Eğrisi ile Doğrusu ile: Online Yayıncılık | Giriş

Yazarın Diğer Yazıları

“Her Yerde Kitap” Projesi Çengelköy Final Okullarında Başlıyor

Dünyayı yöneten, kitaplar, mürekkep ve kağıttır. Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak, okuduğunu anlamak, kitap sevgisini arttırmak, öğrenmenin mekânsal sınırlarının olmadığını göstermek amaçlı "Her Yerde Kitap" sosyal...

Amazon Prime Türkiye’deki En İyi Diziler

Amazon Prime Türkiye'nin yayın hayatına başlaması ile artık Netflix ve BluTV'ye alternatif olarak yeni içerikleri izleyebileceğiz. Fiyat politikası olarak Türkiye'nin en ucuz dijital yayını...

Atiye 2. Sezon İncelemesi

Atiye, ilk açıklandığı günden beri merak uyandıran, oldukça ilgimizi çeken bir yapım olmayı başarmıştı. Atiye 2. sezon incelemesine başlamadan önce hem karakter gelişimlerini hem...

Atiye 1. Sezon İncelemesi – Spoilerlı

Atiye 2. Sezon İncelemesi Yayında! https://www.soylentidergi.com/atiye-2-sezon-incelemesi/   Atiye dizisi 27 Aralık Cuma günü her yeni Netflix Orijinal içeriği gibi 11.01'de yayınlandı. Televizyonda yayınlansa o gece reyting rekorları...
İlkan Balkan
İlkan Balkan
Genel Yayın Yönetmeni - Mais la pluie sera alaimisema!

Bu yazı dizisinde bir online yayını oluşturduğunuzda karşılaşmanız muhtemel sorunlardan, güzelliğinden, reklam işlerinden, teknik bilgilerden, hatalardan, başarılardan; aklınıza gelebilecek birçok detaylardan bahsedecek, diğer yayınlarla söyleşilere yer vereceğim. Hem böyle bir platform oluşturmak isteyenler için eğitici, hem  gözü yükseklerde olanlar için caydırıcı bir eğitim gibi olacak, hem de online yayına bir ses olacak.

 

Kağıt zammı, kâr düşüklüğü, dağıtım zorlukları ve daha fazlası… Yayına hevesli herkesi online yayıncılığa sevk eden yegâne etmenlerden biri. Ama elbette her işte olduğu gibi online yayınlarda da, blog-mag’lerde de birçok sorun, zorluklar, kazanç kıtlıkları mevcut.

Bu yazıda ne sizin pembe düşlerinizi baltalayacağım ne de öve öve bitiremeyip bu mecraya adım atmanızı sağlayacağım. 3 yıldır içinde bulunduğumuz bu online yayıncılık sürecini elimden geldiğince objektif ve opak, gördüğümüz, yaşadığımız sorunlarla, benzer örnekler ile ele alacağım.

GİRİŞ

Türkiye’nin internet hafızası “Ekşi Sözlük”‘te, webzine başlığına ilk entry 2000 yılında yazıldı. E-dergi kelimesi ise aslında 10 yıl öncesi de olsa yeni sayabileceğimiz, 2009 yılında karşımıza çıkmakta Ekşi Sözlük’te.

E-dergilerin birçoğu dönemin popüler yazılımı olan “Adobe Flash Player” ile hazırlanıyordu. 2006-2011 arası dönemde oldukça popüler olan ve web sitelerin de bu yazılım ile yapıldığını düşünürsek, Flash Player’ın desteklediği animasyonlar ile o zamanlar oldukça görsel bir şölen sunuyordu dergiler bize. Genelde Corel ya da Microsoft Office Publisher ile hazırlanan dergiler, PDF olarak hazırlanıp Flash Player ile animasyonlar kazanarak yayınlanıyordu.
(PDF: platformlar arası taşınabilir ve yazdırılabilir belgeler)

Burada PDF hazırlayıp online olarak yayınlayanlara bir parantez açmak istiyorum aslında. Online yayıncılıkta ilkel kalan, PDF’i bir “Drive” uygulamalarına yükleyip linkini atarak dağıtma (Issuu hariç), web tarihi dünya tarihi ile eşit olsaydı milattan öncesine denk gelebilirdi. Bu PDF’i Issuu’ya yükleyerek değerlendirebilir, üniversite fotokopicilerinde çoğaltılabilir ya da bir dergi blogu açıp buraya yüklenebilir. Hatta dergi blogu demişken “Gölge e-Dergisi” bu işi 10 yıl boyunca Issuu’da yayınladığı sayıları, blogspot alt yapısında güzel bir tasarım ile bizlere duyurdu. Herkes bir Gölge e-Dergisi yapabilir ama önemli olan yapmak değil sürdürmek, alanında başarılı kılabilmek. Eminim blogu ilk açtıklarında ilk aylarda 10-20 ziyaretçiyi bulduklarında bunu olumlu görüyorlardır. Fakat 12 yıldır yayında olan blog sitesi şu anda 166 bin görüntülenmeye ulaşmış durumda. Üstelik sitelerinde gözlemlediğim kadarıyla “Sürekli Güncellenen” bir yapı yok. Bu görüntülenme sadece yeni sayı duyurusuna yer verilen bir site için oldukça yüksek.

- Advertisement -

gölge e dergisi ile ilgili görsel sonucu

Konumuza geri dönelim. Sanattaki minimal akımının dijital yayına sıçraması, Flash Player’ın güvenlik açıkları vermesi, yeni tarayıcıların (Chrome vb.) Flash’dan desteğini çekmesi ile artık yavaş yavaş online dağıtımlar issuu gibi sitelerde konuşlanmaya başladı. Issuu’ya ilk girdiğinizde “ben nereye geldim?” diyebilirsiniz. Aslında Issuu’da oldukça kaliteli, interaktif yayınlar hazırlanmakta. Örneğin “Kaybolan Defterler” hem tasarım açısından hem de yayın olarak çok başarılı duruyor. Şu anda piyasada basılı bir dergi olarak var olsa eminim sadece şık görselleri ile bile bir patlama yapabilir.

kaybolan defterler ile ilgili görsel sonucu

Bunun yanı sıra yine Issuu’da yayında olan Boo! Aylık Kültür Sanat Dergisi de ülkemizde online yayın dediğimizde aklımıza ilk sırada gelecek yayınlardan biri. 2006 yılından 2014 yılına kadar yayın yapan dergi, 2014 yılında yayın hayatına son verdi. Fakat şu anda sayıları hala web sitelerinde 3 döneme ayrılmış şekilde mevcut. Birinci dönemi “Adobe Flash Player” dönemi olarak adlandırmaktalar. 2. dönem için ise “matbaaya hazır olacak şekilde derlenip, parasızlık sebebiyle yine internette yayınlandı.” ibaresi eklenmiş.

Aslında burada bizim anahtar kelimemiz “parasızlık” olabilir. Online yayında web siteleri parasız çalışmasa bile düşük bütçe için oldukça uygun. Yazmaya hevesli gençler aslında bu yüzden blogspot gibi wordpress gibi uzantılarda bloglar açıp sürekli üretme derdindeydi. “Bana ne dergiler yer veriyor ne de kendi dergimi çıkarabiliyorum” diyen ve kendine inanan gençler bloglarda yer almaya başladı.

Bloglar genelde tek kişinin elinden yayın yapan, daha fazla kişiselleştirilmiş, kişinin doğrudan düşüncelerini alabildiğimiz bir karalama defteri. Blog sitelerde çoğunlukla kâr amacı güdülmez. Bunun temel sebebi, ziyaret sayılarının düşüklüğü, “Influencer” kavramının henüz tam da gelişmemiş olması, reklamda güvenilir olmaması. Bunun yanı sıra ilk blog dönemlerinde blog mecralarını akademisyenlerin yoğunlukta kullanmaları ve öğrencilerine sıçramış olması gelir elde etmekten çok “düşüncem okunsun” isteği ile yola çıktı.

Tabi bir de bizim gibi yayın yapan online dergiler var. Tür olarak yabancıların “multi blog” ya da “mag” dediği, benim “dergi” demekte beis görmediğim fakat yapı olarak pek de dergiye benzemeyen bir sistem. Basılı dergimizi bir kenara bırakarak anlatacak olursam, sisteme katılımcı yazar olarak başvuruluyor ve onaylanırsa üyeliği oluyor, yazmaya başlıyor. Multi blogların kiminde editör ve yönetmenler daha çok içerik üretip misafir yazar alıyorken, kiminde ise editör ve yönetmenler daha çok içeriğin denetlenmesini ve pazarlanmasını üstlenip içeriklerini yazarlara hazırlatmakta.


Söylenti Dergi Online Yayın hakkında hazırlamış olduğum detaylı yazıyı okuyabilirsiniz:

Eğrisi ile Doğrusu ile: Online Yayıncılık | Söylenti Dergi Online Yayını 

Edebiyatın romantizmi ile büyülenip sadece tüketici değil üretici olmak için başladığımız yolda, piyasadaki ilk fiyatları görünce biraz ürkmedik değil. Devamını Oku


 

Bizden Başka Kimler Var?

KalemKahveKlavye

kalem kahve klavye ile ilgili görsel sonucu

Şahsen ilgi ile takip ettiğim sitelerin en başında KalemKahveKlavye geliyor. Koray Sarıdoğan ilgi ile takip edilecek, örnek olarak gösterilecek bir işi ortaya koyuyor. 3K’ya ilk girdiğinizde yoğun içerikleri gözümüze çarpıyor. Kategori olarak Özel Dosyalar, Haberler, İncelemeler, Listeler, Yeni Çıkanlar gibi konular yer alıyor. Bunun yanı sıra Kalem Kahve Klavye’nin kendine has bir atölyesi bulunuyor. Yaratıcı Yazarlık Atölyesi hizmetini resmen dijital ve ücretsiz olarak sunuyor burada. Bunun dışında kendi kütüphanesi hatta gelişmiş bir rock kütüphanesi de mevcut.

Kayıp Rıhtım

“Edebiyatta Kaybolanlara” başlığına yer veren Kayıp Rıhtım, geçtiğimiz günlerde 11. yaşını kutladı. Hakan Tunç’un kurduğu, öyküleri ile tanıdığımız Onur Selamet’in ve İhsan Tatari’nin Genel Yayın Yönetmenliğini sürdürdüğü, Kayıp Rıhtım özellikle ülkemizdeki fantastik edebiyat, bilim kurgu deyince akla ilk gelen online yayınlardan biri. Haberler, Dosya, İnceleme, Röportaj, “Kayıp Rıhtım” kategorilerinde yayın yapan sitede bence en dikkat çekici kategori elbette “Kayıp Rıhtım” kategorisi. Burada Aylık Öykü Seçkisi, Kayıp Köşeler, Kayıp Rıhtım Öneriyor, Kayıp Rıhtım İnceliyor adlı alt kategorileri bulunuyor.

Ne Okuyorum

Daha öncesinde “test” kategorisi sayesinde tanıştığım, Caner Almaz’ın Yayın Yönetmenliğini üstlendiği bir online yayın Ne Okuyorum. Daha önceleri çok beğendiğim “Kitap Müzik Listeleri” de dikkatlerden kaçmayacak işlerden biri. Ana kategorilerinde, ilk sırada Test Çöz kategorisi yer alan Ne Okuyorum’da, Kurgu, Kurgu Dışı, Söyleşiler ve “NO!” adlı kategoriler bulunuyor. Tabi bunlar ana kategori olduğu için altında da birçok kategori mevcut.

Tabi bu siteler, biz yokken burada olan, her daim olmalarını temenni ettiğimiz siteler. Özellikle bu yayın sürecine başlarken birçok kez açıp baktığım, örnek almaya çalıştığım, iyi yönlerini yansıtmaya çalıştığım siteler oldu.

Kaliteli Okur Kitlesi – Gurme Okur

“Okurun kalitelisi, kalitesizi mi olur?”

Belki de birçoğunuz böyle bir cümle kurdunuz. Sürekli içerik veren bir siteye sahip olduğunuzda kaliteli okur sizi sürekli geliştirir. Metinlerdeki imlâ hatasını yüzünüze vurur, yazılara yorum yapar, “Bu konuya neden değinmediniz?” diyerek, içeriğin geliştirilmesine katkı sağlar. Sadece tüketmeyip, bu işin gurmeliğini yapan okur yoksa birçok kendinizi geliştirmekte zorlanacaksınız. Söylenti Online Yayını kurulduğundan bu yana kaliteli okura ulaşmak için elinden geleni yaptı. Daha yeni yeni Gurme Okura ulaşabilir hale geldik. Biz genel yayın yönetmenleri ekranı karşımıza alıp “bugün bunu okudum, bunu yazmalıyım” diyemiyoruz. Önce okurumuzun ilgisini sosyal medyadan izliyoruz, eğer bu konuda bir içeriğimiz varsa onun karşısına çıkarıyoruz, eğer yoksa bu konuda içerik hazırlıyor ya da hazırlanmasını sağlıyoruz. Bu sayede okur, ilgi alanlarını karşısında gördükçe okuyor, ilgisinde olduğundan hataları ya da eksiklikleri görebiliyor ve tarafımıza iletiyor. Böylelikle kendi kitlemizden Gurme Okura ulaşabiliyoruz.

İçerik Yazarak Yola Çıkmak

Bir sitede gönüllü yazar, gönüllü editör olmak sizi asla “hamal” yapmıyor. Aksine bu yolda gelişmenizi sağlar. Çünkü en kötü ihtimalle bir kitap incelemesi ya da alıntı dosyası oluşturmak için o kitabı okumak zorundasınız. Bu yüzden öncelikle sürekli kitap okumaya, araştırma yapmaya itecek bir olay bu. Ayrıca bir online yayında bulunarak işleyişin nasıl olduğunu, ne gibi teknik sorunlar yaşayacağınızı, nasıl çözülebileceğini, diğer konuları çözmenize yarayacaktır.

Söylenti Dergi Online Yayınından ayrılarak kendi online yayınını kuran, dergi çıkaran eski yazarlarımız da oldu. Altyapının nasıl hazırlandığını öğrendikleri gibi, birçok bağlantılar da edindiler. Bu yüzden bir başka yayında bu işe başlamak, online yayına adım atacak arkadaşlarımız için oldukça faydalı olacaktır.

İlkin Sonu

Son olarak, bu yazı serisine başlamamda ilk sebepleri en üstte belirttiğim gibi biraz eğitici, biraz heveslendirici biraz da heves kırıcı olması. Diğer sebebine gelirsek; edebiyat, kültür-sanat gibi konularda daha fazla alternatifin olması gerekliliğine inancım. Daha fazla online yayınlar görmek, keşfetmek, okumak istiyorum şahsen. Tekdüze olmuş, havuzlaşmış sitelere değil, bağımsız, derdi sadece sitedeki kategorileri olan, popülizmin tutsağı olmamış siteler görmek şahsen beni mutlu edecektir.

Dosyanın bu başlangıç yazısı ile birlikte aynı zamanda hazırladığım, bizdeki işleyişleri, devamlılığını anlattığım Söylenti Dergi Online Yayını yazısını okumak için tıklayın.

Bu yazıların devamı olarak hazırlanacak yazılar;

  • Söyleşiler
  • Online Yayın Hazırlarken Bilinmesi Gerekenler
  • Online Yayının Avantajları & Dezavantajları
  • Reklam
  • İyi Bir İçerik Nasıl Hazırlanmalı
  • Sosyal Medya
    ve daha sonradan akla gelecek, lafın lafı açtığı konular…

Bu konuda fikrinizi yorumlarda belirtebilir, önerilerinizi sunabilirsiniz.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Aydınlığı Bir Ucundan Olsa Bile Gören Kadın: Sevgi Soysal

"Hayat bir denizdir, yüzme bilmeyen boğulur." "Korkma, aydınlığı bir ucundan da olsa görenlerin işi değil korkmak." Sadece yarından konuşmak isteyen; kuru dallardan, kurumaya yüz tutmuş öz...

Dogma 95: Breaking The Waves

Dogma 95 Nedir ?  Lars Von Trier ve Thomas Vinterberg tarafından başlatılmış bir film yapım hareketidir. Hollywood sistemine karşı olan, sinema sanatında hikaye anlatım tarzının...