Hatıralarla Yüzleşmenin Hikayesi: Kaybolan | 27 Alıntı

Günümüz Türk edebiyatının sevilen kalemlerinden olan Tarık Tufan eylül ayı itibariyle yeni kitabı Kaybolan’ı biz okuyucularıyla buluşturdu. Doğan Kitap etiketiyle basılan kitap Hakan, Hakan’ın çevresindeki iki kadın ve Hakan’ın anıları çerçevesinde bizi İstanbul sokaklarında dolaştırıyor. Kitabı okumanızı mutlaka tavsiye ederek sizin için seçtiğimiz cümleleri paylaşıyoruz. Keyifli okumalar Söylenti Ailesi!

  1. İnsanın kendisiyle mesafesi, dünyanın geri kalanıyla arasındaki mesafeden daha büyükmüş. Yalnızlık, hayatın içindeki küçük bir parça değil, hayatın ta kendisiymiş.
    (s. 12)
  2. Hayatın en çetrefilli meselesi, çözülmesi en zor sırrı, gerçekte kim olduğumuzdur. Bunu ancak kırk yaşıma geldiğimde öğrendim.
    (s. 13)
  3. Ölmekle hayatta kalmak arasındaki mesafe, sevdiklerinle arandaki mesafeyle ters orantılı.
    (s. 13)
  4. Mutsuzlukla hastalığı birbirinden ayırt edebilmek kolay olmuyor. Mutsuz insanların alameti farikası hiç geçmeyen yorgunluktur. Sanki hep hastaymış gibi.
    (s. 16)
  5. Ucuz sızlanmaları çoğaltarak, acılı isyankâr rolünü büyüterek, sosyal itibarlar devşirecek değilim. Hiç olmazsa bu zorlu itiraf anında kendime karşı dürüst olmayı seçiyorum.
    (s. 17)
  6. Gerçekten sevdiğin bir insana aldığın her hediye onun hayatının eksik parçasıymış gibi yerine oturur. Doğru hediye, daha ilk gördüğün anda o kişiyi hatırlatır.
    (s. 58)
  7. Hayatın içinde insanı aldatacak çok sahtelik var, asıl gerçek kalbimizde bir yerlerde. Korunarak kalmış, hiç bozulmamış, insanın ilk yaratıldığı günlerdeki kadar saf, tertemiz.
    (s. 59)
  8. Kendi içinde kaybolmuşsan, hayatının eskisi gibi olma ihtimali giderek azalıyor ve o saatten sonra nereye gideceğinin, ne yapacağının, nasıl yapacağının pek bir anlamı kalmıyor.
    (s. 64)
  9. Bir kere de sen adım at. Dokuz kere ben adım atayım ama bir kere sen at ki onuncusu için ben de güç bulayım.
    (s. 116)
  10. İçinde benimle alakalı olmayan o kadar çok şey var ki. Oysa benim için bu dünyada olup biten her şeyde senin izin var.
    (s. 128)
  11. “İyi geceler Hakan.”
    Sesinde kötü biten gecelerin buruk tadı, çok uzaklardan gelip aradığını bulamayanların üzüntüsü, aynı yatakta iki kişilik yalnızlığın kırgınlığı vardı.
    (s. 131)
  12. Güzellikler çabuk biter. Galiba bu dünyada kabullenmekte zorluk çektiğim en yalın ve sert gerçeklik bu: Güzellikler çabuk biter. Düşüncesi bile canımı yakıyor. Bunun için de güzel olan ne varsa nasılsa çabuk biter diye başlamadan bitirdim. Ne tuhaf değil mi? Ben güzel anları yaşama becerisinden yoksunum.
    (s. 167)
  13. Ömrü boyunca en maharetli olduğu konuyu sorsalar, hiç şüphe yok ki, duygularını gizlemek olduğunu söylerdi Yıldız. Bunu iftiharla değil kalbine dikenler batarak itiraf ederdi; öğrenene kadar çok canı yanmıştı.
    (s. 174)
  14. Kara delikler sadece uzayda ve zamanda görülmez, insanın içinde de kara delikler var, kendi içinde başka alemlere geçebiliyorsun.
    (s. 199)
  15. Bir yandan da yardıma ihtiyaç duyan bir kadının duygusal zaaflarını kullanmış olmaktan korkuyordu. İnsanlar zor anlarında bağımlılıklar geliştirebilir ve bunun adına aşk diyebilirdi.
    (s. 215)
  16. Doğru insanı bulmak düşüncesi gitgide inandırıcılığını yitiriyordu, öyle biri olduğuna dair beklentilerini bir yana atmıştı, bir gün bir adamla karşı karşıya geldiğinde gökten rengarenk yıldızlar dökülmeyecekti üzerlerine, güneşin ışıkları güzel kokulu çiçeklere dönüşmeyecekti, öyle düşsel, masalsı bir karşılaşma olmayacaktı hayatı boyunca. Masallara inanmayı çoktan bırakmıştı.
    (s. 221)
  17. Herkes hayatında en az bir kere deliriyor, düşüyor, kayboluyor ve hiç kimsenin delirmesi, düşüşü yağır kayboluşu bir başkasınınkine benzemiyor. Yıkımların her birinin kendine özel bir hikayesi var, bu yüzden de istisnasız herkes kendi başına gelenleri başkalarına kıyasla daha büyük bir felaket olarak görme yanılsaması içinde.
    (s. 223)
  18. Benim lanetim de bu: Bile bile, aynı ateşe bin kere elimi sokmaktan kendimi koruyamadım.
    (s. 239)
  19. İnsanın kaderinde bir düğüm noktası var, o düğümü çözebilmek hayatın keskin dönüşlerinden birine kapı açıyor. Marifetlerinle aptallıkların arasındaki mesafeyi adamakıllı ölçebilmek, zaaflarını ve gücünü dürüstçe keşfedebilmek, geçmişle gelecek arasındaki hayati dengeyi kurabilmek, benliğinin karanlıkta kalan taraflarını bulup yüzleşebilmek buna bağlı.
    (s. 249)
  20. Mutlu olduğun ilk an aslında onu kaybetmeye başladığın andır, bir şeyin kötü gideceğinden endişe ediyorsan endişe etmekten vazgeç, zaten kötü gitmeye başlamıştır.
    (s. 272)
  21. Bazı acılar var ki onlardan kurtulabilmek için insanın çaba sarf etmesi yetmez; unutmaya çalışmak, zamana bırakmak yahut kabullenmek, yüzleşmek, üstüne gitmek beyhude, ne yapsan geçmez. Kurtulmanın tek yolu o acının seni terk etmesini beklemek; bazen insanlar kadar acılar da yorulur ve giderler.
    (s. 285)
  22. Hepimiz kederli ruhlarımızı, kırık kalplerimizi, boşluktaki duygularımızı onarmak için gerçek olmadığını bildiğimiz tesellilere razı geldik, kusurlarımızın üstünü örttük. Herkes kendince o kuyudan çıkmanın bir yolunu buldu. Asıl sorun başkaydı; bir kuyudan çıkıp başka bir kuyuya düşmüştük ve bunu kurtuluş zannedip, yanlışları telafi ettiğimiz zannına kapıldık.
    (s. 320)
  23. Çorba insanları yakınlaştırır. Ancak çok samimi olduğunuz biriyle karşılıklı oturup çorba içersiniz. Çorba yoksunluğu çağrıştırsa da sıcaklığıyla bunu örten bir yemek; içinizi ısıttığı kadar birlikte olduğunuz kişiyle de aranızdaki içtenliği artırıyor. Gösterişsiz ama vaatkâr. Birbirini sevenler ve iyi arkadaşlar birlikte çorba içmeye giderler, başkalarıyla aralarındaki mesafe nispetinde “yemeğe” giderler.
    (s. 322)
  24. Ev dediğin, insanlar, eşyalar, duvarlar ve bunların insanda hissettirdiği duygulardır. Bir şey değiştiğinde her şey değişebilir. Nefret de sevgi de çabucak tersine dönebilir.
    (s. 362)
  25. Her insan, kimselere açık etmediği suçlarıyla, ayıplarıyla, hevesleriyle, hayalleriyle, günahlarıyla gömülür. Toprak bu dünyanın en güvenilir sırdaşıdır.
    (s. 388)
  26. Birine aşık olmak, kendi gözlerini kör edip, hayata onun gözleriyle bakmak demek, ayrılığın insanı kör etmesi de bundan.
    (s. 389)
  27. Kaybolmuş bir insanın, kendisini ancak bir başkasında bulabileceğine bütün kalbimle inandım. Mühim olan o insanı bulabilmek. Aynı kederi paylaştığınız o ruhla karşılaştığınızda, tanıdık bir şeyleri görmek umudunuzu diriltir. Bir mucize kadar hayret verici bir karşılaşma; ortak kederli ruhların birbirini bulması.
    (s. 390)

 

 

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

İrem Nur Kaya
İrem Nur Kaya
“Yarayla alay eder yaralanmamış olan”

Must Read

Unutulmaz Dizi ve Filmlerden Unutulmaz 15 Replik

Bu yazımızda bizi etkileyen, tekrar izleme isteği  uyandıran, ağlatan, güldüren, düşündüren unutulmaz dizi ve filmlerin, film karakterlerininin, unutulmaz repliklerini sizler için derledik. İyi okumalar...