Gecekondu Ailesi: Geçiş Halinde Bir Aile Tipolojisi

Gecekondu, birtakım kişilerin genellikle kendilerinin olmayan topraklar üzerinde, kısa zamanda, izinsiz, imar mevzuatına aykırı ve sağlık koşullarından yoksun olarak yapmış veya yaptırmış olduğu bir konuttur. Gecekondu, İkinci Dünya Savaşı içinde ve onu izleyen yıllarda halk tarafından yaratılan deyimlerden biridir. O zamandan beri gecekondu konutlarında yaşayan ailelere gecekondu ailesi denilmiştir.

Gecekondu ailelerinin büyük bir çoğunlukla geliş yerleri köylük ve kırsal topluluklardır. Bu yalnızca Türkiye’ye değil, kentleşmekte olan hemen hemen bütün az gelişmiş ülkelere özgü önemli bir sorundur. Olayın temel nedeni, kentlere yapılan sürekli nüfus akınlarıdır.

Gecekondu ailesi köy ailesine göre kişileri daha az, üyeleri arasındaki iş-güç biçimi çeşitlenmiş, yararlı gördüğü birtakım köy özelliklerini sürdüren, buna karşılık uygun bulduğu kent özelliklerinden bir bölüğünü zamanla kabullenmiş, toplumsal değer ve alışkanlıkları bakımından bir ucu köyde öbür ucu kentte iki aile tipi arasında bir geçiş durumu gösterir. Bu kurumun yapısında ve görevlerinde, köy ailesi özellikleri ile kent ailesi özelliklerinin bir arada bulunması, onu kendine özgü bir tür yapmıştır.

Gecekondu ailesinin yaşamını oluşturan belirli özdeksel ve tinsel ögeler aşağıdaki başlıklar altında incelenebilir:

- Advertisement -

Konut: Gecekondu ailesi, sıkışık semtlerde birbiri içine girmiş, düzensiz konutlarda barınır. Bu bölgelerde belirli hizmetlerin ulaştırılması ve konutların da sağlık koşullarına uygun yapılmaması, buraları genellikle sağlık bakımından oturulması elverişsiz yerler durumuna getirmiştir.
Konut konusunda önemli bir nokta mülkiyet sorunudur. Bilindiği gibi köy ailesinde konutun mülkiyeti ailenin kendisinin olduğu halde, kent ailelerinde durum, kiracılıkla mal sahipliği arasında değişir. Gecekonduların çoğunda ise, aileler büyük zorluklarla evlerine sahip oldukları için buralara aynı zamanda kümesi, sebze bahçesi gibi eklentileriyle birlikte ocak sayılır ve bu anlamı ile kent konutundan çok köy konutunun durumuna yaklaşır.
Kente gelen aile ilk olarak genellikle kirada oturur. Ancak ilk fırsatta bir gecekondu edinmek için çalışmaya ve olanağı oranında çok para biriktirmeye başlar. Kullanılan eşyanın tüm miadı dolmadan elden çıkarılmaması, her türlü araç ve gereçlerin tüketiminde hiçbir israfa kaçılmaması biçiminde ortaya çıkan tutumluluk, ailenin temel bir niteliği halini alır ve bu yolla artan ekonomik olanaklar ilk önce bir gecekondu sahibi olma, daha sonra da mütevazi bir semtte küçük bir daire satın almaya yol açar.

Giyim-Kuşam: Gecekondu topluluğunda giyim-kuşam bakımından türdeş bir görüntü yoktur. Erkek, kadın ve çocuk giysileri kent ve köyden esinleşmiş olarak karmaşık bir biçimde ortaya çıkmaktadır.
Gecekondu kadınları arasında, daha çok göz alıcı ve parlak kumaşlar üstün tutulur. Bu tutum köy geleneğine uygundur. Köyde ayrıca bir ev dışı giyinişi olmadığından, bu özelliği birçokları kentte de sürdürmektedirler. Köyde pijama giyme geleneği yoktur. Kadınlar arasında pijama giyenler pek seyrek olup, bunların giydikleri de pijamadan çok bir şalvar bozuntusudur. Gecekondu topluluklarına modası geçmiş birtakım kent giysilerini, kentli ailelerin yanında çalışan kadınlar getirirler. Bunların kimileri ile kızları, özenti olmak üzere, kent kadınlarının giyinişini taklit etmektedirler.
Gecekondu erkeği, olanakları içinde, kasaba erkeğinin bir özelliği olan takım elbise yaptırmak ve giyinmek eğilimindedir. Erkek giyinişi başka bir bakımdan gözden geçirildiği zaman, iş-güç çeşidinin bu giysileri etkilediği görülür. Anlaşıldığına göre, kadınlarla karşılaştırıldığı zaman, gecekondu erkeğinin kent giyimini kabulü daha kolay olmaktadır.

Beslenme: Beslenme konusunda başlıca iki özellik göze çarpmaktadır. Kırsal alanların geleneksel yeyinti maddeleri kış için yazdan hazırlanmakta, bir bölüğü de köyden getirilmektedir. Bu olgu, köydeki beslenme alışkanlıklarının kentte sürdürüldüğünü gösterir. Bunun yanında hazırlanması kolay olan ve ekonomik açıdan elverişli kent yiyecekleri de gecekondu ailesince benimsenmektedir.

Sağlık-Temizlik: Ailelerin sağlık ve temizlik alışkanlıkları genellikle köylerdeki alışkanlıklara çok benzer. Evlerin önü genellikle temiz ve düzenli bir görünüşte değildir. Aile, birtakım temizlik ve sağlık alışkanlıklarından kasaba ailesi özelliğini benimsemeye başlamıştır. İlk olarak göze çarpan, kent ilişkilerinin kırsal alanlardan gelen bu insanlarda belirli bir temizlik zorunluluğunu ortaya çıkarmasıdır. Kadın ve daha çok erkeklerin belirli zamanlarda hamama gitmesi, erkeklerin özellikle iş-güç biçimlerine göre tıraş olmaları ve giyimlerine dikkat etmeleri yukarıdaki yargının bir göstergesidir. Sağlık konusunda dikkate değer bir nokta da hastalık halinde özellikle gecekondu semtlerinde ucuz muayene eden özel doktorlara ve hastanelere başvurma eğiliminin yaygınlaşmasıdır.

İş Bölümü: Gecekondu ailesiyle köy ailesi arasındaki birinci ayrılık, iş bölümü ve biçiminde görülür. İş-güçlerin uzmanlaşması ve çeşitlilik kazanmasından dolayı gecekondu ailesi kadın, erkeği, çoluk-çocuğu, yeni ilişkileri ve ortaya çıkardığı toplumsal örgütü ile köy ailesine göre daha canlı ve karmaşık bir yapı özelliği gösterir. Köy ailesinin başlıca iş-gücünü, aynı zamanda iş bölümü ve işbirliğini etkileyen tarım işletmeleri olduğu halde, gecekondularda çalışan ailelerin iş çeşitleri artmıştır. Temel iş-güç biçimleri arasında tüccar, küçük esnaf, yetişkin işçi, zanaatçi, küçük memur, müstahdem ve düz işçi grupları sayılabilir.

Evlenme: Gecekondu ailesiyle köy ailelerindeki kişilerin evlenme yaşları karşılaştırıldığında, yaşların birbirine benzediği, yani, genç yaşlarda evlendikleri, kent ailelerinde ise evlenmelerde gecikmenin bir eğilim halinde gittikçe arttığı görülmektedir. Köy aileleriyle gecekondu aileleri akraba veya grup içinden veya dışından evlenmede birbirlerine benzedikleri halde, kent ailesi bu bakımdan daha açık durumdadır. Bundan başka, köy evlenmelerinde, eski deyimle küfüv de rol oynayan daha çok ailelerin ekonomik durumları olduğu halde, kentlerde evlenen gecekondu ailelerinde eşlerin kültür ve eğitim durumunu ön planda tutma gibi bir eğilim görülmektedir. Evlenmelerde başlık geleneği sürmekle birlikte, miktarı köye oranla azalmıştır.

Ailenin Yapısı: Gecekondu ailesinin kuruluşuna bakıldığı zaman geniş köy ailesine oranla gecekondu ailesinin çekirdekleşme sürecinde daha hızlı ilerlediğini ve bugünkü durumuyla ana, baba ve çocuklardan oluşan dar aile oranının oldukça yüksek olduğunu belirtmek gerekir. Gecekondu ailesi nitelik bakımından geçirdiği bu değişmenin yanında nicelik açısından da küçülmekte, bunun en belirgin göstergesi olarak var olandan daha çok çocuk istememe olgusu ortaya çıkmaktadır.

Gecekondu aileleri incelenirken, bunların kimi köy, kasaba, kent ailelerinin birtakım özelliklerini taşıdığı görülmektedir. Şöyle ki, bu aileleri oluşturan kişiler köyden kopmuş, ancak ilgilerini tümü ile kesmemişlerdir. Yakınlarının kimileri köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Bunlar çapraşık kent yaşayışına da henüz tam anlamıyla uyamadıkları için, kentli de sayılmazlar. Gecekondu insanı, köydeki tarlasının küçük bir örneğini evinin önünde yapmaya çalışırken bir yandan da kendisini kentin fabrikasında bir işçi olarak görmeyi umut eder. Bu imgelerin, yaşantıların hepsini bir arada yürütmeye çalışır.

Gecekondu ailelerinin birçoğu köy topluluklarını kentte yaşatmaktadır. Ancak, kent toplumunun bu aileler üzerindeki etkisi, onları, arafta bekler gibi bir duruma sokmaktadır.
Türk toplumu ve ailesi gibi, onun bir parçası olan gecekondu ailesinin de toplumsal yapısı durmadan değişmektedir. Gecekondu topluluklarında olup biten olayların, Türkiye’deki çeşitli gelişme ve akımlarla ilintisi vardır ve gelecekte de olacaktır. Gecekondu toplulukları ülkenin en önemli sorunlarından birini içinde taşımaktadır. Bunları henüz yerleşmiş, dengesini bulmuş yerler değildir. Yerleşmeleri için de daha uzun bir süre gerekecektir.

Kaynakça
Yasa, İ. (1970). Gecekondu Ailesi: Geçiş Halinde Bir Aile Tipolojisi, AÜSBF Dergisi,
25, 9-18

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Must Read

Evlerinize Gidip Tüm Kitaplarınızı Yakın:Neden Fahrenheit 451 Okumalıyız?

Kişiyi bilgiye ulaştıran her şeyin yakıldığı hatta bunları yakmanın bir zevk olduğu bir dünyada düşünmek ve okumak isteyenler bunun bedelini nasıl ödeyebilir? İyiliği ve güzelliği görmezden...