Gizli Kalmış Mitolojik Kahraman: Oedipus ve Türk Romanlarındaki Yeri

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Oedipus kompleksi ya da Oedipus (Ödip) karmaşası, Sigmund Freud’un kurucusu olduğu psikanalitik teoriye göre karşı cinsteki ebeveyni sahiplenme ve kendi cinsinden ebeveyni safdışı etme konusunda çocuğun beslediği duygu, düşünce, dürtü ve fantezilerin toplamı. Kulağa garip, ya da tuhaf gelebilir ama Yunan mitolojisinden bu yıllara kadar gelebilen bir duygu topluluğudur.

Bu isim Sophokles’in naçizane eserinin adını taşır. Yazılışı milattan önceye dayanabilir, ancak bu sizi düşündürmesin. Bu eser günümüze kadar gelir ve hâlen yazılan eserleri etkiler.

Kısa bir özet olarak bu sendromun nereye dayandığını anlatayım; Kral Oedipus, Apollo tarafından lanetlenen bir kraldır eserde. Babasını öldürüp annesiyle evlenmek gibi oldukça enteresan bir durum onun kaderidir. Bunu öğrenen annesi ve babası onu bebekken ayaklarından bağlayıp bir çobana verirler, daha sonra onu bir yere atmasını ya da öldürmesini isterler. Zira çoban bebeğe kıyamaz, onu öldüremez. Hatta zarar bile veremez. Ne yapacağını düşünürken çocukları olmayan kral ve kraliçe gelir aklına. Bebeği onlara verirsem iyi olur hem bebek için hem de kral ve kraliçe için diye düşünür. Fakat çocuğun kral ve kraliçenin çocuğu olması kaderin önüne geçemez…

Anlaşıldığı üzere bu trajik kahramanımızın en büyük korkusu babasını öldürmektir. Hatta bazı kaynaklar bu kompleksin Hamlet’te de olduğunu düşünürler. Edebî modernizm, Türk edebiyatına Batı’dan daha geç gelir, ilk etkiler modernist Türk romanlarında da görülebilmektedir. Özellikle Yusuf Atılgan, Oğuz Atay gibi önemli isimlerin modernist etkiyle yazılmış başlıca eserleri psikanalitik karakter incelemelerine oldukça açıktır. Yusuf Atılgan’ın ilk iki romanı, Aylak Adam ve Anayurt Oteli’ndeki başkarakterler C. ve Zebercet sorunlu psikolojik ruhlara sahiplerdir. Dengelenmeyen cinsel gelişimleri ve kompleksleri vardır.

Bu yazıyı yazmamın sebebi, Türk edebiyatında ödip kompleksinin en çok hangi romanlarda geçtiğini size gösterebilmek. Öncelikle hepimizin bildiği Yusuf Atılgan ismi ile başlıyorum. Aylak Adam, adı üzerinde hayatı travma halinde yaşayan bir adamın öyküsüdür. Miras ile geçinir. Adı Bay C. Yıllarca B. isimli kişiyi arar ve onu gördüğünde aşık olur. Onu unutmaya kalkıp birçok kadınla olsa da, ona geri dönecektir. Çünkü bilinçaltında B. isimli kadını ona ebeveynlik yapan kadına benzetir. Yani babasının karısına. Üvey annesini sahiplenen C. onu deli gibi kıskanır ve ona karşı ilgi duyar. Aslında bizim sıradan hikayeler gibi okuduğumuz romanlarda, bakın ne gibi psikolojik travmalar yaşanıyor… Bu mitolojik açıdan romanı tekrar okuduğunuzda siz de ödip kompleksini fazlasıyla hisseceksiniz.

İkinci romanımız ise Orhan Pamuk’un Kırmızı Saçlı Kadın. Bu mitolojik kahramanın bilincinde okuduğumuz zaman diyebiliriz ki; “Tamamen bu kompleksi anlatmak için yazılmış.”
On altı yaşındaki Cem karakterinin olgun bir kadına duyduğu aşk anlatılıyor.
Farklı sonlarla ve ara ara gerilimleriyle bizi derinden etkiliyor. Kısacası hem tarihi, hem psikolojik roman sayılabilir kanımca.

Diyebiliriz ki “Hayat, efsaneyi tekrar eder.”

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...