Evlerinize Gidip Tüm Kitaplarınızı Yakın:Neden Fahrenheit 451 Okumalıyız?

Kişiyi bilgiye ulaştıran her şeyin yakıldığı hatta bunları yakmanın bir zevk olduğu bir dünyada düşünmek ve okumak isteyenler bunun bedelini nasıl ödeyebilir?

İyiliği ve güzelliği görmezden gelen bir anlatıma sahip olan bu distopya romanında,yangınları söndürmek yerine yangınlar çıkaran bir itfaiyecinin,Montag’ın, tanıştığı bir kızın onun gözlerini açmasıyla yaşadıklarını ve bu düzeni değiştirme çabasını okuyoruz. Bu düzen bize çok uzak gelse de çoğu zaman aslında bir o kadar da yakın. Bu yakınlık,kitabı normal bir kitap yapmaktan çıkarıyor ve gerçekten korktuğumuz bir dünya haline getiriyor. Bu dünya bize hem gerçekliğe bir ayna olarak tutulan,hem de bir şeyleri değiştirme aracı haline getiren bir kitaba dönüşüyor. Bu kitap artık her yaştan insanın okuması gereken bir mesaj haline gelmiş durumda. Peki,Fahrenheit 451’i neden okumalıyız? Sorusunun cevabı için spoiler içermeyen bir yazı hazırladık.

Kitabın Konusu ve Karakterleri

Bir itfaiyecinin yangınları söndürmek yerine kitaplar yaktığı tezatlar dünyasında ‘iyi’ sayılacak bir itfaiyeci olan Montag’ın,bir gün evine dönerken Clarisse karakteriyle tanışmasıyla başlıyor her şey. Clarisse,17 yaşında;içinde bulunduğu bu düzene tüm benliğiyle karşı çıkan sayılı kişilerden biri. Daha ilk tanışmalarında Montag’a senden korkmuyorum diyerek cesaretini ortaya serer bu küçük kız. Yaşadığı hayata ve kurallarına bağlı olan Montag,Clarisse ile tanıştığında zihninde bir soru belirir: ”Ben mutlu muyum?”

- Advertisement -

Mildred,Montag’ın karısı,her gün eşini sabahtan akşama kadar gözünü ayırmadığı o televizyonun başında bekler. Hiçbir zihinsel aktivite gerektirmeyen bu programları izlemek,Mildred için bir hobi. Özellikle bu karakteri baz alarak karakterlerin oldukça iyi seçilmiş olduğunu söyleyebiliriz. Günümüzde dahi,gün içinde yalnızca televizyon karşısına geçip,tüm gündüz kuşağını zevkle izleyen bir kesim var. Fakat Clarisse ile tanışan Montag,eşi gibi olmak istemediğine bir ev dolusu kitap yakmaya gittiği gün karar verir. Evinde yakılacak kitaplarla birlikte yanmak isteyen bir kadın vardır. Bu şok edici olay Montag’ın zihninde ikinci bir soru açığa çıkarır: ”Bu kitapların içinde ölmeye değecek ne var?”

Kitabın ilk dönüm noktası bu sayede gerçekleşir. Montag,artık gizli gizli kitap okumaya başlar,Clarisse sayesinde hayatına kattığı bu özellik yüzünden hayatı sorgulamaya başlar,merak eder ve kendini kitaplara tamamen kaptırdığında bir şekilde dünya düzenini değiştirme isteği zihninde belirir.

Bu süreçte tanıştığımız bir diğer karakter de Faber. Faber,eski bir profesör. Kitapların yakıldığı,beyinlerin unutulduğu bu dünyada mutsuz ama düzeni değiştiremeyecek kadar yorgun ve inançsız. Ardından bir şeylerin açığa çıkmasıyla Montag’ın başı derde girer ve bu korku,Montag’ı ayakta tutup güçlenmesini sağlar.

Yazar tarafından oluşturulan kurgu ve olayların ilerleyiş biçimi,farklı ama gerçeğe yakın karakterleriyle birleştiği zaman hem akıcı hem de ilgi çekici bir esere dönüşmüş.

 

Gerçekçi Bilim Kurgusu ve Distopyası

Baktığımızda bu kitapta bilim kurgu denildiğinde akla gelen uçan arabalar,uzaylılar ve yeni ortaya çıkan ülkeler yok. Yalnızca farklı insanlar ve farklı bir düzen var. Hem gerçek hem değil. Yani bu kitaba bir bilim kurgudan ziyade bir ileri görüşlülük eseri diyebiliriz. Bilim kurguda kullanılan fazla ütopik bir dünya yerine karanlık bir distopya tercih etmiş yazar. Kitabın önsözünü yazan Neil Gaiman,bu kitabın favori Ray Bradbury kitabı olmadığını,bunun sebebinin de fazla kasvetli olduğunu söylüyor.

Hakikaten kitabın rengi gri. Dumanın rengi. Karakterler yaratılan dünyaya öyle bir ayak uyduruyor ki diyalogların hepsi birer robotun ağzından çıkmış gibi. Bu kitabı yavaşlatan bir öge değil,aksine kitabın hızla aktığı söylenebilir. Bu gri renk yalnızca korkutucu çünkü kimsenin yaşamak istemeyeceği bir dünya bu. Bu dünya bir yerde bizim şu an yaşadığımız hayata şükürler veya sitemler etmemize sebep oluyor. En önemlisi de bu. Bu distopya,bizim gerçekten böyle bir hayattan iyisini hak ettiğimizi ve bunu hatırlamamazı,bunun için çabalamamız gerektiğini kelimeleriyle anlatıyor.

Yazarın Dili

Zaten pek de kalın olmayan bu kitap,yazarın akıcı uslübuyla birleşince bir iki günde bitiveriyor. Bu çok fazla kitap okuyan bir insan için büyük bir kıstas olmasa da,günlük hayatında pek fazla kitap okumayan ve kurgunun boğucu,dilin ağır olmasını istemeyen bir okuyucu için tercih edilmesi kolay olan bir kitap. Robotlaşmış karakterlerin kısa diyalogları,yazarın olayları net ve yalın bir dille,süssüz kelimelerle aktarması kitabın içine girmeyi kolaylaştırıyor. Bilim kurgu kitaplarının o zor girilen evrenlerinin aksine bir kitap olması dünyadaki tüm okuyucuları aynı sebepten okumaya itebiliyor.

 

Kitapların Varlığı

Kitabın daha ilk başında kitapların yakıldığını öğrenmek,her okuyanın bir saniye durup ”Kitapsız bir dünya nasıl olurdu?” diye düşünmesini sağlamıştır. Daha o andan başlıyoruz biz okuyucular kitapların varlığına şükretmeye. Kitapta kurulan ‘kitapsızlık distopyası’ İkinci Dünya Savaşı’nın çetrefilli yıllarına bir gönderme olarak hazırlanmış olabilir. Bizim dünyamıza en yakın kitapsızlık bu çünkü. Okumak,herhangi bir şeyi okumak;bir gazeteyi,bir dergiyi,bir şiiri okumak bizim için o kadar sıradan bir aktivite ki yalnızca yokluğunun hissedildiği bir kurguda önemini fark edebiliriz. Bu yüzden,Fahrenheit 451 bir kez daha bize sahip olduğumuz bir şeyin,okumanın önemini unutmamamız gerektiğini söylüyor.

 

Sonuç olarak,Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451’i bize karşı yapılmış bir uyarı kitabıdır. Dünya bu hale getirilebilirdi,bu hale gelebilirdi ki hala gelebilir. Sahip olduğunuz şeylerin kıymetini bilin,”Ya şöyle olsaydı?” diye düşünülen bir dünyayı ”Keşke böyle olmasıydı.” denilen bir dünya haline getirmemek için çabalayın. Montag’ın da dediği gibi:

”Bir kadının yanan bir evde kalmasına yol açtıklarına göre,kitaplarda bir şeyler olmalı… Hayal edemeyeceğimiz şeyler;insan  bir hiç uğruna orada kalmaz.”

 

1 YORUM

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Avatar
Dila Kopya
mrs. dalloway çiçekleri kendisinin alacağını söyledi

Must Read

Unutulmaz Dizi ve Filmlerden Unutulmaz 15 Replik

Bu yazımızda bizi etkileyen, tekrar izleme isteği  uyandıran, ağlatan, güldüren, düşündüren unutulmaz dizi ve filmlerin, film karakterlerininin, unutulmaz repliklerini sizler için derledik. İyi okumalar...