Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“Dünyanın güzelliği, solmadan az önce iki ayrı çehreye sahiptir; biri neşedir, öteki ise insanın yüreğini delen acı.”

Feminist yazar Virginia Woolf’un Kendine Ait Bir Oda kitabı, kadın ve kurmaca uzerine bilimsel verilere dayanarak yapılan araştırmalardan oluşuyor. “Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalidir” tezini savunan Woolf, tam da bu tezini savunmasının gerekçelerini anlatıyor bizlere. Anlatırken de Londra Museum’daki kitaplardan yararlanıyor.

Müzedeki kitaplardan yararlanırken dünya liderlerinin kadın olgusu üzerine söyledikleri sözlere de sıklıkla yer verilmiş. Hatta Jane Austen, Charlotte Bronte gibi kadın yazarların hangi şartlarda eserlerini yazdıklarını da araştırma konusu edinmiş. Neden erkek yazarların kadın yazarlara göre daha çok okunduğunu kendi hayatından örneklerle anlatıyor. Özellikle Shakespeare’nin bir kız kardeşi olsa neler yaşardı üzerinden anlattıklarıyla kendi yaşadıklarını özdeşleştirmesi kitabın en güzel bölümüydü diyebilirim.

Londra Museum’da kadın ve kurmaca ile ilgili bilgileri araştırırken kadınlara dair kaç kitap yazildigi ve bunlardan kaçının erkekler tarafından kaleme alındığı üzerine de yoğunlaşıyor. Eğer intihar etmemiş olsaydı ona, Halide Edip Adıvar gibi, Elif Şafak gibi, Ayşe Kulin gibi nice Türk kadın yazarlarımızın varlığından gururla bahsedebilirdim.

Genellikle de erkeklerin kurmaca yazdığını ve yazı ile gerçek hayatta kadını anlatırken farklılıklar olduğunu şu sözlerle vurguluyor: “Kurmacalarda kralların ve fatihlerin hayatlarina hukmediyor; gerçek hayatta ailesinin parmağına zorla yüzük taktıgi herhangi bir delikanlının kölesi…”

Her ne kadar bahsettiği yıllar 1400lü yıllar olsa da- 1800lu yillarda ufakta olsa kadın yazarların arttigini görüyor- o günlerden bugune kadına bakış açışında çok da farklı bir noktada olmadığımız aşikar… (Kaleme aldığı yıllar 1900lü yıllar)

Eserin çevirisi de oldukça başarılıydı. Aynı zamanda Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan çevirisinin kapak tasarımına ve kitabın yumuşaklığına bayıldım. Kitabın ortalarına gelince on parmağımla kaldığım yeri tuttuğum ve okumaya çalıştığım sert kitapları sevemiyorum.

Evet, biraz farklı bir yazar. Anlatım dili olarak da kurgu olarak da. Tamamen kafanızı boşalttığınız ve Woolf’a yoğunlaştığınız bir zamanda okumanızı tavsiye ederim.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin