Giovanni Bellini, Bakire Meryem Ve Çocuk

1435'te dünyaya gelen Giovanni Bellini ilk büyük Venedikli ressam. Hayatının otuz beş yılında resmetmiş olduğu dört Bakire Meryem ve hikayeleri.

Yazarın Diğer Yazıları

Yeni Dünya Sergisi: Uzayda Müze

Sanatın teknolojiyle evrimi sürerken, sanatçılar da teknolojinin sunduğu yenilikleri incelemeye, keşfetmeye ve sanat için yeni araçlar arayışına devam ediyor. Gelenekçiler, modern sanat savunucuları, dijital...

Osman Hamdi Bey’in Dünyasında Dijital Bir Gezinti

'Sergi gezmek istiyorum' diyen sanatseverlere yeni bir haber! Üstelik bu kez, uçtan uca tarih ve sanat... İletişim Başkanlığı, milli, tarihi, kültürel ve bilimsel zenginlikleri yeni...

Sanat Tinseldir, Cinsel Değil: Feminist Sanat

Dünya üzerinde ve yaşamın her alanında karşılaştığımız büyük ve belki de en önemli sorun; toplumsal cinsiyet kodlamaları ve politik farklılıklar. Bu farklılıklara karşı bir...

Kieslowski’nin Kült Serisi: Dekalog – On Emir

Krzysztof Kieślowski; 1941-1996 yılları arasında yaşamış Polonyalı film yönetmeni ve senaryo yazarı, bir diğer deyişle sinemanın şairi... Deha yönetmenin yaşamı sona ermeden hemen önce tamamladığı ...

İlkini 1470’lerde, kırk yaşındayken yaptı. İkincisini bundan on yıl sonra ellilerinde, üçüncüsünü ikinciden on yıl sonra ve sonuncusunu 1505 civarında, yetmişinde yaşlı bir adamken.

Bu dört resim arasında belki de pek bir fark yokmuş gibi görünebilir. Hepsinin konusu aynı olup aynı dinsel işlevleri yerine getiriyorlar. Her birinde Meryem neredeyse aynı siyah giysi içinde görünüyor. Ancak aslında bu resimlerin ima ettiği gelişmenin ardında tüm dünya sanat tarihinin en cüretkar yeniliği yatmaktadır. Özne hep aynı kalır. Ama sanatçının ona karşı tutumu, onu nasıl gördüğü, devrimci bir dönüşüm geçirmiştir.

Resim tarihinde görüleceği üzere, ilk resim ile sonuncusu arasında, herhangi bir ressamın herhangi iki resmi arasındaki kadar büyük bir fark vardır.
Bellini’nin ömrü boyunca tutkusu ve ilgisi ışık oldu. Venedik ve çevresinde çalıştığını bildiğimize göre bu şaşırtıcı olmamalı. Elbette ışık olmadan resim yapılamazdı, ışık olmayınca göremeyiz de. Ancak Bellini’nin ilgisini çeken karanlığı yırtan, bizlerin bir nesneyi ötekinden ayırt etmemizi sağlayan ışık değildi; daha ziyade ışık yayıldığında, üzerine düştüğü tüm nesnelerin bir bütünsellik kazanmasıydı onu ilgilendiren.

Bir odanın tamamını ya da bütün bir manzaranın sabahın on birinde başka, öğleden sonra üçte ise çok daha başka görünmesinin nedeni buydu. Belki de Bellini’nin asıl ilgisinin gün ışığı olduğunu söylemek daha doğru olur. Bu anlamda ışık yayıldığı alanı da içerir. Sadece bir kıvılcım ya da alev değil; bütün bir gün söz konusudur. Bu nedenle Bellini hayatı boyunca, gün ışığından anladığımız ne varsa resimlerinde onu yansıtacak ve içerecek alanı yaratmak için çaba gösterdi.

İlk resimde alan çok dar. İki figür, başka ne varsa örten düz duvarın önünde adeta alçak bir kabartma gibi duruyor. Bu resimde günün pek bir derinliği olduğu söylenemez.

GIOVANNI BELLINI, MERYEM VE ÇOCUK İSA, 1470

Bellini ikinci resimde figürlerini açık alana çıkarma cesaretini gösteriyor. Duvarı yıkmış. İki yandan gün ışığını alıyor ama mütereddit. Arkalarında, gizemli bir şekilde gök yüzünden sarkan düz perde hala duruyor. İki yandan yavaş yavaş alanı resme sızmaya izlenimi uyandırıyor.

- Advertisement -

BELLINI, BAKİRE MERYEM VE ÇOCUK, 1480-90

Üçüncüde perde iyice geriye çekilmiş ve figürler bizimle doğrudan yüz yüze değil. Hafif bir açıyla yan duruyorlar; bu yanlamasına açı bakışımızı arkadaki manzaraya, güne doğru yönlendiriyor. Ne var ki burada bile hala koruma altındalar, barikatla engelleniyorlar. Sadece perde değil, çocuğun oturduğu rafta var. Bu bizi oyunculardan ayıran, alanlarını daraltarak hareketlerini kısıtlandıran bir sahne gibi.

BELLINI, MERYEM VE ÇOCUK, 1480-1500

Ama sonuncu resimde, ilkinden otuz yıl sonra hakikaten başarıya ulaşıyor. Figürler artık açık bir alanda, tamamen gün ışığı altında. Etraflarında dolaşmamız mümkün. Resmin tamamı da, bütünüyle manzarada olabildiğince geniş bir alana yayılmış, tıpkı uzun bir gün gibi.

BELLINI, MERYEM VE ÇAYIR, 1500

Alan bu şekilde bir kez fethedilince -zira Bellini’nin başarısının değeri buradadır- o kadar da zor muydu bunu elde etmek diye sorabilirsiniz. Perspektif kulları Bellini’den önce bilinmiyor muydu? Biliniyordu elbette. Ama Bellini’nin derdi sadece mesafe yanılsaması yaratmak değildi. O resimlerinde yarattığı alanların tümünü ışıkla doldurmak istiyordu, tıpkı bir depoyu suyla doldurur gibi. Yakındaki nesneleri büyük, uzaktakileri küçük resmetmek onu tatmin etmiyordu.Işığın nesneler arasında eşit şekilde dağıldığını göstermek ve her resimde doğada olduğu gibi bir düzen ve bütünsellik yaratmak istiyordu. Öyle ki, resimlerinde yeni tür bir düzen ve bütünsellik oluşturmak için ayrıca uğraş veriyordu.

İlk resmin yapıldığı tarih ile son resmin tarihi arasında Kristof Kolomb Amerika’yı keşfetti. Vasco da Gama Ümit Burnu’nu dolaşarak Hindistan’a ve Padua’ya gitti. Kopernik, Bellini’nin de çalıştığı yerde, ilk kuramının deneylerini yapıyor, dünyanın güneşin etrafında döndüğünü ispata çalışıyordu. Bellini’nin resme sunduğu geniş ve derinlikli alan, insanın kazanmaya başladığı yeni özgürlükle aynı frekanstaydı. Aynı konudaki bu dört resim arasındaki farklılık tam da bu yüzden devrimci nitelemesini hak ediyor.

K:BERGER, John. Portreler.
İstanbul: Metis Yayıncılık, 2019.

Daha fazla

2 YORUMLAR

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...