Henüz 20 Yaşına Girmeden Okunması Gereken 10 Kitap

Çocukluğumuzda, gençliğimizde; büyüdüğümüzde nasılsa kitap okuyacağımızı sanır, kitap okumayı öteleriz. Halbuki ilerleyen zamanda kitap okumaya hasret kalacak, zaman bulamayacak günler olacak. Bundan habersiz olan 20 yaş altındaki okurlarımıza bir tavsiye listesi yapalım, biraz da güdüleyelim istedik. Listedeki kitapları birçok kez görmüş fakat okumamış olabilirsiniz. Bu yüzden aslında bu liste genç okurlarımızı güdülemek, istek oluşturmak için hazırladık.

Stefan Zweig – Satranç

Stefan Zweig – Satranç | Alıntı

Satranç, Zweig’ın psikolojik birikimini tamamıyla aktardığı bir öyküdür ve bu öykünün baş kişileri, tamamen yazarın biyografilerinde ele aldığı kişileri işleyiş biçimiyle sergilenmiştir.

 

 

J. D. Salinger – Çavdar Tarlasında Çocuklar

- Advertisement -

J. D. Salinger – Çavdar Tarlasında Çocuklar | İnceleme

Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salinger’ın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenler… Bu sürecin bir psikiyatri kliniğinde noktalanışı. Holden Caulfield’in masumiyet arayışının iç burkucu romanı. Belki de Salinger’ın.

George Orwell – Hayvan Çiftliği

Hayvan Çiftliği | İnceleme

Hayvan Çiftliği eserinde adı geçen karakterlerin büyük bir kısmı domuz, kuzgun, köpek gibi hayvanlardır ve bu hayvanlar Stalin, Lenin, Marx gibi tarihî kişilerin alegorisi niteliğindedir.

Kitabın ilk çevirisi saygıdeğer Halide Edip Adıvar tarafından tercüme edilmiştir. Kitabın günümüzdeki baskısı Celal Üster’in çevirisi ve Can Yayınları’nın özenli çalışmasıyla okuyuculara sunulmaktadır. Kitabın 2016 Türkçe baskısındaki kapak tasarımı değerli sanatçı Utku Lomlu’ya aittir.

John Steinbeck – Fareler ve İnsanlar

Fareler ve İnsanlar – John Steinbeck | İnceleme

Fareler ve İnsanlar, birbirine zıt karakterdeki iki mevsimlik tarım işçisinin, zeki George Milton ve onun güçlü kuvvetli ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie Small’un öyküsünü anlatır. Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran bu ikilinin öyküsünde dostluk ve dayanışma duygusu önemli bir yer tutar. Steinbeck insanın insanla ilişkisini anlatmakla kalmaz insanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişkileri de konu eder bu destansı romanında. Kitabın ismine ilham veren Robert Burns şiirindeki gibi; “En iyi planları farelerin ve insanların / Sıkça ters gider…”

 

Stefan Zweig – Amok Koşucusu

Amok Koşucusu – Stefan Zweig | İnceleme

Hollanda’nın Doğu Hint Adaları’nda görev yapan bir doktor zamandan mekandan ve insanlardan soyutlandığı küçük dünyası içinde karmaşık duygularından koca bir evren yaratır. Söylenmemiş şeyler suskunluğunda boğabilir bir insanı. Ve yalnızlık beraberinde anlatacak bir sürü hikaye yaratır. İnsan psikolojisi ne denli yoğun ve ne denli basittir. Yaratılmış mutluluklar ve mutsuzluklar hayatımıza bir anlığına dokunan her insanın izlerini taşır. 

Yusuf Atılgan – Aylak Adam

Yusuf Atılgan - Aylak Adam

Toplumun Karşı Kıyısında Bir Kahraman: Aylak Adam | İnceleme

Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı, yayınlandığı günden bu yana edebiyatımızın en sevilen, üzerinde en çok tartışılan romanlarından biri oldu. Roman, 60’lı yılların başında bizimle birlikte tüm dünyada da konuşulmaya başlanan kentli aylak aydın bireyi konu alıyordu. Bugün artık çağdaş klasiklerimiz arasında yer alan Aylak Adam’ın dikkat çektiği entelektüel sorunlar güncelliğini koruyor.

Hermann Hesse – Siddhartha

Hermann Hesse – Siddhartha | Alıntı

“Genel olarak herkesçe kabullenilmiş Buddha imgesini aşan bir Buddha yaratmak, daha önce eşine rastlanmamış, büyük bir başarıdır. Siddhartha, benim gözümde, Kutsal Kitap’tan kat kat üstün bir ilaçtır…” 20. yüzyılın en büyük romancılarından Henry Miller’a bu sözleri söyleten Siddhartha, 1946 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Alman yazar Hermann Hesse’nin baş­yapıtıdır. I. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda insanları yaşamlarını yeniden kurmaya çağıran, Doğu gizemciliğini yücelten Siddhartha, kuşaklar boyunca nerdeyse bir “kutsal kitap” gibi okunmuştur. Siddhartha’da Buddha’nın yaşamının ilk yıllarını şiirsel bir üslupla anlatan Hesse, insanın öz benliğini bularak uygarlığın yerleşik biçimlerinden kurtulmaya çalışmasını işler. “Bu kitapta,” der, “tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerinde ortak olan yanı, tüm ulusal ayrımları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım.”

Goethe – Genç Werther’in Acıları

Genç Werther'in Acıları ile ilgili görsel sonucuGoethe – Genç Werther’in Acıları | İnceleme

Genç Werther’in Acıları, Alman yazar Johann Wolfgang von Goethe tarafından mektup türünde kaleme aldığı bir romandır. İnce bir kitap olmasına rağmen bir çırpıda bitmiyor. Her kelimeyi hissedip olayların etkisi ile kitabı sindire sindire okumanız gerekiyor.

“Benim en çok hoşlandığım yazar, eserinde kendi yaşantımı bulabildiğim, çevremde olup bitenlere benzeyen olayları canlandıran ve hikayesi bana karşı, bir cennet sayılmamakla beraber her şeyiyle birlikte tarifi imkansız bir mutluluk kaynağı olan, kendi ev hayatım kadar, yakın ve samimi gelen yazardır.”

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku – İlhami Algör

İlhami Algör – Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku | İnceleme

“Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?” dedi. “Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı.” “Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku,” dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. “Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku,” dedi, arkasını dönüp gitti. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor… Bülbülün çilesi, yazarın zulası… İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak… Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz.

İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu’ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane’ye inen roman. Avaramu!

Barış Bıçakçı – Bizim Büyük Çaresizliğimiz

Barış Bıçakçı – Bizim Büyük Çaresizliğimiz | İnceleme

Dışardan bakıldığında bir genç kız ve biri göbekli, diğeri kel iki orta yaşlı adamın arasında geçen yaşamları ve iki yakın arkadaşın da aynı kadına aşık olması olarak gözükse de bu roman aslında geçmişe, çocukluğa yakılan bir ağıt. Nefes alır gibi su içer gibi yazan Barış Bıçakçı’nın naif cümlelerinde kaybolarak bir solukta bitirebileceğiniz bu kitap da kendi büyük çaresizliğimizi düşünmemize yönlendiriyor.

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

İlkan Balkan
İlkan Balkan
Genel Yayın Yönetmeni - Mais la pluie sera alaimisema!

Must Read

Atiye 2. Sezon İncelemesi

Atiye, ilk açıklandığı günden beri merak uyandıran, oldukça ilgimizi çeken bir yapım olmayı başarmıştı. Atiye 2. sezon incelemesine başlamadan önce hem karakter gelişimlerini hem...