Günün Anlam ve Önemine İthafen: “Asım Bezirci”

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

“Eleştirmenin iki şeye ihtiyacı vardır; zaman ve para. İkisi de bende yok.”

Hayatınızda kaç tane sağlam edebiyat eleştirmeni tanıyorsunuz? Asım Bezirci bize hala geçerli ve teorik eleştiri sistemi bırakmadı. O gün gelmeden öldürüldü. Biz edebiyatçılara da onu hatırlatmak kaldı…

Sivas Katliamı, çoğumuza diyecek kelime bırakmayan, bir oteli de içindekileri de ölümsüz yapan bir yangın. Orada yitirdiğimiz sanatçılarımızdan Asım Bezirci’yi anacağız bugün.

Ünlü bir edebiyat eleştirmeni olan Bezirci, kendi yaşadıklarına eleştirmen gözüyle baksa ne derdi acaba? Ne yapardı kendi haberini görse? Bezirci, aynı zamanda ilkokulda bize okutulan Türkçe kitaplarının da yazarı. Evet evet, bir kuşak onun yazdıkları ile öğrendi güzel dilimizi. Varoluşçuluk, Felsefe ve Din, Sosyalizm ve Edebiyat, Halkın Ekmeği, Adalet gibi çok önemli kitapları Türkçeye kazandırmış bir çevirmendir, edebiyatımızın ağır işçilerinden biridir. Bugün eğer Nâzım Hikmet, Tevfik Fikret, Orhan Veli’nin eserlerini eksiksiz okuyabiliyorsak bunu Asım Bezirci’nin maddi bir karşılık beklemeden yaptığı olağanüstü çabaya borçluyuz.

Bezirci’yi farklı yapan çalışma azmidir. Gündüzleri bir şirkette muhasebecilik, akşamları da edebiyat eleştirmenliği yapardı gazetelerde. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne büyük bir hırs ile girmesi de bundandı zaten… O çok yönlü kişiliği, devrine uyum sağlayamamasını tetikledi mi dersiniz? Bezirci’nin döneminde siyasi olaylar karışık, politika nabız çizgisinden de hareketliydi. Sosyalist devrim tartışılıyor, üniversiteler çalkalanıyordu… Kapitalist devrimin sona yaklaştığının farkında, sosyalist devrimin geleceğine yürekten inanıyordu. Bu uğurda hapis bile yattı.

 

Birçok aydının-yazarın dile getirmekten kaçındığı doğruları Asım Bezirci çekinmeden dile getirdi.

- Advertisement -

“Ağustos böceklerince sesli ve ortalıkta olan birçok kişilere karşın, peteğini arı kıvamında dolduran rasyonel bir çalışma ve çaba ile eleştiri ve yapıtlarını topluma getiren bezirci, kişiliğince büyük ve anlamlı görünümüyle edebiyatımızda bir parmak izi, bir alınyazısı gibi durmaktadır.” (su, ocak 1964)  – Kadir Şahin

 

Edebiyat camiasını ilgilendiren yanı, İkinci Yeni Olayı adlı çalışması. İkinci Yeni şiirinde nesnel bir gerçeklik arama yoluna gidiyor Bezirci. Türk dilini sevdiği kadar Türk şiirine de aşık biri.

MADIMAK OTELİ

Sivas’ta da Pir Sultan Abdal etkinliği için bulunuyordu. Bezirci, aslında sanat yolunda ölmüştü… Biz onu merdivenlerde yangından kaçmayı beklerken olan fotoğrafıyla hatırlıyoruz…


Yazıyı birkaç sözü ile bitirelim;

“Bölümlü toplumların tarihi şunu gösteriyor. Yükselen sınıfların ideolojisi genellikli devrimcidir, gerçekçi ve maddecidir. Fakat bu sınıflar iktidara geçip de toplumu kendi çıkarlarına göre düzenledikten sonra zamanla tutucu olurlar.”

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Aydınlığı Bir Ucundan Olsa Bile Gören Kadın: Sevgi Soysal

"Hayat bir denizdir, yüzme bilmeyen boğulur." "Korkma, aydınlığı bir ucundan da olsa görenlerin işi değil korkmak." Sadece yarından konuşmak isteyen; kuru dallardan, kurumaya yüz tutmuş öz...

Dogma 95: Breaking The Waves

Dogma 95 Nedir ?  Lars Von Trier ve Thomas Vinterberg tarafından başlatılmış bir film yapım hareketidir. Hollywood sistemine karşı olan, sinema sanatında hikaye anlatım tarzının...