Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“Gözünün haresine takılıverip içeri düştüğüm ruhuna şimdi ne sözler topladım ama iyi ama kötü..”

Hangi gün olduğunun ya da saatin kaçı gösterdiğinin pek de bi önemi yoktu o an. Düşünülmesi gereken her şeyi, dünyaya ait her şeyi olanca umursamazlığımla yanımda yürüdüğün yollara bıraktım. Kaldırımın kenarındaki masaya oturduk. Artık sıradan bir masa olmaktan çıkmış, tahtı oluvermişti dünyanın.
Herkes bir yerlerde sevgiden bahsederken tam karşımdaydı ellerin. Ve sen tanımlanamayacak şeyleri gözlerinde biriktirmeye devam ediyordun.”
Okuduğum kitapların,bildiğim tonlarca şeyin, aklımın bi hükmü yoktu sanki. Bazı anlar vardır, mantığın sınırlarıyla çizilmeyecek kadar kutsal anlar. Sanki sonsuz bir büyünün tesiri altında kalmış da başka bir boyutun içindeymiş gibi. Öyle bir şeydi işte.
Gözlerimin içine bakıp anlatmaya başladı. Hiçbir ayrıntısını kaçırmak istemediğim bir filmi izliyormuş gibi izleyip, en sevdiğim kitabın sayfalarına dokunur gibi dokundum ellerine. Okuduğum en güzel kitap artık oydu. Bir süre sonra sustuk, konuşmadık. Zaten gerek de yoktu. Gözleri, sözleriyle anlayabileceğinden çok daha şeyi anlatıyordu. Dinliyordum susarak anlattığı her şeyi.
Sonra küçülüverdi o bakış, dudağının kenarında ince bi çizgi belirdi. Gülümsedi. Kazanılmış tüm zaferlerden daha büyüktü şahidi olmak o anın! O güldü, ben baktım. Olumsuzlukları bir bir iyiye çevirmeyi iyi bilirdi gülüşün.
“Bi tek o gülüş için bile dönmeyi bırakmaz bu dünya, yemin ederim bırakmaz.”
Yürüdük, bir şehrin bütün sokakları güzelleşsin diye yürüdük. Yorulmanın huzurunu başımı yasladığım omzunda, güzel olan her şeyi ciğerlerimi dolduran kokunda bıraktım.
“Şahidimiz olduğu günden beri deniz, ölümsüz olduğumuzu seyretti bir şehir ve bir bank. Şimdi dünyanın bütün kıyılarında, yalnız bizim sevdamız vuruyor karaya.”

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin