Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



1. “Konuşulan söz totaliterdir. Buyurur. Sahiplenir. Öteki sözleri dışarıda bırakır. Ağzımızdan çıktığı anda, hiyerarşik bir ilişki yaratır: Bir konuşan, bir de dinleyen vardır.” (sf:39)

2. “Çok boyutlu, çok duyumlu deneyimimizi tek bir sözcüğe indirgediğimiz anda, bizi çevreleyen sonsuz zenginliği bozmuş, insanoğlunun hayal gücünü iğdiş etmiş ve totaliter bir düzeni zorla kabul ettirmiş oluyoruz.
Dünyayı sözcüklere tutsak ettik. Bu süreçte biz de, kendi sözcüklerimizin tutsağı olduk.” (sf:41)

3. “Biz, özgür olmaktan korkuyoruz aslında. Yerleşik düzenin dikte ettiği, herkesin de karşılıklı olarak kabullendiği tutum ve davranış sınırlarının içinde kalmak istiyoruz. Bizi nihai bağımsızlığa götürecek adımı atmaya cesaret edemiyor, kendi içimizdeki sese kulak vermekten çekiniyoruz. Çünkü öyle yaptığımız zaman, bize genellikle deli deniyor. Bize deli denmesini istemiyoruz. Bize deli denmesinin ve deli muamelesi yapılmasının sonuçlarına katlanacak gücümüz yok.” (sf:53)

4. “Özgürlük, güç merkezleri tarafından sunulan şıklardan birini özgürce seçmekle sınırlı.” (sf:59)

5. “Totaliter düzen, ‘tek eylemli’ kahramanlarını, insanlaşmadan ve yaşlılık vb. nedenler yüzündne utanç verici hâle gelmeden önce kamuoyunun gözü önünden çeker. Çünkü kahramanın canlı tutulabilmesi için, sadece insanların imgeleminde yaşaması gerekir. Bu yüzden kahramanlar, daima gerçekte olduklarından daha büyük olarak düşlenirler. Bir kahramanla karşılaştığınız zaman, en olağan tepkilerimizden biri, onu düşlediğimiz kadar büyük bulmadığımız için hayrete düşmek olur.” (sf:78)

6. “Kahramanlar, bir McDonald’s hamburgeri kadar açık seçik tanımlanmış ve standartlaştırılmışlardır. Kahraman tüm ayrıntılarıyla, bir toplumun tüm önyargılarını ve değer yargılarını karşılamak zorundadır. En büyük Hıristiyan kahramanı İsa’yı ele alalım. Tasvirlerinde, ten ve göz rengi, görüntüsünün sergilendiği yere göre değişit. Böylece, İskandinavya’da İsa mavi gözlü sarışın bir Sakson iken, Akdeniz’de esmer tenli bir Sami’dir. Kaç Hıristiyan, gerçekte olması gerektiği gibi sünnetli bir İsa hayal eder? Bir kahramanın tüm nitelikleri, yönetici sınıfların, iktidarların ideallerini, değer yargılarını, doktrinlerini karşılamalıdır. Kahramanın muğlak, belirsiz, kuşkulu yanları olmamalıdır.” (sf:79)

7. “Baskı güçlerine karşı çıkan bir kahraman, kahraman hüviyetinden ötürü, bizatihi bir baskı aracıdır. Böyle bir kahramana örnek olarak Spartacus’u gösterebiliriz. Başkalarını ancak ölüme götürmüştür. Spartacus’un idamıyla Romalı güçler, asi güçleri yok edebilmişlerdir. Spartacus gibi, Che gibi kahramanlar kurulu düzenin gereksinmelerini karşılarlar. Kışkırtıcıdırlar. Renkli kişilikleri, uzlaşmacı olmayan tutumlarıyla, sömürülenlere çekici görünürler. Sömürülenlerden birkaçı kahramanın ardına takılır. Sonunda hepsi birden yok edilir. Muhalefet yatıştırılmış, daha kötüsü halkın direnci kırılmıştır.” (sf:83)

8. “Tarih bilinci az olan ya da hiç olmayan bir toplumu yönetmek kolaydır. Böyle bir toplum eleştirici değildir ve kurulu düzenden kolayca memnuniyet duyar.” (sf:92)

9. “Biz gerçeğin kendisiyiz. Bırakın oyunlarını oynasınlar. İktidarların en büyük korkusu muhalefet değil, ciddiye alınmamaktır.” (sf:95)

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin