Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Şairliğine şarkılarla şahit olduğumuz, dizelerine sevdayı kazıyan şair!

1953 yılında Tunceli-Ovacık kökenli bir ailenin çocuğu olarak Erzincan’ın Kemaliye (Eğin) ilçesinde doğdu. Parasız yatılı sınavında Türkiye ikincisi oldu. Haydarpaşa Lisesi’nde okudu, üniversite eğitimine evlenince ara verdi. Matbaalarda çalıştı, ardından Yılmaz Güney ile tanışıp Güney Filmcilik’te çalışmaya başladı. 3 yıl kadar burada çalıştı.

Şiirle ve edebiyatla arasındaki aşkı ise herkesten sakladığı bir hazineydi. Şiirlerini yazıp öylece saklıyordu. Bu hazinelerin
ortaya çıkışı, kız kardeşi Gülten’in Ahmet Kaya ile olan ilişkisini abisine anlatmasıyla olmuştu.

Hayaloğlu şöyle anlatır; “kardeşim erkek arkadaşımı seninle tanıştırmak istiyorum abi deyince sinirlendim tabi feodaliz ya… nasıl ulan bana böyle bir şey söylersin ama sonra getir tanışalım dedim oğlum biz demokratız çağdaşız gelsin tanışalım…”

Yusuf Hayaloğlu’nun bilinen tanışma hikayesi ise şöyledir;
“Ahmet Kaya, damatla alakası olmayan bir damat adayı olarak girdi hayatıma. Kız kardeşim Gülten’le işi pişirmişler. Gülten getirip bana tanıştırdı. İlk görüşmeye kucağında rakı şişesiyle gelince daha baştan kanım ısındı. Sonra uzun bir yolculuğa çıktık üçümüz. Resimlerle, şiirlerle, bestelerle beslenen; seyahatlerle, konserlerle, çekimlerle süslenen ve kavgalarla, kırgınlıklarla, ayrılıklarla uslanan ve fakat en derin yürek hücrelerine kadar sızmış muhteşem bir dostluğa yaslanan bir yolculuk bu… Ama heyhat! Olmasaydı sonumuz böyle!”

O günden sonra bir üçlü olurlar. O buna biz üç kişiydik; Bedirhan, Nazlıcan ve ben Suphi diyecektir ilerleyen zamanlarda… Yazdığı şiirleri Ahmet Kaya besteler, şarkı yapar. “Yorgun Demokrat”, “Adı Bahtiyar”, “Ayrılık Hediyesi”, “Hani Benim Gençliğim”, “Başım Belada” gibi pek çok esere imza atarak, bir döneme damga vurdular.

Bir Veda Havası’nda
“kalacak tüm izlerin hayatımda
gözümden bir damla yaş aktığında
bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
kan tarlası gelincik şafağında.”

İyimser Bir Gül’de
“dert etme iyiyim ben
ara sıra mahşer ara sıra yaşama hırsı
dert etme iyiyim ay yar
ay hüznümün tütün sarısı”

Birazdan Kudurur Deniz’de
“birazdan kudurur deniz
birazdan dalgaların sırtından
üst üste fışkıran rüzgarlar
bir intikam gibi saldırınca üstüne.
yüzüne şarkılar çarpar,
yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın

Başım Belada’da
“sevdim inanamayacağın kadar seni esmer kız
kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda
ihanetin adı yok
neylersin ki çember daralmakta
şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim
yasal mermisiyle bir komser yaklaşmakta.”

Ayrılığın Hediyesi’nde
“kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek ve
yitirmeden yüzündeki anlık
tebessümü
bütün saatleri öylece
dondurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi”

demiştir.

Talihsiz olaylar sonucu Ahmet Kaya’nın memleketten ayrılmasıyla onun bıraktığı mikrofonu teslim aldı ve aynı yıl “Ah Ulan Rıza” isimli ilk albümünü çıkardı. 2002’de “Gözleri İntihar Mavi” isimli ilk şiir kitabını yayınlamış ve kitabı 48. baskıya ulaşarak bir rekora imza atmıştır. Fakat üst üste gelen ağabeyinin, Ahmet Kaya’nın ve annesinin ölümü ile sıhhatini büyük ölçüde kaybetmiş, her şeye rağmen eserlerini yaratmaya devam etmiştir
İkinci albümü “Bir Acayip Adam”ın da ilki gibi satış rekorları kırmasıyla bu kez Flash TV’de, Radyo Barış’ta, Kral TV’de ve Su TV’de programlar yapmaya başladı. Bir yandan da yurt içinde ve yurt dışında çeşitli konser ve dinletilerle şiirlerini halka ulaştırdı, ödüller aldı.

“sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı, birazdan ateşi karıştırıp bir sigara saracaktı
oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah!”
Ardında kitaplar, sayısız şiir ve ölümsüz şarkılara sözler bırakan Yusuf Hayaloğlu yeni albüm ve kitap hazırlığı yaparken 3 Mart 2009 günü “yıldızlar ülkesine” doğru, Ahmet Kaya’nın yanına doğru yola çıkmıştır. Ölümünün ardından, 2010 yılında ailesi geride bıraktığı şiirlerden bir kısmını “Dur… Ağlama Gözlerim” isimli kitapta toplayıp yayınlamıştır.
Kim bilir, belki beraber inletiyorlardır cennetin duvarlarını beraber şarkılarla şiirlerle!

Saygıyla, tanışamamanın burukluğuyla ve çokça sevgiyle anıyoruz!

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin