
Beni bilirsin.
Göğsümde geçimsiz bir yürekle karmaşık duyguları dile getirir, dem vurdukça kederin yüzündeki çaresizliği benimserim.
Tanımasaydım içimdeki hüznü sende, rastlamamış olsaydım banktaki adına, sokağı dönünce benzemeseydi gölgeler, belki de düzensiz bir bedenin yükünü hissetmezdim.
Bu şarkılarda ne bulduğum içimdeki çığlığı tercümesinden geçer gibi, bulunmak istediğim ve artık olmayacağın yerlere gitmek gibi, ellerimdeki boşluğu tarif edemez hiçbir bilim.
Baskı altında olmadığımı kendime ispat ederek, anlaşmazlık çıkaran her şeye ve herkese haykırabilsem
Yaşanması mümkün olan hayalleri anlatabilsem duvar dışındaki herhangi bir varlığa.
Sevmek somutça kanıtlanmış bir şey olsaydı yazılmazdı bunca şiir, şiir evresinden sonra da gidenin gelmeyeceğini anladı, buna rağmen beklemekten vazgeçmedi şair.
Umut varoluşsallığın en büyük kaynağı oldu hep, umut ederek dillendirsem her şiirde, bilsen bu hayatın gelmeyişinden inşa edilen temellerden oluştuğunu.
Hep o aynı hakkaniyetli patikayı arayan, taşıyamadığı sıfatların ağırlığı altında ezilen aleni birikim benim.
Bilirsin.
Değişmeyecek bir kanun gibi, bil beni.
Hüseyin Kaymaz








































