu insanlar işlerini kaybettikleri andan itibaren ellerinde her hangi bir güvencesi olmayacaktır. Sadece çalıştıkları süre zarfında sunmuş oldukları emekleri karşılığında almış oldukları ücret onların tek artısıdır.

Prekaryayı anlatırken karşımıza ilk olarak çıkan kişi şüphesiz Guy Standing‘tir. Standing’in eseri olan Prekarya: Yeni Tehlikeli Sınıf ‘ta prekaryayı  ‘küreselleşmenin çocuğu’ ve ‘oluşmakta olan bir sınıf’ olarak tanımlamaktadır (Standing, 2014). Prekarya, nitelik açısından çoğu zaman kısa süreli veya geçici işle yaşar. Refah devleti döneminde edinilen maaşların iş gücü güvenliği biçimlerinin hiçbirine sahip değildir ve nispeten düşük ve güvensiz kazanç sağlayarak hayatına devam eder (Güvendi, 2019). Prekarya sınıfı aslında meslek açısından her hangi bir kimliğe sahip değildir. Çünkü bu sınıfa dahil olanlar çalışma piyasalarına girerek kendini geliştirmektedirler. Günümüz açısından baktığımızda ‘ne iş olursa yaparım’ şeklinde düşünerek çalışmak isteyen insanlar bu gruba girebilmektedir. Bu sınıf gerek yerel boyutta olsun gerekse küresel boyutta olsun bir güvenceye sahip olamadığından dolayı siyasi aktörlerinde hedefindedirler. Özellikle küresel anlamda bu sınıfın nüfusu artmaya başladığından dolayı siyasi aktörler bu grubun güvencelerini sağlayacaklarını iddia ederek grup üyelerinin oylarını almaya çalışmaktadırlar. Prekarya grubunun iş yaşamı güvencesiz olduğu gibi ikili ilişkileri de aslında güvencesizdir. Günümüz insan ilişkilerinin (arkadaşlık, dostluk, sevgililik) karşılıklı çıkar ilişkisi üzerinde kurulduğunu düşünürsek eğer bu sınıfın iş yaşamında bir güvencesi olamadığından ikili ilişkileri de tehlikeye girebilmektedir.

Kaynakça;

  • Güvendi, M. A. (2019). Prekarya Tartışmaları; Kavram, Tanım ve Durum. İnsan ve Toplum, 1-18.
  • Standing, G. (2014). Prekarya: Yeni tehlikeli sınıf. İletişim.
  • Vatansever, A. (2013). Prekarya geceleri: 21. yüzyıl dünyasında geleceği olmayan beyaz yakalıların rüyası. LAÜ Sosyal Bilimler Dergisi4(2), 1-20.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

LOU ANDREAS – SALOME ‘ARAYIŞLAR’

Arayışların Anlattıkları:   Son dönemlerde kadınların gündemde fazlaca yer almasıyla aslında oluşamayan bir kararın geçmişe yönelik izlerini ve tercihlerle değişen bir hayat döngüsünü ele alan Lou...

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Hayat Tarzlarıyla Beraber Sosyal Ağların Benzeşmesi

İnsanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden bir tanesi de şüphesiz ki matbaanın keşfedilmesidir. Matbaa sayesinde insanlar kendi fikirlerini, düşüncelerini veya yorumlarını diğer insanlara aktarmaktaydı. Bu...