Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“Şeffaflık Toplumu, bir güven toplumu değil; kontrol toplumudur.”

Sosyal medya, olumlu ve güzel özellikleriyle birlikte son yıllarda hayatımızın merkezi haline gelmiştir. Sağladığı imkanlar, sahip olduğu hız ve dünyanın bir ucuna anında ulaştırmak, bakış açımızı genişletmek gibi birçok olumlu yansımalarını yaşantımızda görürüz. Ancak, günümüzde sosyal medya, toplumu giderek kontrol altına alan ve sömüren bir hale gelmiştir. Kendi isteğimizle hayatımızın hemen hemen her alanını paylaşır olduk. İkili ilişkilerimiz oldukça değişti. Tanıdıklarımızı sokakta görüp selam vermeye çekinir olduk ancak fotoğraflarını, paylaşımlarını hep “beğenir” hale geldik. Her seferinde “mutlaka görüşelim” denilen kısa sohbetlerin sonunda hiç buluşamaz olup, sadece fotoğraflarımıza bir emoji bırakarak iletişimde kalmaya çalışır olduk. Bunun haricinde ortaya yepyeni kırgınlıklar, küskünlükler çıktı. İyi/kötü tepkilerimizi anında sosyal medyaya yansıtan bir toplum haline dönüştük. Cep telefonlarımızı yanımızdan ayıramaz olduk; birinden haber gelme amacının yanı sıra kendimizi güvende hissetmek, ulaşma-ulaşabilme amacıyla ayrılmaz hale geldik. Peki, teoride güven gibi gözüken bu durum gerçekten de ilişkilerde ve hayatımızda güveni sağlar oldu mu?

Şeffaflık Toplumu, son zamanlarda okuduğum en keyifli ve en nitelikli kitaplardan birisiydi. Kitap, toplumu farklı şekillerde ele alıp bunların kısaca açıklamalarından oluşuyor. “Olumluluk, teşhircilik, apaçıklık, porno, ivme, teklifsizlik, enformasyon, ifşa ve kontrol toplumu” olarak ele alıp dokuz bölüme ayırmış yazarımız. Bu toplumların genel haline baktığımızda ise, şeffaflık toplumu oluşuyor. Toplumları bu şekilde isimlendirirken felsefi, sosyolojik, psikolojik anahtar kavramlar kullanılmış diyebiliriz.

Şeffaflık insanı camlaştırır. Şiddeti de burada görülür. Sınırsız özgürlük ve iletişim, kontrol ve gözetime dönüşür. Sosyal medya da gün geçtikçe toplumu disiplin altına alan ve sömüren bir olgu haline dönüşüyor farkında olmadan. Çünkü, ister istemez çağa ayak uydurmanın gayretiyle hepimiz bu çarkın içinde yer alıyoruz ve doğru yolu bulması oldukça güç oluyor.

“Olumluluk toplumunun genel yargısı Like/beğendim’dir. Facebook’un Dislike/beğenmedim seçeneği sunmamaktaki kararlılığı anlamlıdır. Olumluluk toplumu, iletişimi sekteye uğratacağı için olumsuzluğun her türünden kaçınır…”
(s.23)

Bunun haricinde şeffaflık, bir ideolojidir. Tüm ideolojiler gibi onun da olumlu bir çekirdeği vardır. Tehlikesi de tam da bu ideoloji fikrinde yatar. Daha da artarsa şiddete yol açar. Üretim ve iletişim için gizlilik, yabancılık olumsuz etki bırakır. Şeffaf olmak adına bunlardan kurtulmak gerekir. İşte kitabın konusunda da genel olarak bu düşünceleri okuyoruz. Üslubu çok akıcı. Kolayca okunuyor. Ayrıca günümüzdeki ilgi çekici detaylardan bahsediliyor. Bu yüzden kitabı elimden bırakmak istemedim.

Küçük bir eleştiride bulunmam gerekirse; kitap konusu gereği oldukça sosyolojik öğeler barındırmakta. Bu nedenle sayfalarda daha fazla sosyologların düşüncelerini görmek, bahsedilen düşüncelerin ilgili sosyologların görüşleriyle daha çok güçlendirilmesini isterdim. Ancak, bu kitabı kötülemek kesinlikle değil. Üzerinde düşündürecek harika bir kitaptı. Merak edenlere kesinlikle tavsiye ederim.

Umut dolu kitaplara…

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin