Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



    Güneşin yakıp kavurduğu bir gün… Bu sıcak hava kütlesinin üstüne bir de trafik eklenince işler çığrından çıkıyor. Kendini anlamsız kalabalığın içinde bulan işsiz adamın çok önemli bir yere yetişmesi gerekmektedir. Ne pahasına olursa olsun biricik kızının doğum gününde yanında olmak isteyen William Foster, çılgın kalabalıktan uzaklaşarak eve doğru sıra dışı bir yolculuğa çıkar. Yolculuk sırasında toplumun birçok sorunuyla karşılaşan kahramanımız, sistemi sorgulamaya ve kendi doğrularıyla çelişen sisteme karşı gelmeye başlar.

    Yönetmenliğini Joel Schumacher’in yaptığı bu güzel film, 1994 yılında en iyi senaryo dalında Edgar ödülüne layık görüldü. William Foster (işsiz adam) rolünde Michael Douglas’ı izlediğimiz filmde iyi polis rolünü ise “The Godfather” filmindeki Tom Hagen karakteriyle hafızalara kazınan oyuncu Robert Duvall üstleniyor.

Yazının bundan sonrasına spoiler ile devam edeceğiz.

    William Foster işini kaybetmiş (ya da iş onu kaybetmiş kendi deyimiyle), boşanmış bir baba olmasıyla çok gerçekçi bir karakter. Bir aydır işsiz olmasına rağmen annesini her gün işe gittiğini ikna edebilecek kadar akıllı ve gururlu bir adam. Foster’ın tek istediği kızının doğum gününde yanında olabilmek iken eski eşi bu fikrini kesinlikle desteklemiyor. Çünkü filmde açıkça görüldüğü gibi karakterin öfke sorunu var ve her an ne yapacağı bilinmeyen birisi. Bu yüzden hikayenin sonunu tahmin etmek de kolay değil. Filmi daha detaylı incelemek istediğimiz zaman sahnenin başında araba plakasında yazan bir kelime dikkatimizi çekiyor. Eskiden savunma mühendisi olan Foster’ın arabasının plakasında şirketin adı olan De-fans yazıyor. Film boyunca bu kelimeyle karakter arasında sıkı bir bağ kurulmuş. Öte yandan Foster ile aynı trafikte arabasıyla görülmesine rağmen filmin sonuna kadar onunla karşılaşmamış, emekliye ayrılmadan önceki son iş gününde olan bir polis memurun hikayesi veriliyor.

    Amerikan halkının çeşitli etnik kökene sahip olması komik bir üslupla dile getirilmiş market sahnelerinde. Nereden geldiğini bilmediği adamın dilini anlayamadığı için yabancı adama karşı iğneleyici konuşmaktadır. Foster karakteri, Amerikanın gerçek sahipleri olduğunu iddia eden beyaz adamların filmdeki bir yansıması değildir. O sadece olması ve yapılması gereken her neyse onu savunmaktadır. Aslında bu filmin kötü adamı diyebileceğimiz bir karakteri yok. Foster daha çok iyi polis karşısında yıkıcı gücüyle duran bir anti-kahraman gibi gösteriliyor filmde. Eline geçen tüm silahlar başkalarına aittir ve onları sadece kendini savunmak için kullanır.

    Hollywood sinemasının bilinçaltı mesajlar göndererek kitleleri kontrol altına almaya çalışması hepimizin bildiği bir gerçek. Bu gerçekliği vurgulayan filmin bir karesinde Foster’ı, “KILL” yazılı afişlerin önünden geçerken görürüz. Yeni jenerasyonu etkileyebilmek için manipülatif bir yapıya bürünen sinemanın yine kendi içerisindeki eleştirisinin güzel bir örneği oluşturulmuş. Sistemin bize dayattığı şeylerden kurtulmaya çalışan kahramanımız gittiği fast food restoranında bile istediği menüyü kolayca alamaz ve kendisine dayatılan şeyi tercih etmeye zorlanır.

    Tek derdi kızını görmek olan Foster ile dedektifin bir ortak noktası vardır. İki adamda bir kız çocuğu sahibidir. Kanun koruyuculuk görevinde son günü olan dedektif Prendergast, kahramanımızın yol açtığı sorunlarda arkasında bıraktığı izleri takip ederek Foster’ı bulmaya çalışır. Başlarda kimsenin dikkatini çekmeyen küçük ayrıntıları ilk fark eden kişidir. Fakat filmde, yakın çalışma arkadaşı haricinde diğerlerini inandırmakta güçlük çektiği görülmektedir. Beyaz bir adamın suç işlemesinin mümkün olmayacağı gibi bir yanılgıdan dolayı bir türlü gerçek suçluya ulaşamazlar. Neyse ki vicdanlı ve işini iyi yapan polis memuru arkadaşı, dedektife adamı bulması konusunda yardım eder. Hikaye nihayetinde mutlu bir sona sahip olmasa da filmin tatmin edici düzeyde bitirildiğini söyleyebiliriz.

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin