Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Steven Rogers’ın yazdığı, Craig Gillespie’nin yönettiği ve Margot Robbie’nin harika oyunculuğu ile taçlandırdığı 2017 çıkışlı bu film, Amrikan artistik buz patencisi Tonya Harding’in hayatını anlatmaktadır.

Film röportajlar ile başlıyor ve filmin son anına kadar bu röportajları ara ara görüyoruz. Röportajlarda çoğunlukla Tonya, Tonya’nın eski eşi Jef Gillooly ve Tonya’nın annesi LaVona Fay Golden’ı görüyoruz. Bu iki karaktere Tonya’nın hayatına en çok etkisi olanlar da diyebiliriz aslında. Filmde Tonya’nın hayatını her şeyiyle apaçık bir bütün halinde izliyoruz. Sadece salt başarısı öne çıkmıyor. Başarılı bir sporcunun zorluklar içindeki trajik hayatını izliyoruz. Buz pateniyle tanışmasını, aile ilişkilerini, eski eşiyle olan ilişkisini…

Tonya Harding Portland’ın arka mahallelerinde büyümüş ve şiddet, aşağılama, sevgisizlikle dolu bir çocukluk geçirmiş. Çok küçükken anne ve babası ayrılmış ve annesiyle büyümüş. Annesinin yargılarına göre yetişen Tonya, ondan şiddet ve aşağılama dışında bir şey görmemiş diyebiliriz. Eşi Jef Gillooly ile tanıştıktan sonra da yine aynı sıkıntıları yaşamış. İlişkiler konusunda şansı pek yaver gitmemiş Tonya’nın. Filmin bir kısmında eski eşinden gördüğü şiddeti anlatırken Tonya diyor ki; “Annem de beni sevdiğini söylüyordu ve bana vuruyordu o yüzden bunun normal olduğunu düşündüm.”. Bu cümleyle de pek çok şeyi anlayabiliyoruz aslında. Tüm bu yaşadığı şeylere rağmen Tonya’nın ne kadar asi, ayakta durabilen, boyun eğmeyen bir karaktere sahip olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda biraz da egoist olduğunu söyleyebiliriz. Röportajlarda da görüyoruz ki hep başkalarını suçluyor ve başarı elde ettikten sonra da biraz değişiyor.

Buz pateni kariyerinde de hayatı gibi işler her zaman yolunda gitmiyor Tonya için. Maddi problemler yaşadığı için bir yandan çalışıyor bir yandan buz pateni ile uğraşıyor. Kıyafetleri ve davranışları farklı olduğu için jüri tarafından da tutulmuyor. Karakteri, sivri dili nedeniyle çok sıkıntılar yaşıyor. Fakat yine her şeye rağmen üçlü burguyu yapan ilk kadın olmayı başarabiliyor ve bir dönemin en çok konuşulan sporcusu oluyor.

Film 80’li ve 90’lı yıllarda geçiyor ve gerçekten sizi de o zamanlara götürüyor. Ambiyans, filmin müzikleri, kıyafetler her şeyiyle hissediyorsunuz o zamanları. Dram fazla olmasına rağmen izleyici boğmuyor, tüm bu olanlar röportajlar sayesinde daha eğlenceli anlatılıyor. Tüm bunlarda Margot Robbie’nin ve diğer oyuncuların önemi büyük tabii. Margot Robbie’nin oyunculuğu olaylar ve karakterle tam olarak bağdaşmış. Tonya’nın hislerini bize eksiksiz aktarmayı başarıyor yetenekli oyuncu.

Film kesinlikle salt bir başarı öyküsü anlatan klasik bir başarı hikayesi değil; aksine hayatın kendisini anlatan bir film. Tüm talihsizlikleri, problemleri ile sporcu bir kadının başarısını, başarısızlıklarını kısacası her şeyini izliyoruz ve Tonya Harding’in öyküsüne hüzünle karışık bir mutlulukla şahit oluyoruz.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin