Ellis Adası’nda Georges Perec’in İzlerini Sürmek

Yazarın Diğer Yazıları

Ellis Adası’nda Georges Perec’in İzlerini Sürmek

                                          Yaşam Kullanma Kılavuzu,...

Julio Cortazar’ın Deneysel Başyapıtı Seksek’ten 20 Alıntı

1914 doğumlu Arjantinli yazar Julio Cortazar’ın ilk olarak 1963 yılında yayımlanan kitabı Seksek, Cortazar’ın başyapıtı olarak kabul edilir. 20. yüzyılın en tartışmalı deneysel romanlarından...

Bir Feminist Manifesto: Kadının Adı Yok

Türkiye’deki feminist hareketin öncü ismi olarak kabul edilen gazeteci ve yazar Duygu Asena’nın 1987 yılında yayımlanan ilk kitabı Kadının Adı Yok, gerek içeriği gerekse...

Yazmayı Öğrenmek İsteyenler İçin 10 Kitap

Yazmak isteyen ve bu konuya kafa yoran insanların başlangıçtaki en büyük ortak özelliği yazmaya nereden başlayacaklarını bilememelidir. Bu konuda birçok farklı atölye, eğitim vs....
Hülya Çelik
Hülya Çelik
"Sözcüklerin bütün yapıyı açan bir uzunluğu, bir derinliği, bir sıcaklığı olduğunu sanki kendim buldum. O küçük parçacığın, sözcüğün değerini hep yaşadım. Masallarda açılan kırk haramiler gömüsünün kapısındaki 'sesi' bulmaya çalıştım. O kapılar belirli üç sözcüğün söylenmesiyle açılır kapanırdı. İşte bu üç sözcük bana sözcüğe önem vermenin, değer vermenin ilk öğretisiydi. Kapının önüne gelen kırk 'eşkıya', fısıldadıkları üç sözcük ile dağın kapısını nasıl açabiliyor, diye düşünürdüm. Buldum da: Yerinde söylenmiş üç sözcük, olanaksızlıkları olumlu kılar." F. H. Dağlarca

                                         

Yaşam Kullanma Kılavuzu, Şeyler ve Uyuyan Adam gibi kült eserlerin sahibi Fransız sosyolog ve yazar Georges Perec’in Türkçedeki külliyatına yeni bir eseri daha eklendi. Yazarın Amerika’ya göç etmeye çalışan insanların arafı olan Ellis Adası’nı anlattığı aynı adlı romanı, Ayberk Erkay çevirisi ve Sel Yayıncılık etiketiyle geçtiğimiz aylarda yayımlandı.

7 Mart 1936 tarihinde Paris’te doğan ve tüm yaşamını Paris’te geçiren Georges Perec, Fransız edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Onu böylesine önemli kılan en büyük etken şüphesiz farklı yazma teknikleriyle eserler yaratmak için bir araya gelen yazar ve matematikçilerin oluşturduğu ‘Oulipo’ grubunun önde gelen isimlerinden biri olmasıdır. Oulipo’ya ömrünü adayan Georges Perec, neredeyse her eserinde farklı bir girişimde bulunmuş, sözcüklerle adeta deney yapan bir bilim adamı gibi oynamıştır. Bunun en tipik örneği ise Fransızcadaki ‘e’ harfini hiç kullanmadan yazdığı –ve Cemal Yardımcı’nın da ‘e’ harfini hiç kullanmadan Türkçeleştirdiği- La Disparation (Kayboluş) adlı romanıdır.

Georges Perec’in bir diğer özelliği de tüm eserlerinde otobiyografik izlere rastlanmasıdır. Yahudi bir ailenin çocuğu olan ve babasını 2. Dünya Savaşı’nda, annesini ise Auschwitz toplama kampında kaybeden Georges Perec, kendini hayatı boyunca köklerinden kopmuş, dilsiz ve vatansız hisseder. Türkçeye en son çevrilen kitabı Ellis Adası işte tam da bu tema üstüne kurulmuş 67 sayfalık dev bir eserdir.

Gönder bana bitkin düşmüşleri,

yoksulları

Gönder özgürce nefes almaya hasret

- Advertisement -

sıkışıp kalmışları

Kalabalık kıyılarının istemediği sefil

bedbahtları

Yolla hepsini bana

Evsizleri, fırtınanın fırlatıp attıklarını

Altın Kapı’nın dibinde durup

kaldırıyorum lambamı

Ellis Adası, 19. yüzyılın ilk yarısında; zulme uğrayan, katledilen, sömürülüp aç bırakılan halkların Amerika’ya göç etmeyi bir umut ışığı olarak görüşünü ve Amerika’ya açılan yolda bir araf olan adayı, Ellis Adası’nı anlatır. Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşayan Yahudiler, Alman liberaller, Polonyalı milliyetçiler için bir kaçış şansı olan bu okyanus aşırı yolculukta, tüm göçmenlerin yolu Federal Göçmen Bürosu’nun bulunduğu, Özgürlük Heykeli’nin biraz ilerisinde bulunan Ellis Adası’ndan geçmek zorundadır. Hayatlarını bavullarına sığdırıp bekleyen heyecanlı, gözü yaşlı bir kalabalık… İtalya’dan, İrlanda’dan, İsveç’ten, Norveç’ten, Türkiye’den… Hepsinin, “Avrupa’nın tüm dillerinde adına göz yaşları adası denen o adadan” geçmesi gerekmektedir. Orada bulunan kimse hedefine ulaşmış, varmış değildir istediği yere. Her şeyini arkada bırakanlar için Ellis Adası tam bir araftır.

Georges Perec, doğdukları topraklarda yaşayamadıkları için böyle bir yolculuğa çıkan insanları anlatırken yine kendi hikâyesinden kopamaz ve empati kurar o insanlarla. Yahudiliğini sorgular bu kitapta, “ya ben de onlardan biri olsaydım, dilini ve geleneğini yaşıyor olması sürgüne bağlı olan kuzenlerim gibi ben de göçmüş olsaydım…” diye düşünmeden edemez. Kısacık satırlarda uzun uzun anlatır yalnızlığını, vatansızlığını, kimsesizliğini, yabancılığını.

ben, Gorges Perec, buraya

göçebeliği, dağılmayı, diasporayı incelemeye

geldim

Ellis Adası benim için sürgünün mekânı,

yani

mekânın yokluğunun mekanı, var olmayan mekân

hiçbir yer.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Hayat Tarzlarıyla Beraber Sosyal Ağların Benzeşmesi

İnsanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden bir tanesi de şüphesiz ki matbaanın keşfedilmesidir. Matbaa sayesinde insanlar kendi fikirlerini, düşüncelerini veya yorumlarını diğer insanlara aktarmaktaydı. Bu...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...