Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



1. “İnsanlarla aramdaki savaş o zamanlarda başlamıştı. Ben onlardan kaçardım, onlar da beni umursamazdı; ben onları sevmezdim, onlar da benden nefret ederdi.”     (s.12)

2. “…yaşamımın en iyi kısmı kendi içimde olandı.”     (s.13)

3. “Benim için gerçeklik okulda, sokakta, evde olan değil, kitaplarda, yaşadığımı daha çok hissettiğim yerde yazandı.”     (s.19)

4. “Ben bütün kitapları bu sonsuz denize dökülen nehirler, o büyük şarap fıçılarını sularıyla dolduracak üzüm salkımları, tüm ağızları ve açlıkları doyuran ekmek olma yolunda öğütülecek, yoğrulacak buğday taneleri misali canlandırıyordum hayalimde.”     (s.26)

5. “Çirkin ve iticiydim -biliyorum ve bunu o zamanlar da biliyordum- ama yine de o çirkinliğin ve o zavallılığın altında gerçeği bilmek, tanımak ve tamamıyla ışığa bulanmak isteyen bir ruh ve o kirli şapkanın, o dağınık saçların altında her düşünceyi anlamak, her yere girmek ve her şeyi düşlemek isteyen bir zihin vardı; kimsenin görmediği şeylere bakmasını bilen, çoğunluğun boş ve terk edilmis bulduğu yerlerden beslenen bir zihin. Neden kimse bunu anlamadı ve bana hakkım olanı vermedi?”     (s.46)

6. “Hayat, katlanılabilir bir şey olsun diye yaşanır.”     (s.57)

7. “Sevgiye ihtiyacım vardı. Elimin üzerinde bir el hissetmek, dinlenilmek ve dinlemek istiyordum.”     (s.60)

8. “Yokuşlar bizi yenmemiz gereken bir savaş misali yüreklendirir, inişler ise cesaretimizi kırar ve bizi sessizleştirirdi.”     (s.69)

9. “Biz, birbirimizden hem uzağız hem yakınız.”     (s.71)

10. “Bütün dünya benliğimin bir parçasından öte bir şey değildi: Bana, duygularıma, aklıma bağlıydı. Şeyler benim hareketlerimle doğuyor ve yok oluyordu. Döndüğümde tekrar doğuyor, bıraktığımda isr bir kez daha yok oluyorlardı. Gözlerimi kapattığımda bütün renkler ölüyor, kulaklarımı tıkadığımda ise hiçbir ses, gürültü ya da melodi evrendi sessizliği bölmüyordu. Ve nihai sonuç: Ben öldüğümde bütün dünya ortadan kalkacaktı. İçimde kalan son kuşku: Diğerleri gibi mi ölecektim? Düşüncemin düşünmeye son vereceğini düşünebilir miydim?”     (s.80)

11. “Ve insanlar! Hissiyatımın perdesindeki geçici gölgeler, istemimle çağrılan hayaletler, içsel tiyatromun kendini beğenmiş kuklaları: Ne büyük eğlence! Tüm didinişleri içinde hiç olmadıkları kadar değersiz ve gülünç görünüyorlardı bana! Onların arasından geçiyor ve düşünüyordum: Yaşadıklarını zanneden, kendi hesaplarınca var olduklarına inananlar işte karşınızda! Retinamın önünden hızla geçen figürcüklerden; ruhumun hatıraları ve tatlı beklentilerinden , kaynağı ve pınarı yalnızca bende olan imgeler ırmağının önemsiz damlacıklarından başka bir şey olmadıklarının farkında değiller. Daha da ileriye gidiyorum. Dopdolu ve sonsuz bir yaşam onları bekliyormuşçasına memnun bir halde gururla yürümelerine rağmen işte tekrar hiçliğin içine batırılmış halde karşınızdalar.”     (s.81)

12. “İnsan cenneti beklerken cehennemin en kokuşmuş çukurlarında bulurdu kendini.”     (s.112)

13. “Dindirmeyi başaramadığım bir pişmanlık var içimde.”     (s.117)

14. “Kötülüğü fark etmeyi beceremiyor musunuz? Öyleyse siz kör ve ahmaksınız.”     (s.151)

15. “Ulaşılamaz yükseklik yoktur, çok kısa kanatlar ve yetersiz soluklar vardır.”     (s.190)

16. “Kendini bulamamanın verdiği bu lanet olası azabı kaç kişi çekiyor bilmiyorum.”     (s.221)

17. “Ben bir insanı, İnsan’ı aramıyorum: Ben kendim olmak, sadece kendim olmak istiyorum. Ve kim olduğunu, nerede olduğunu ve gerçekten ne düşündüğünü bilmiyorum. Bu, başkalarının bezlediği, giydirdiği ve yedirdiği benle beraber yaşamak zorundayım; sonsuza kadar, bir yabancıyla yaşar gibi. Ve bu, zor hayatımdaki azaplardan sadece bir tanesi.”     (s.221)

18. “Bir delinin de kendine ait konuları vardır ve onları bilgelikle dinlemek lazımdır.”     (s.228)

MonoKL Yayınları

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin