
Esiyor uğultulu rüzgar… Öylesine soğuk,öylesine acımasız. Sıcak evler görünüyor sarının en güzel tonu dile. İçindeki kahkahalar ıskalıyor sanki tüm umutsuzluğu. Soğuk,güçlü kollarını gösteriyor,kesiyor masum tenleri. Fırtınanın ortası ve sen çocuk! Üşüyor ellerin, üşüyor gözlerin…
Nitekim ıslak ayaklar koşturuyor kaldırımlarda. Kamburlaşmış sanki iyi niyetlerin dili. Karıncalanıyor parmaklar, günahsız eller. Kimse görmüyor mahmur gözleri, kimse anlamıyor anlattıklarını. Rüzgar cinayet işliyor her dakika, her geçen saniye. Minik yırtık ayakkabılara buzdan bıçaklar batıyor. Satmaya çalıştığı mendiller yetmiyor acılara. Oturma ıslak kaldırımlara… Fırtınanın ortası ve sen çocuk! Üşüyor ellerin, üşüyor gözlerin…
Yağan kar yasını tutuyor aldığı sıcak ellerin. Doğum lekesi gibi yapışmış yırtık paçalara çamur. Kısık ve telaşlı gözler görünüyor kaldırımlarda. Kimsesizliğe meydan okurcasına koşuyor ıslak pantolonu ile. Islaklık tenine her değdiğinde acıyor küçük, güçsüz bacakları. Almıyor da işte kimse bu mendilleri! Fırtınanın ortası ve sen çocuk! Üşüyor ellerin, üşüyor gözlerin…
Ve ölüyor insanlık …
Küçük bir çocuğun gözlerinde…








































