Gece Modu

1970 yılında doğan ve 22 yaşında hayatına son veren gencecik bir şairimiz: Kaan İnce

İlköğretim ve orta öğrenimini Ankara’da tamamlayan daha sonra, Ankara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’ne kayıt olan şairimizin kısa hayatı hakkında pek de bilgi yoktur.

Hüzünkıran ardında saklanan kalbimle, artık, okyanuslara
açılmak geçmeli içimden.

Biliyorum.

Ama kavuşmalar ayrılıktır
bazen.

Henüz toyken şiir yazmaya başlamasına rağmen, birazdan örneklerini inceleyeceğimiz şiirlerinden göreceğimiz gibi inanılmaz bir anlatı üslubu ve dili varmış Kaan İnce’nin.

Dev Lotr Testi

 

Kullandığı devrik cümleleri, ölümü sık sık dizelerinde geçirmesi ve melankolik havası onu Kaan İnce yapan ayrıntılardan bazılar. Onun melankoliyi içimize ince ince işlemesi, şayet daha uzun süre yaşasaydı “Sanatıyla kalbimizi ne kadar daha fethedebilirdi?” sorusunu akla getiriyor.

 

Damar, Varlık, İzlek, Karşı, Yazılı Günler gibi dergilerde yayımlanan şiirleri ve 1992 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nde “Dikkate Değer Şairler” arasında yer alması genç yaşındaki başarısını gözler önüne seriyor.

Ve o gün:

Kaan İnce, 11 Ağustos 1992 tarihinde Kadıköy’de bir otel odasından atlayarak hayatına son verdi. Yaşamaktan neden vazgeçtiğini hiçbir zaman bilemesek de şiirlerinin bize bazı ipuçları verdiği aşikar.. Onun ardından arkadaşları 1993 yılında Kaan İnce Kültür ve Sanat Vakfı’nı kurdular. Gizdüşüm adlı eserinin basılacağı haberini yaşamdan vazgeçtiği günden bir hafta önce aldığını da ekleyelim.

Ölümünden sonra yayınlanan eserleri şöyle:

Gizdüşüm (1993)

Kan (1997)

 

Kısa süren yaşamında dolu dolu eserler veren Kaan İnce’nin bazı şiirleri aşağıdadır:

Sönerken Yıldızlar Gelincikler Gülünce

Yolun hiç de uzak değil umut biliyorum
Sesin yağmurla birlikte tutuklu tel örgülerin arkasında
Bulamıyorum seni beni unut gidiyorum


Ve kuğuların kucakladığı, kentin denizsiz kıyısı

Uzak düşler hala gemi mendireğine çekili korsan sevgilere
Hasret düş kırklığı ölü sayrısı
Güvercin taklaları art arda
Kırmızı gece usulca bekler
Ah acıları tütsülü acıları
Büyük harfle başlayan aşkımızı
Kırılmaz kinle
Sönerken yıldızlar gelincikler gülünce
Sen gelelne kadar


Yasak dizelere girebilirdi ancak kaçak sözcükler
Ancak ölüm hüzünlü şiirlere
Acemi yüreğim girerken yirmisine

Bilemiyorum gözlerim kimde?


 

     Gecenin Üç Tılsımı
1. Zaman

son hecesi kırılır gecenin, ürperti veren yalnızlığın tüm renkle-
riyle; şaşkın bir sen, sessizlik kadar ince; gözlerde boğulan
hıçkırık. karanlık yürür ağır ağır, uçuşur kalbimde sevgiden yana
ne varsa. kanayan dudaklarını çığlığın, şarapla yıkardım; deniz
kalırdı geriye, çığ düşerdim tersime. kutsanırdı sönmüş acılar,
ölüm doğrulanırdı, kayardı direnç noktası ömrün; kendi eksenin-
de dönüp duran insanlar kadar.
içini vakitsiz açan mavilikti yüzüm. iz. giz. tuz. gökyüzünde çakan
kıvılcımım; sert sularda attım bedenimi, ah atım, avradım.
silahım olsaydın, gece olsaydım ben de.


şimdi vuruluyorum. göğe taş kesiyorum. son hecesi gibi
kırılıyorum gecenin. zaman oluğu kaldırımlarda geziyorum.

2. Gülışığı

gerdik ya ölü yüzlerimizi rüzgârın sesine, sevdamıza savrulan
küller kadar ıslak gözlerimizi kurutmak için; dökük tekneler gibi
yalnız kaldık çiçek kokularına sinmiş sularda. ve saçaklarında güz
tuttuğumuz göğün göçebe ömrüne yıllardan ekleyip çıkardık
acıyı. düş solgunu gençliğimize sığmaz, bütün köprüleri kun-
daklanan gecelerimiz. yine de parlayacak yer bulamaz, suya biri-
ken yıldızlar. sen kendine akıt ışığını; kaybolan ellerinde kan,
tanrısız kurban edilen iblisler. gül ötesi kaç ışık geçti, ucuz mut-
luluğumuzun prizması gözlerimizden? 

çocuk şarkılarında eridi yedirengimiz, umut ve ses olup; şiirimizin
kırık penceresinde. an an yaşamaktayız anıları, kanlı bellekleri-
mizden hiç silinmeyen.

bir gün tutulmayacak nöbeti sessizliğin.

3. yaşam

bir bir geziyorum ölümleri, gecenin bakışları arasında. sabah
göğe yelken açıyorum, gündüzler tanımıyor beni nasılsa. Ayna-
larda yürüyorum bazen, martılarla düşüyorum denize; dudak-
larımı siliyor acılar. soluk alışımı duyamıyorum. sokak lambaları
gibi geç yanıyorum. gölgeler yürümüyor artık. kıvrılan yollarda
şarap lekeleri, sabahın ilk izi. ezanla dönüyor evine yüzü
külrengi gececikler. kaç kuytuda paslanıyor yalnızlık? üşüyorum.
gideceğim.

ve ben güzün ağlayacağım
sulara çekileceğim dönerken balıkçılar
yakamoz göreceğim dümensiz simsiyah gözleri
öleceğim
ve ben…


Gizdüşüm

Boşlukta kemiklerin kanattığı karanlık: Sürekli,
geceye bölünen saatlerin asıldığı yer. Kıyı boyunca
çalınan sabah: Esrik tin. Sehpada unuttum başımı, us yitik.
Divansızların bembeyaz ayetleri gibi peşin hüküm giydik.
Gözlerim deniziğnesi.
Kırıl benliğimin benli gözenekleri
İçinde, sürgünlerin gizli sessizliği.
Alnıma dayarım güz görümlük ömrümü, seherin cılız eliyle.
Uzaktaki vahşi güle hüzün kokarım. Ve ölüm ardıma leke
düşer, gözlerimden çekilen sıcaklık korkuluk yüzümde
soğur soğur, iki kaş arasında yenilir kendine uzun yol.
Çiçek tüter düşler karanlığı kısıp pencerede
gök uçurtma çeker yıldız çölüne
Bir ışık örtüsü açılacak göğe, acılaşan gecede; suya ateş
düşüp kirpiklerime gömülecek, yüzüme sıkışmış erguvan
ölüleri. Dilenci kızlara serpinti yağmurun kırık sesi.
Ay batışı gözlere iki ezgi gibi hüzün çökerim, tetikte
yalnız kalan gölgemle. Sıkıntımın yıldız sefası, n’olur
kapatma kollarını, sakalıma basma sabah. Denk cepheli
çalışmalar ederi kadar başlık paramız, asmayın bizi.
Güvencin uçuşu, alabildiğine rüzgâr;
gez arpacık göz tetikte.
Ölüm açmazda bekleyen kuş seslerine sağanak: Bakire
umutlar. Görünmez viranlığım. Çiğ damlacıkları…
Soluğunda sevişen fesleğenlerin, üç kulaç kurşuni sudan
gözlerini saran kokusu; sendeleyen hoş bir yaşam,
inanç yüklü gülüşlerde. Gecenin sararmış mühründe billurlaşan
sessizliğe dolunay doğarım.
Düş artık yakamdan
güneş kırıklarına dadanan sevda.

 

Bu hüzünlü şiirlerin ve hikayenin arkasından keyifli okumalar dileyemiyorum size sevgili okuyucularımız! Kaan İnce’nin ve hayattan vazgeçen tüm sanatçılarımızın anısına… Saygıyla..

 

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin