Gece Modu
Son zamanlarda oldukça duyduğumuz, 4 yıldan beri sık sık karşılaştığımız “Fi”ye değinmek istiyorum.
Ben aslında popüler olan herkesin okuyabildiği, sayfaları epey olup fakat klasik şeyler anlatan kısacası edebi bir değeri olmayan kitaplara çok karşıyım. Dolayısıyla böyle yeni çıkan günümüz kitaplarına biraz soğuk bakıyorum. Fi’den de 4 yıl boyunca bu korkuyla uzak kalmıştım. Dizisini izlemeye başladım derken merak ettim canım durmadı, hemen alıp başladım okumaya.
-Ön yargılı yaklaştığımı kabul ediyorum, yanılmışım-
Öncelikle karakterlerimiz Can, Duru, Deniz, Ada, Bilge ve Özge.
Kitap bu 6 karakter etrafında dönüyor. Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğu. Beklenmedik kişilerden, olaylardan, yaşanılanlardan beklenmedik sonuçlar çıkar ya hayatta, bu yer yer felsefi bir şekilde anlatılmış kitapta.
Can Manay, çok ünlü bir psikolog. Duru hırslı bir balerin, Deniz sanat aşığı bir müzisyen, Ada konservatuar öğrencisi, Bilge psikoloji öğrencisi, Özge ise yenilmez bir gazeteci.
Olaylar karakterlerin bakış açılarıyla anlatılıyor ve hepsi birbiriyle bir şekilde bağlantılı.
Aşk, seks, hırs gibi duyguları buluyoruz sayfalarda.
Altını çizecek cümleler buluyorsunuz. Çünkü oldukça felsefi konulara değiniliyor.
Sürükleyici, akıcı bir üsluba sahip. Edebi değeri öyle çok yüksek bir kitap diyemiyorum tabii ki fakat boş bir kitap kesinlikle değil. Günümüz çok satanlarına yapıldığı gibi bir yargıda bulunulursa kitaba haksızlık edilecektir bence.
Ben “Çi” ve “Pi”yi de merak ediyorum, onları da okuyacağım.

Bu arada, diziyle kitap arasında olaylar aynı şekilde yaşanmıyor ben kitabı okumama rağmen diziyi de merakla bekler oldum. “Kitabı okursam dizi beni sıkabilir” düşüncesine bence kapılmayın tabi ama yine de sizin bileceğiniz bir şey 🙂

Umut dolu kitaplara…

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin