“Birini mi aradınız?” dedi adam.

“Evet,” dedim “Kendimi.”

                                               Sayfa-6

 

Şiir kokulu bir kadının, buruk ve kırgın duygularından ve içten içe yok oluş çağrılarında akan gözyaşları gibi cümleleri. Sayfaları aştıkça ses sonunun şiddetini ensemde hissediyor gibiyim. Rüyalardan ve anlamsızlıklara değinen kısa notlarla çevrelenmiş, okunası ve bir nefeste bitirilesi bir kitap. Bir kahvenin dumanın da tanıştığım için şanslıyım zira bizzat yazarın ellerinden imzalı olarak aldığım bu kitap size birçok şeyi kısa cümlelerle ifade edebilir. Satırlarında hiçlikle başlayıp galaksilerle devam eden bir yapı mevcut. Şiir dolu sayfalar ise kalan tüm içtenliğe zincirlenmiş gibi.

İşte kahve ile süslenmiş bir bölüm daha…

“Sen yarım kalmış tüm şiirlerin lehçesinde sızı

Boğazımda düğüm.

Sen bardaktaki kahve

Kırk yılın hatırı.

Sev beni.”

Sayfa-31

 

Özenle mi seçildi bilemem ama başka bir ahenk var bu kitapta. Üzerime tane tane dökülüyor gibi. Okumaktan kendini alıkoyamadığım ve bırakmak istediğin de bir an için kitabın sana kırılacakmış hissini içinde yaşadığın bir bütünlük. Yapacak bir işiniz bile olsa boş ver kelimesi ard arda sıralanıyor diyebilirim. Şiir görünümlü ve bir sürü kıymetli duygular, sayfaları öyle bir kaplıyor ki sağır ediyor sizi adeta okurken. Satırları sıra sıra geçerken ve anlamlı bu cümleleri okurken yazarın içinde ki bazı hislere erişme şansını yakalıyorsunuz. Genç bir yüreğin imkansızlığı günümüz betimlemeleri ile güzel bir şekilde bize aktardığını söyleyebilirim.

 

“Paramparça ve aptaldır

Bulutlara koşan

Trenler.

 

Görüyorsun

Hiç bilmediğin bir cehennemden

Satırlar yazıyorum

Tanrı’ya.”

Sayfa-55

 

Bazı sayfalarda kayboldum. Yazarın veya herhangi birinin sanırım beni bulması imkansızdı. Bazen bir ağacın dalında seyir ederken, bir anda aydınlığın olmadığı vakitler de buldum kendimi. Sızlayan akşamların çınlayan sesiyle dinlerken gökyüzünü, kadife bir dağın eteklerinde sustum kimi zaman. Duygularımın yada benliğimin içinden adeta taşan çamurumsu bir su birikintisinden çıkardığım bir elmas gibi bazı cümleler. Eski bir fotoğrafın içinde ki insan bakışlarında ise hayatın geri kalanını hatırlattım kendime. Soğuyan kahveme ve uzaktaki ruhuma bir çağrı niteliğindeydi adeta bu kitap.

 

 

“Bekli de ne ben Nazım kadar çapkın

Ne de siz Piraye’nin Hatice yanı kadar bahtsızsınızdır.

Belki de ne ben şiirler kadar güzel

Ne de siz şairler kadar kırgınsınızdır.”

Sayfa-27

 

 

 

 

 

 

İyi okumalar….

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin