Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Hasan Ali Toptaş’ın son kitabı Gecenin Gecesi içinde bulunan; Yatak, Nihat, Fotoğraf, Veysel’in Kanatları, Şeytan Uçurtması öykülerinden birkaç alıntı:

1) Gene ben yıkıntılar arasında titreyen küçücük çocukları, kaldırımlarda yatıp kalkan garibanları, çıplak ayakla varıp park köşelerine sığınan kimsesizleri, karda kışta cepheye sürülen gencecik yürekleri, ya da ölüm korkusuyla yollara düşüp kederli kafileler halinde gecenin içinden geçip giden elleri, yüzleri ve bakışları morarmış insanları düşündükçe bana bu yer yatağını verenlere minnet duyuyorum.

2) İşte böyle, her gün bir başka sokakta sürermiş bu koşuşturma. Dediklerine göre bugün buradan da geçeceklermiş. Bak işte geçtiler, bak işte gördün mü?

3) Gerçi, bu sabah gidip hayalimden özür diledim onlardan. İlk kez böyle bir şey aklımın ucundan bile geçmedi. Şimdi sen, öyleyse bütün bunları neden yazdın, diyeceksin belki. Doğrusu, neden yazdığımı bende bilmiyorum. Demek, yorganı omuzlarıma doğru çeki, bu yatak beni öldürecek dedikten sonra yazının içinde uyuyakalmışım.

4) Bu Nihat eskiden böyle değilmiş. Dediklerine göre annesi de böyle değilmiş, dokundan kırılacak türden, dağ lalesi gibi incecik bir kadınmış. İşte, pazar yerine bakan o geniş avlulu evde yaşarken, babaları olacak adam günün birinde aniden bırakıp gitmiş bunları.

5) Hayal bile olsa işte bu yıllarca sürüyor bu yürüyüş. Öyle ki, benim kozada gördüğüm pamuk, sarsıla sarsıla ilerleyen o traktörlerin römorklarına yüklenmiş de şehirde kumaş fabrikalarına çoktan teslim edilmiş oluyor belki bu arada.

6) Hiç kendim için ağlamadım ben. Bunu çok isterdim halbuki bazen aynanın karşısına geçip annemi, babamı düşünür ve yüzüme uzun uzun bakardım ama ne yaparsam yapayım bir türlü ağlamazdım. Oracıkta; taş kesilirdim sanki. Bir yandan da kapılara koşup bakardım babam geliyor mu diye, pencereler koşup bakardım. Babam, tıpkı cici annem gibi ortalıkta görünmezdi o sırada, fakat gelirdi.

7) Pala bıyıklarının karanlığını görürdüm ben dönüp baktığımda. O hep deli deri bana.O hep deli derdi bana.

8) İş, şehre varmakla bitmiyor tabii. Sırtında yatak cadde cadde gezmek yahu, bu şehrin çehresi ne çabuk değişmiş demek, bir kabus gibi yükselen binalara hayretle bakmak, birilerine yaklaşıp eskiden yaşadığın mahallenin ne tarafa düştüğünü sormak ya da varıp zihninde soluk görüntülerini, seslerini ve sessizliklerinin taşıdığın o sokakları bulmakla da bitmiyor.

9) Bir gün, hayaleti uyutmuşum, pencerenin önünde annemleyim. Yani dört gözle onun topallaya köyden dönüp gelmesini bekliyorum. Camdan bakıyorum ya, biraz da sokaklardayım. Tam karşımda yıllardır bitirilemeyen üç katlı bir inşaat var, yarım kalmış bir düş gibi. Tahtalar sarkıyor orasından burasından, naylonlar, demir çubuklar, gazete kâğıtları.

10) En arkada ben vardım artık, delinin hırıltıları ensemdeydi ve tenimi alev alev yakıyordu. O yaktıkça, aman yakalanmamayım diye, ben habire koşuyordum inşaatın içinde.

11) Bacaklarım titriyor hafifçe, yüreğim titriyor, bakışlarım titriyor ama inatla yürüyorum. Girdiğimiz odalar daralıp genişliyor sürekli. Hatta yarım kalmış duvarlar alçalıp yükseliyor, merdiven boşluğu sallanıyor ve sağda solda, ürkütücü birer ağartı halinde  naylon hışırtıları uçuşuyor.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin