
Eksildiğimi anlıyorum, daha dün her şeyin güzel olacağını umarken bugün bütün umudumun yarına çıkabilmek olduğunu görüyorum.
Ne değişti?
Dün, bugün, yarın…
Nereden bakarsanız bakın, içinizdeki o güzel günler sayacının sıfıra yaklaştığını fark edeceksiniz. Yanılsamaları göreceksiniz ve anlayacaksınız ancak elinizi uzatıp zamanı durduramayacaksınız.
Dün;
Yaşınız daha çocuk. Ellerinizde henüz uçmayı yeni öğrenen kelebekler, odalarınızın duvarları alabildiğine rengârenk, başınızı yastığa koyduğunuzda gördüğünüz gökyüzü. Pembe panjurlu bir eviniz olsun istiyorsunuz, içinde de Yeşilçam’ın sıcak ev ahalisi. Bir ihtimal isteklerinizin gerçekleşeceğini hayal edip, hayatınızı buna göre şekillendiriyorsunuz. Olabildiğince koşabilmeyi, yeşillerin üzerinde eğlenebilmeyi ve hayatınızın geri kalanı için hiçbir şeyi sorun etmemeyi istiyorsunuz. Bilhassa düzen ve getirilerini anlamıyor, anlamak için de çaba sarf etmiyorsunuz. Matematiğin önemli olduğu safsatasına hazırlanıyor ve ona ayak uyduruyorsunuz. Bir işi başarabilmek gibi konular sizin ilginizi çekmezken, yapılan şeyden ne kadar keyif aldığınızın bir önemi olmuş oluyor.
Bugün;
Düşlediğiniz her şeyin aslında sadece bir düşten ibaret olduğunu kanıksıyor, artık çaba sarf etmek gibi bir lüksünüzün olmadığını anlıyorsunuz. Ellerinizi uzatıp tutabileceğiniz şeyler için dahi yorgun, sıkılgan ve bıkkın halinizle görmezden geliyorsunuz. Başarabildiğiniz şeyler, küçüklüğünüzde size “öğretiyoruz” safsatasıyla anlatılan şeylerden ibaret hale geliyor. Matematiğin hayat olduğu kanısına o kadar inanıyorsunuz ki, ikiden bir çıksa geriye yarım kalacağını bilmiyorsunuz. Zamanınızı yönetmek konusunda o kadar geriden geliyorsunuz ki, başınızı yastığa koyduğunuzda uyumanız ve dinlenmeniz gerektiğine inanıyorsunuz. Ancak bilmiyorsunuz, insan en çok hayal kurarak dinlenebilir.
Yarın;
Geriye baktığınızda kaybettiğiniz onca şeyin sizin hatanız olduğunu öğrendiğinizde, aynaya bakamayacak hale geleceksiniz. Ancak üzülmeyin sizi de tekrar doğuracak birini bulacaksınız. Ancak öncelikle her şeyinizi kaybetmeniz gerekir. Sonra aklınızın ucundan geçmeyen bir anda, belki bir halk konserinde, bütün o çığırtkan şehrin kalabalığı içinde, belki bir gökkuşağı belirir.
“Beni bul, gökkuşağının bittiği yerdeyim”








































