Gogol – Ölü Canlar

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Nikolay Vasilyeviç Gogol’un en sansasyonel, yankı uyandıran kitabı: Ölü Canlar.

Kitap iki ciltten oluşuyor. İki cilt de birbirinden güzel alt metinlerle dolu. Gogol’un okuyucuyla sürekli bir sohbet halinde oluşu sanki tarihle dostmuşsunuz gibi hissettiriyor. Gogol’un “manik depresif psikoz” diye adlandırılan hastalığa sahip olması, ilk ciltle ikinci cilt arasındaki farklılıkları açıklıyor. Hatta bu yüzden kitabın sonu yok. Gogol yine bir kriz anındayken kitabın ikinci cildini ateşe atıp yakmış, ateşten kurtulan yerlerinden oluşturulmuş kitap. Bu durum yapıta manidar bir hava katıyor ve insanın hayal gücünü zorluyor. Gogol ilk ciltte baş karakter, ölü can avcısı “Çiçikov” üzerinden Rusya’nın çarpık, gelişmemiş, geri kalmış, cahil yönlerini ve insanlarını okuyucuya sunuyor.- Bu yönden taşlama kitabı olarak da değerlendirilebilir.- Bunu yaparken hayata karşı derin sorularla okuyucuyu aydınlatıyor, düşünmeye itiyor. Aynı zamanda romanda karakterlerin alt metinleri oldukça başarılı doldurulmuş ve okuyucunun gözünde canlandırmasını kolaylaştırmış. İkinci ciltte kendiyle çelişen yazar, neden hep Rusya’nın gelişmemiş yönlerini yazıyorum? Rusya’da güzelliğe ait bir yan yok mu?’’ diyerek yazmaya oturduysa da yazacak güzel yön bulamamış. Bu da sevgili Gogol’u çetin bir karanlığa çekmiş.

Aslında daha normal bir bakış açısına sahip olsa böyle bir başyapıt çıkmazmış gibi hissettiriyor insana.

Çiçikov ömrünü para biriktirmekle geçirmiş bir Rus vatandaşı olarak çıkıyor karşımıza. Bunu ilk cildin sonlarına doğru öğreniyoruz. Bu yüzden hep zengin olmak için iş kurup her seferinde sorunlarla karşılaşıp en başa dönen karakterimiz, yolu ölü can toplamakta buluyor. Rusya’nın bir semtine gidip zengin toprak sahipleriyle pazarlık edip ölü can topluyor. Bunu neden yaptığı, hayata bakış açısının nasıl olduğu ilk cilt sonunda anlatılıyor. İkinci cildi ve bu sorularının cevabını sizlere bırakıp kaçıyorum. Okuduğum en güzel romanlardan biriydi diyebilirim, hala Gogol ile tanışmadıysanız Ölü Canlar güzel bir başlangıç olacaktır; keyifli okumalar!

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Aydınlığı Bir Ucundan Olsa Bile Gören Kadın: Sevgi Soysal

"Hayat bir denizdir, yüzme bilmeyen boğulur." "Korkma, aydınlığı bir ucundan da olsa görenlerin işi değil korkmak." Sadece yarından konuşmak isteyen; kuru dallardan, kurumaya yüz tutmuş öz...

Dogma 95: Breaking The Waves

Dogma 95 Nedir ?  Lars Von Trier ve Thomas Vinterberg tarafından başlatılmış bir film yapım hareketidir. Hollywood sistemine karşı olan, sinema sanatında hikaye anlatım tarzının...