Fala inanmıyordum,

O inanırdı.

Olmadık yerde ellerimi tutar

“sana iki yol var,” derdi.

Kiralık evimizin tavanını göğün tavanına benzetirdi,

“İşte şu ! Şu rutubet ; içinden uçakların geçtiği bulutlara benziyor,”

inanırdım,

Öncesinde her güzel şey  bir gün biter diye ağlardı,

Ben her ağladığında ağzımla sigara dumanından gökkuşağı yapmaya çalışırdım,

Gülerdi,

O gülünce ben fala inanır ellerimi uzatırdım,

Heyecanlanırdık. Ellerimin içi terlerdi,

“Bir balık olsam ellerinde nefes alabilirim,” derdi,

“Sen balık olursan ben insan olurum” diyemezdim,

Tuborg şişesinin kapağını yüzük yapar parmağımıza takardık,

Bir balığı incitecek gibi hissederdim,

Gülerdi,

O gülünce ben “Bana iki yol var inanmıyorsan ellerimi tut,” derdim.

Mutlaka tutardı.

Odaları salona açılan  evimizin ortasında

gözlerimizi kapatınca birbirimizi özlüyorduk.

 

İki yol vardı,

Biri onun diğeri benim.

İnanmıyorsan?

Ellerime bak…

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin