Gece Modu

Kan var ellerimde. Sanırım hayatımın katiliyim. Bu yüzden etrafta kaybolmuş gibi dolaşıyorum. Hükmüm ne olacak? Yalnızlık mı? Zaten yalnız değil miyim? Belki de o bıçak kalbime bir anda saplanmadı. Belki de yavaş yavaş beni oymaya başladı. Evet, evet oymaya(!) başladı. Bu kaskatı odunsu yüreklere başka hangi tabir yakışabilir ki? Ellerimdeki kan sadece bir bıçak yarasına mı ait ki? Ya gözyaşlarım, gülüşlerim nerede? Hepsi bir anda nasıl yok olmayı başardı? Oysaki hayatımın tek tük anılarını bile kalbimin en nadide yerinde saklamıştım. Açtığım bıçak yarasıyla onlarda bir bir yok oldu. Şu an sadece izliyorum. Hayatımın film şeridi gibi gözlerimin önünden geçişini izliyorum. Ne kadar da boş, sade, tekdüze bir hayatım varmış. Ne yazık bana. Okumam gereken onca kitap, izlemem gereken onca film, görmem gereken onca yer var. Şimdi bunları yapamamış ruhumu nasıl kanlı ellerime teslim edeceğim? Ayıplamaz mı beni? “Neden?” diye sormaz mı? Ne cevap vereceğim? “Evet, haklısın. Sadece boşa yaşadım. Hayatım sadece bir boşluktan ibaretti.” mi diyeceğim? Dememeliyim. Ayaklan hayatım. Artık kan ve gözyaşı görmek istemediğini herkese haykır. Onlara öğret. Onlara gülmeyi göster. Ve onlara güldüğünde çiçekler açtığını öğret. Bu olanların hepsi sadece kafanda. At artık. İstersen yak. Ama geri dönme. Sence de artık kafanda papatyaların açma zamanı gelmedi mi? Hemde gelmişken bahar. İşte zamanı.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin