Eğrisi ile Doğrusu ile: Online Yayıncılık | Söylenti Dergi Online Yayını

Online Yayıncılık Dosyasını Açtığım İlk Yazıyı Henüz Okumadıysanız:

Eğrisi ile Doğrusu ile: Online Yayıncılık | Giriş  Kağıt zammı, kâr düşüklüğü, dağıtım zorlukları ve daha fazlası… Yayına hevesli herkesi online yayıncılığa sevk eden yegâne etmenlerden biri. Ama elbette her işte olduğu gibi online yayınlarda da, blog-mag’lerde de birçok sorun, zorluklar, kazanç kıtlıkları mevcut. Okumaya Devam Et


Edebiyatın romantizmi ile büyülenip sadece tüketici değil üretici olmak için başladığımız yolda, piyasadaki ilk fiyatları görünce biraz ürkmedik değil. Baskı için bu işin içinde olan kişilerle iletişime geçtiğimizde bize “Abi dağıtım parası, şu bu falan 10 bin tutar” dediler. Tabi bu fiyatlar bizim için cebimizden çıkarabileceğimiz rakam olmaktan aşırı uzaktı. Önce yazının başlarında dediğim ilkel PDF dağıtma yöntemini uyguladık, yetersiz gördük. Biz de site ile başlayalım, kazanç olursa deyip siteyi açtık.

- Advertisement -

Söylenti Dergi Web Sitesi İlk Tasarımı

Siteyi ilk kurduğumuzda planlı bir kazanç modeli yoktu. Biz bir yerden bir şekilde kazanır, öyle dergiyi çıkarırız dedik ve kazanamadık. O dönemde ekipçe öğrenci olmamız da etken bu noktada. Sitede eski okurlar hatırlayacaktır ki öykü, şiir, deneme türlerinde yazılar yayınlanıyordu. Yazarlar katılımcıydı (hala daha öyle) ve herhangi bir telif durumu yoktu (hala daha öyle).

Site etrafında toplanan ve ekibe güvenen yazar arkadaşlar, etrafımızdaki destek, sitede okunma sayılarının artması ile (ilk iki ay günde otuz- kırk kişi iken ilerleyen zamanda yüz- yüz elli arası değişiyordu) bir yazar arkadaşımızın önerisi ile yazarı ile, editörü ile; herkes elini cebine atarak dergi çıktı. Sonraki sayılar da satışlar sayesinde çıkmaya başladı.

Tabi dergi basılınca, dağıtılınca insanlar biraz daha siteye ilgi duydu fakat yaklaşık bir yıl boyunca “Sitedekileri basıyorlar” algısını kıramadık ve sitedeki öykü, şiir, deneme yayınına son vermek zorunda kaldık.

Sitede edebi türlerin kaldırılmasının temel sebebi her ne kadar site – basılı algısının kırılmaması olsa da, bir diğer sebebi hevesini kaybeden yazarlarımızın üretmeyip daha önce sitede yer verdikleri yazıların siteden silinip basılı dergiye alınmasının istenmesidir. Hatta hala daha arşivimizde bulunan bazı yazıların silinip başka dergilere gönderildiğine de üzülerek şahit oluyoruz.

Bir başka sebep ise insanların bir web sitesinde şiir okumaktan çok uzak olması yatıyor. Genel Yayın Yönetmenimiz Nazlı Yaren’in bu konuda tespiti çok güzel. “Şiir, edebi niteliğini belirleyecek yetkinliğim olmasa da bende yarattığı his itibariyle; saman sarısı bir kağıtta altı çizilerek okunacak saklanacak kitaplıkta gezinip tekrar tekrar rastlayacağım gülümsetecek bir hazine. Ben şiirin şarjı bitebilecek, kapanıp gidebilecek, silinebilecek bir ortamda yok olma ihtimali olan bir tür olmasını kırıcı buluyorum. Biraz fazla romantik bir bakış açısı belki ama bir inceleme milyon kez yapılabilir fakat bir şiir bir dize sadece bir kere yazılır.”

Söylenti Dergi Web Sitesinde edebi türlere yer verebilecekken Kültür Sanat, Kitap İncelemeleri ve Alıntıları, Sinema gibi konulara dönmemizin sebepleri bunlar oldu. Tabi bu türlere dönünce, bilgilendirici içerikler yazılınca gerek Google üzerinden gerekse sosyal medyadan daha fazla ziyaretçi gelmeye başladı.

Okunma Hissi ve İçerik Yazarlığı

Okunmanın vermiş olduğu güdüleme hissinin gerçekten tarifi yok. Geçtiğimiz günlerde yapmış olduğumuz bir içerik “Google Öneriler” kısmına düştüğünde binlerce kişi hazırlanan içeriği okudu, sitemizi keşfetti, geri dönütler sağladı. Biz basılı dergiyi çıkardığımız günden beri bin baskı alıyor, iki ya da üç aylık periyotla yayınlıyorken, sitede istediğimiz anda yazı paylaşımı yapabiliyor bunları en az üç yüz en çok on iki bin kişiye ulaştırabiliyoruz. Bununla birlikte sitemizin okunması arttıkça yazarlar, editörler, bizler güdüleniyor, daha iyi içeriği sunmak için elimizden geleni yapıyoruz.

Söylenti Dergi Web Sitesi Ocak 2019 İstatistikleri

Web sitemizde içerik yazarlığı sitemizde bulunan içerik yazarlığı başvuru formu ile yapılmakta. Burada başvuru yapıldıktan sonra ihtiyaca göre örnek dosya isteniyor. Örnek dosya incelendikten sonra eğer yayın kurulu onayladıysa, bilgilendirme e postası gönderiliyor ve yazarlık süreci başlıyor.

Yazarlarımızdan ayda en az üç içerik istiyoruz. Bunun sebebi, sürekli içerik sirkülasyonu oluşması, içerik yazarının daha fazla araştırma ya da okumaya güdülenmesi ve ilgiden kopulmaması. Bu hem dergiyi hem de içerik yazarını geliştiren bir durum.

Gönüllülük Esasını İş Bilmek

Hem dergiye hem de online yayınımıza yazarlar büyük heveslerle başvuruda bulunuyor. Fakat bu heves bir zaman sonra sönebiliyor. Bunun temel sebebi, burada yaptığı gayreti gönüllülüğe göre değil, iş olarak görmeye başlaması. Zaten iki içerik verdikten sonra içerik kalitesini düşürenler, beş içerik verdikten sonra bir anda ortadan kaybolanların temel sebebi de bu oluyor. Bir anda ortadan kayboluyorlar, aylarca ne bir giriş, ne bir mesaj, sanki hiç yaşamamış gibi.

Bunu çözebilmek için yapabilecek tek eylem, sürekli kadro yenilenmesi diye düşündük. Yazmaya devam etmek istemeyen yazarların yerine başvurusu bekleyen yazar adaylarını almak oldukça mantıklı geldi. Evet, sürekli kadro yenilemesi yapmak aslında dışarıdan güzel gözüküyor. Okur bile olmayanı, yazar olarak çekmek hem onu hem de çevresini okur çerçevesine sokacak gibi gözükebilir. Fakat sürekli kadro yenilenmesi yüzünden yayınımızda uzun soluklu bir seri oluşturamıyoruz. Sürekli değişen içerik yazarları, aynı zamanda kendi yazım dillerini de alıp gidiyor. Sonuçta burası bir önceki yazıda bahsettiğim “multi-blog” ve sürekli değişim, okuru rahatsız ediyor.

Burada bir konuya parantez açalım. Araştırmayı seven, sürekli okumaktan ve bundan bahsetmekten keyif alan özellikle de “Kültür Sanat” ve “Sinema” kategorilerinde yazarlara yer vermek istiyor, ulaşmaya çalışıyoruz. Eğer sitemizdeki konularda içerik üretmek isterseniz bize içerik yazarlığı sayfasından ulaşabilirsiniz.

Telif Ödeyememek ve Reklam

Bir ara bir blogta telif ödemeyen yayınlar, kurumlar yayınlanmıştı. Bu siteler arasında biz de varız. Keşke sitenin sağlam kazancı olsa, benim birinci işim olsa, hobim olmaktan çıksa, arka planda yaşanan birçok şeyin kahrını sadece buradaki manevi kazançla değil de, maddi kazançla da çekebiliyor olsam, olsak.

Bir yazı için özellikle de sağlam bir dosya ise sağlam bir telif ödemek gerekiyor diye düşünüyorum. Hatta sitede 30-40 üstü alıntılar hazırlanan içeriklere bile telif ödenmesi gerekiyor. Fakat genelde bize gelen reklam teklifleri de 15₺ – 30₺ gibi ücretler oluyor. Hatta karşıdan ödemeli kargo ile kitap gönderen yayınevlerinin olduğu bir camia burası. Bu yüzden telif ödeyememek bizi üzüyor. Bunu nasıl giderebiliriz diye düşünüp, Google AdSense’e her ne kadar karşı olsam da başvurduk. AdSense kişilerin çerezlerinden yararlanarak reklam gösterimi sağlayan bir reklam yayıncısı olduğundan ve bu da beni şahsi olarak rahatsız ettiğinden bunu reklam politikamıza hiç sokmamak istiyordum. Fakat yaklaşık iki haftadır yayında ve günde otuz, kırk kuruş kazanarak en azından bizi aşağılar gibi karşı ödemeli kargo ile kitap yollayan yayınevlerinin uğrattığı zararı giderebiliyoruz.

Ekip ve Teşekkür

Söylenti Dergi Online Yayınını ilk kurduğumuz zaman Nazlı ile sürekli bir ilgi içindeydik. Fakat bir iki kişinin hobisi olmaktan çıkınca, bizim gibi dergiye güzel dilekleri ile yaklaşan, yapabileceğine inandığımız kişilere yer verdik. Şu anda derginin yönetiminde iki yayın yönetmeni*, iki editör, dört sosyal medya yöneticisi bulunmakta. İki kişinin yoğun çabası ile kurulan bu yayında, aslında biz Nazlı ile ufak bir tohumu toprakta yeşerttik. Ardından Tayfun Tatar (Genel Editör), Zeynep Gizem Eskici (İçerik Editörü), Gaye Erten (Sosyal Medya), Hilal Yorulmaz (Sosyal Medya), Ceren Kırkım (Sosyal Medya) ve Damla Köroğlu (Sosyal Medya) bu yeşeren tohumu bir fidan haline getirdi, artık hepimiz bu fidanı güçlü bir gövdeye kavuşturmak, çınar haline getirmek için çabalıyoruz.

(Ayrıca ilk günden beri yanımızda olan Yalım Aydın ve Esra Namazcı’ya, içerik yazarımız olarak devam eden fakat daha önce içerik editörlüğümüzü üstlenen Bilge Nur Uslu’ya, basılı içeriklerde bize redaksiyon sağlayan Erdi Akbulut ve Duygu Harmancı’ya da teşekkür ederiz!)

*İki Genel Yayın Yönetmeni: Yayınımız hem site hem de basılı dergi olarak işliyor. İşi sadece kitaptan okuduğunu mail atmak olanlar, bunu “hiyerarşi” sorunu olarak görse de ortada bir ortaklık olduğu gibi, önümüzde iki farklı yayın var. Burada mecburen iki farklı Genel Yayın Yönetmeni olmak zorunda. Sitede ayda elliye yakın içeriği inceleyen kişi ile dergiye basılması için gelen yüzlerce yazıyı inceleyen kişi aynı olamaz.

Bu konuda fikrinizi yorumlarda belirtebilir, önerilerinizi sunabilirsiniz.

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

İlkan Balkan
İlkan Balkan
Genel Yayın Yönetmeni - Mais la pluie sera alaimisema!

Must Read

”Atiye” Yayınlandı!

 2019 Aralık ayında ilk sezonu yayınlanan, Netflix'in Hakan Muhafız'dan sonra ikinci orijinal Türk yapımı dizisi olan Atiye'nin ikinci sezonu yayınlandı!