Gece Modu

Yaşamı doğru yaşayan
Ve suçla lekelenmeyen kişinin
Ne Fas’ın kargıarına gereksinimi vardır,
Ne yaya, ne de kılıflar dolusu zehirli oka,
Ey Fuctus.”

“Gerçek bilgelik deliliktir. Kendini bilge kabul etmek ise gerçek deliliktir.” diyen Erasmus’ un görüşüyle bağdaşan bir roman.
O, 16 yaşındaki gerçekçi, sorgulayıcı küçük kızımız. Onu yani Deborah’ı ilk tanımaya başladığımız zamandan itibaren delilik- akıllılık kavramları birbirine giriyor bu romanla.
Roman J. Greenberg’ in kendi yaşamından izler taşıması açısından daha gerçekçi bir nitelik kazanıyor. Romanın çevirisi ise Nesrin Kasap’ a ait. Deborah yani küçük başkarakterimiz ” 16″ yaşına kadar deneyimledikleri sonucu içine kapanır ve ” dünya ” kavramı ondan şekil değiştirerek ” farklı, düşsel bir dünya ” oluşturmasını sağlar. Bu dünyaya Yr adını verecektir. Ve karşısına çıkan doktor – ona verdiği isimle – Furi ( asıl adı Dr. Fried) ile geçirdiği değişim ve Deborah’ ın anlaşılma öyküsü gözler önüne serilecektir.

” Eğer bir üniversite diploması, bir kutu dolusu dans davetiyesi, ezilmiş güller ve iyi bir aileden gelen eli yüzü düzgün bir delikanlı umut etmek istiyorsanız- bilemem. Birçok anne ve babanın umut ettiği şeyler bunlardır. Bir gün Deborah bunlara sahip olacak mı, hatta bunları isteyecek mi bilmiyorum. Onunla birlikte yaptığımız çalışmanın bir bölümü, onun gerçekten ne istediğini öğrenip bu istekleriyle uzlaşmasını sağlamak biçiminde olacak.” (s. 116)

‎Küçük yaşta sevgisiz ve ilgisiz kalır bir de kız kardeşi vardır. Annesi ve babası artık onu akıl hastanesine yatırmayı ” tek çare” olarak görür. Çünkü Deborah kendisine insanların içindeki dünyadan ziyade daha güzel bir dünya yaratmıştır ve farklı kelimeler içerir bu dünya:

” Recreat,” dedi Deborah. ” Recreat Xangoran, temr e xangoranan. Naza e fango xangoranan. Inai dum. Ageai dum. ( Hatırla beni. Öfkeyle hatırla beni, daha acı bir öfkeyle kork benden. En acı öfkeyle yak- çıldırt dişimi. İşaret bakışı sona erdi. Oyun” ) ( s.191)
Anne, babası kardeşi ile ve okul döneminde yaşadığı dünyada da birçok zorluk ve acı çekmiştir zaten. Bu yüzden intihar girişiminde bulunur. Ve ailesi bir daha böyle bir girişim olmasın diye onu akıl hastanesine yatırma kararı verir.

” Ah şu ana babalar.” Onu iyileştirin,” derlerdi hep, ” onu sofra adabını bilen ve bizim kararlaştırdığımız geleceği kabullenen biri olacak biçimde iyileştirin!” ..( s. 118)

Fakat Deborah içinde bulunduğu yapay dünyadan çıkıp var olan dünyaya adapte olmaya çalışırken de zorlanır ve kendine birçok defa zarar vermeye kalkar. Ne yazık ki bu romanı okurken içiniz hiç rahat etmeyecek. Kötü bir senaryoyu değil bilakis o kadar iyi bir senaryoyu, o kadar gerçekçi rollerle izlediğiniz için içiniz daha fazla buruklaşacak.
Fakat bu gidiş, bu hastane günleri Deborah’ a Furi’ den dolayı iyi gelmeye başlar. Çünkü onların arasındaki konuşmalar doktorun bilmediği bir dünyayı anlamlandırmasına, Deborah’ ın ise bildiği bir dünyayı doğru tanımasına yardımcı olur.
Onun farklı oluşunu tek anlayan doktoruydu ve ona en gerçekçi yaklaşan da yalnızca Furi’ ydi.

” Lütfen ,doktor, benim farklılığım hastalığım değil,” dedi. (s. 172)

Fakat canına zarar verme eğilimi geliyordu arada kaldığı iki dünya sonucunda. Bu şizofrenik durumu atlatırken yine çok fazla acı çekiyordu Deborah..

” Benim görevim seni bağışlamak değil,” dedi Furi oturduğu koltuktan Deborah’ a bakıp bir sigara yakarken. ” Gerçekten dünyada ahlaki konular ve zor kararlarla sık sık karşılaşacaksın ve daha önce de dediğim gibi, dünya dikensiz gül bahçesi değildir. Gel, görüp anlamanı sağlayan güce şükredelim ve yapman gerektiğini anladığın şeyi yapabileceğin güne ulaşmaya çalışalım.”

En sonunda bu yorucu göçebeliği bırakır ve Deborah o hastaneden ” sağlıklı” bir dünya için umutla çıkar. Kendi dünyasına da veda ederek çıkar…
” Bunu yapamam artık. Ben dünyaya bağlanacağım.
Ama dünya başıboş ve yabanıl…
Gene de.
Çocukluğunu hatırla – Hitler’ i ve Bomba ‘ yı hatırla.
Her şeye karşın.
Bizi çağırana kadar bekleyebiliriz..
Çağırmayacağım. Dünyaya bağlanacağım ben. Var gücümle.
Allahaısmarladık, kuş- kız.
Güle güle öyleyse, Anterrabae. Güle güle Yr. ”
( s. 279)

Not:Alıntılar Metis Yayıncılık, Sana Gül Bahçesi Vadetmedim kitabından yapılmıştır.

” Bak, dinle beni,” dedi Furi. ” Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim…”(…) ” Ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk da vadetmedim. Sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğüne kavuşmada yardımcı olabilirim. Sana sunduğum tek gerçeklik savaşım. Ve sağlıklı olmak, gücünün yettiği kadarıyla, bu savaşımı kabul edip etmemekte özgür olmak demektir. Ben yalan şeyler vadetmedim hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık bir dünya masalı koca bir yalandır… üstelik böyle bir sonra çok cansıkıcı bir yer olur! ” (s. 113)

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin