
Yol ortasında uzanıp giden bir akşam vakti
son çeşmelerden gözlerime dolan mahmurluğum
hasretinden kamburlaşan gözçukurlarımda birikti.
Etrafta sararmayı bekleyen âşinâ gün ışıkları
yüzümde yer eden aynalarda yansırken
hatıralarım döküldü ruhumdan birer birer.
Sağ yanımda yalnızlaşan bedenim üşüdü yokluğundan.
Benliğim bu soğuk yolda sensizlikten bihaber
ve saatler olduğundan daha karanlık.
son çeşmelerden gözlerime dolan mahmurluğum
hasretinden kamburlaşan gözçukurlarımda birikti.
Etrafta sararmayı bekleyen âşinâ gün ışıkları
yüzümde yer eden aynalarda yansırken
hatıralarım döküldü ruhumdan birer birer.
Sağ yanımda yalnızlaşan bedenim üşüdü yokluğundan.
Benliğim bu soğuk yolda sensizlikten bihaber
ve saatler olduğundan daha karanlık.
Birkaç adım ilerisi bir arpa boyu kalp kırıntısı
ve sessiz sedasız göç eden soluk benizli insanlar.
Yürüdüğüm yönde yol kenarı tezatlıkları;
bir yanım sonbahardan kalma bozkırca sözler
bir yanım hasat vaktinden sonra günbatımı.
Hasat vakti ekilen hasret içinse henüz vakit var.
Rüzgâra miras bıraktığımız her yeni gün
doğar elbet yine aynı yolun ufkundan.
Sensizce konuştuğum tüm lisanlar yankılanır kulaklarımda.
Sağ yanım sensiz,
sol yanım sonbahardan kalma bozkırca sözlerle dolu.
Savrulduğum yönde esiyor rüzgâr geceleyin
ve yarım kalmış gün batımları
hiç olmadığı kadar soğuk.
– Görkem Çapar








































