Gece Modu

Türk şiirinde metafizik bunalımlarını, varlık algısından kaynaklanan bireysel trajedilerini, ferdî huzursuzluğunu şiirine konu eden bir şair olarak Tevfik Fikret, üzerine çok söz söylenen, şiirleri üzerine çok konuşulan bir isimdir. Buna da değer bir kişiliği vardır. İçerisinde yer aldığı Servet-i Fünun döneminin de ayırıcı bir özelliği olarak dilinin süslü ve anlaşılmayı güçleştirecek terkiplerle dolu olması şairin günümüzde bütünlüklü bir biçimde okunup hakkıyla bilinmesine engel olmaktadır.

Servet-i Fünun Dönemi Türk Edebiyatı sanatkarlarının, şiir dili ele alındığında anlaşılması zor bir dili tercih etmiş olmaları ve kendilerinden evvel Tanzimat Dönemi’yle başlamış olan dilde sadeleşme bahsine uzak kalmaları çoğu zaman eleştirilmiştir. Ancak Türk şiirinin kanımca ortaya çıkarılmış en güzel şiirleri bu devre ait olmuştur. Bu süslü, ağdalı şiirlerin Fikret söz konusu olduğunda temel sebepleri ortaya çıkartılmalıdır.

 

Bunlardan biri, her şairin kendi şiir görüşü, kendi şiir anlayışı ve poetikasının var olabileceği düşüncesidir. Diğeri ise bu sanatkarların “varlık algısı”dır. Özellikle batıya açılan kapılardan sonra bu varlık algısı yavaşça değişmeye başlamış,  tanzimatın son dönemleri ve Servet-i Fünun istibdadıyla körüklenerek değişim dalgaları yaşanmıştır. İslamcı ya da yaratılışçı şairlerden çok evrimci, pragman ya da sorgulayıcı bir tavır içerisine düşmüş şairlerimizi görürüz. Materyalizm felsefesiyle yoğurulan Beşir Fuad’dan sonra Fikret, çok daha başka bir tavır sergiler Türk şiirinde.

ŞAİRİN RUHU DEĞİŞİYOR
Şairin çepeçevre sarılı olduğu varlık aleminin algılama biçiminin edebiyatımızda derinlikli bir tarzda ortaya konduğu metinler, Servet-i Fünun dönemine denk gelir. Tanzimat döneminde bunun ilk örneklerini veren sanatkarlar olmuştur. Tevfik Fikret, her şeyden evvel dünya ile intibak etmek arzusunu taşımış olan bir şairdir. Bu arzusunu gayrete dönüştürdüğü yerde ise devreye varlığı, kainatı, eşyayı kabulleniş biçimi girmiştir. Diğer bir ifadeyle bulunduğu, yaşadığı dünyanın nesnelerinden, eşyalarından ve olaylarından hareketle kendşne bir anlam alanı inşa edememiş, yeni bir kelime dünyası içine girerek şair benliğinin dünya ile olan ilişkisine dair söylemek istediği sözü, daha derinlikli söyleyebilecek yeni malzemelere ihtiyaç duymuştur. Bu durumu örneklemek için “Gayya-yı Vücud” ile “İnanmak İhtiyacı” adlı metinler gösterilebilir.

DÖNEMİN VERDİĞİ FERDİ ISTIRAP
Fikret’in ömrünce çektiği bireysel sıkıntılar, dergideki çalışma hayatı, oğlunun ızdırabı, kendini Aşiyan’a çekmesi gibi olaylar da onun poetikasını etkiler biçimdedir. Bunlara döneme bağlı siyasi bir istibdad da eklendiğinde onun ortaya çıkardığı metinlerin sadeleştirilmesi değil de okuyucunun gayret etmesi beklenmelidir. Anjambman tekniğini (Enjambement, dizenin bir sonraki dizede tekrar etmesidir.) ilk defa kullanmış olması; Fransız şiirinden mülhem ile terzarimayı, soneyi ilk kullanan şair olması, resim altı şiire yönelmesi Türk şiirinin kavşağı olacak niteliktedir.
Fikret, şüphesiz Türk edebiyatının en buhranlı çocuğudur.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin