Gece Modu
  1. “Bütün sanatlar gibi edebiyat da hayatın yetmediğinin itirafıdır.” (s. 9)

 

  1. “Ne olursa olsun kabulümdür, varsın öyle olsun; unutulmuş bir yemine sadık kalarak, yazgının düzenlediği ve tesadüfün ürettiği şeye göre, ben kimsem, onun elini bırakıyorum.” (s. 22)

 

  1. “Hayat, minik darbelerle, küçük iğnemeler ve aralıklarla canımı acıtıyor.” (s. 26)

 

  1. “Ben bir sürü çobanıyım. Sürü, benim düşüncelerim.                                                      Düşüncelerim ise, hepsi duyum.” (s. 30)

 

  1. “İfade ettğimiş şeyi hissetmemizin pek önemi yok: Düşünürken hissetmiş gibi yapmayı bilmemiz yeter.” (s. 31)

 

  1. “Hayat beni yormadıkça, isterim içimden aksin hayat                                                      Yeter ki ben değişmeyeyim.” (s. 36)

 

  1. “Uyumuyorum, uyumayı ummuyorum. Ölümden bile ummuyorum uyumayı.” (s.43)

 

  1. “Daha çocukken etrafımda kurmaca bir dünya yaratmaya, etrafıma asla var olmamış dostlar ve tanışlar toplamaya eğilimim vardı (onlar mı yoktu, yoksa olmayan ben miydim, iyi anlamış değilim. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da dogmatik olmayalım).” (s. 50)

 

  1. “Tanrı istiyor, insan düş görüyor; eser yaratıyor.” (s. 58)

 

  1. “Hayır: Haklı olmak hariç her şey! İnsalıkla ilgilenmek hariç, her şey!                             İnsancıllığa düşmek hariç, her şey!                                                                               Bir duydum, eğer nedeni kendi dışındaysa neye yarar?” (s. 62)

 

  1. “Mit, hiçtir; her şey olan.” (s. 65)

 

  1. “Dünya, onu fethetmek için doğanındır Yoksa, haklı olsa bile, onu fethetmeyi hayal edenin değil.” (s. 66)

 

  1. “Kim olduğumu bilmeyen ben, ne olacağımı ne bileyim?                                                 Kim olmayı düşünüyorum?                                                                                         Öyle çok şey olmayı düşünüyorum!” (s. 72)

 

  1. “Her şey biz ve biz her şeyiz; ama ne işe yarar eğer bu her şey hiçse?” (s. 74)

 

  1. “Hiçbir ruh benimki kadar sevgi dolu ya da müşfik, benimki kadar nezaketle, duygudaşlıkla, şefkati ve sevgiyi ilgilendiren her şeyle bu kadar dolu değildir. Ama benimki kadar yüzüstü bırakılmış bir ruh da yoktur.” (s. 96)

 

Fernando Pessoa – Başıboş Bir Yolculuktan Notlar
Kırmızı Kedi Yayınları – 2015

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin