Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



Durkheim, modern sosyoloji biliminin kurucularından Fransız sosyologdur. Pozitivist ekolde yetişmiş, sosyolojinin “kesin bir bilim” olarak inşa edilmesi için çalışmıştır. Sosyal olguları “kendine özgü” birer “şey” olarak değerlendirmiş, bireysel olanı kolektif olandan ayırmıştır. Toplumu tek tek bireyleri içine alan fakat bireysel değişiklikleri aşan kendine özgü bir bütün olarak görmüştür. “Sosyal olay, kolektif bilinç, kolektif temsil” gibi önemli kavramlar ve sosyolojik metod kuralları oluşturarak kendi sosyoloji anlayışını oturtmuştur.

Ona göre sosyolojinin konusu, sosyal olgulardır. Bahsedeceğimiz bu kitapta altı temel soru ile sosyolojide pozitivist yöntem geliştirmiştir. Bu yöntemleri Durkheim’ın düşünceleri ve örnekleri ile incelersek:

1- Toplumsal olgu nedir?

Toplumsal olgu, birey üzerinde dış baskı oluşturan, bireysel görünümlerden bağımsız, kendine özgü bir varlığı olan, belirli bir toplumdaki genellik taşıyan her şeyi yapma tarzıdır.

a) Toplumsal olgular bireysel bilinçlerin dışındadır.
Her toplumda doğa bilimlerinden farklı niteliklere sahip olgular bulunur. Olguları meydana getiren, toplumun kolektif eğilimleri ve pratikleridir. (Göç vb.) Sosyal olgular yalnızca bir örgütlenmenin olduğu yerde bulunurlar, dışarıdan gelir ve bizi sürükleme gücüne sahiptir. Buna karşı mücadele etmeye çalıştığımız anda baskı kendini açığa vurur. Örneğin, çocuk yetiştirme konusunda var olan toplumsal olguya karşı belli bir baskı mekanizmasıyla hareket edilir. Çocukları ilk yaşlarından itibaren belli başlı kalıplara sokup zorlarız. Zamanla bu zorlama kendini hissettirmiyorsa, bunun nedeni zorlamanın alışkanlıklara yol açmasıdır.

b) Toplumsal olgular, kendilerini bize zorla kabul ettirirler. Şartlar gereği olgu kabul edilir.
Bir toplumsal olgu bireyler üzerinde oluşturduğu baskıyla kendini gösterir. Toplumsal olgular, bireyler istemese bile zorla dayatılır. Bunlara kendi arzumuzla uyduğumuzda zorlayıcılık kendini hissettirmez. Çünkü artık buna gerek kalmamıştır. Fakat ona direnmeye çalıştığımızda kendini hemen gösterir. Hukuk kurallarını çiğnemeye kalktığımızda kurallar eylemimizi engellemek üzere bize karşı hareket eder. Bu gözetim gücüyle, cezalandırmayla bastırılır. İnsanların yarattığı baskı da bu cezaya örnektir.

2- Toplumsal olgular nasıl gözlenmelidir?

a) Toplumsal olgular birer “nesne/şey” gibi ele alınmalıdır.
Toplumsal olgular verili olan, kendisini gözleme sunan “şeylerdir”. Olguları şeyler olarak ele almak, onları bilimin konusu olan bir veri niteliğinde ele almak demektir. Toplumsal olguyu, doğal olgu gibi nesnel olarak ele almalıyız.

b) Toplumsal olguları meydana getiren bilinçli ögelerden ayırıp ele almak gerekir. Dışsal şeylermiş gibi dışarıdan incelememiz gerekir.
Toplumsal olgular, ön yargının, görüşün, değerin sistematik olarak dışında kalmalıdır. Nesnel olmalıdır. Ancak böyle incelenebilir. Bu kural istisnasız bütün toplumsal gerçekliğe uygulanmalıdır. Bu pratiğin niteliği, hiçbir zaman önceden varsayılmamalıdır. Aynı zamanda başka kaynaktan alınan bütün düşünceler geçici olarak reddedilmemelidir.

c) Olguların nitelikleri göz önünde bulundurulmalı ve sınıflandırılmalıdır.
Araştırmanın objesi olarak; tümünde ortak nitelikleri tanımlanmış olgular grubu alınmalıdır. Bu tanıma uygun düşen bütün olaylar, aynı araştırmada olmamalıdır. Örneğin göçten bahsedilecekse, bu olguyu iç ve dış şeklinde sınıflara ayırmalıyız.

3- Bir olgunun toplumsal “normal” mi, “patolojik” mi olduğunu nasıl anlarız?

a) Toplumsal bir olgu, toplumların genelinde meydana geldiğinde normaldir.

b) Olgunun genelliği, kolektif yaşamın genel koşullarına bağlı olduğunu göstererek sağlanır.

4- Toplumsal tipleri oluşturmak için nasıl bir yol izlenmelidir?

Araştırmaya konu olan toplumların monografisi yapılmalıdır. Birbirleriyle karşılaştırarak benzer olanlar belirli gruplara ayrılmalıdır. Toplumsal tipleri oluştururken, toplumların birbirine eklemlenmiş parçalardan meydana geldiği kabullenmesi temek alınmalıdır. Basit/parçalı toplumu esas alarak toplumlar sınıflandırılmalı ve değişik tipler ayrımlanmalıdır.

Durkheim’a göre yöntemin gerçek anlamda faydalı olabilmesi için kendi temelini oluşturan niteliklerden başka nitelikleri sınıflandırmamıza olanak vermeli ve gelecekteki olgular için bize çerçeveler sunmalıdır.

5- Toplumsal olgular nasıl açıklanır?

Durkheim’a göre, bir olgunun nedenini yine başka bir olguda aramak gereklidir. Bir olguyu açıklarken:

a) Olguyu ortaya çıkaran nedenler ile o olgunun yerine getirdiği işlevler ayrı ayrı ele alınmalıdır.

b) Bir fenomenin sonuçlarını/işlevlerini belirlemeden önce onun ortaya çıkış nedenini araştırmak gereklidir.

İki farklı yapıdaki bu sorunların birbirinden ayrılması gerekir. Bir olgunun sonuçlarını belirlemeden önce, onun nedenlerini araştırmak doğaldır. Bir sosyal olgunun belirleyici nedeni onu önceleyen olaylar içerisinde aranmalıdır, bireysel bilinç durumlarında aranmamalıdır. Bir sosyal olayın işlevi her zaman onun belli bir sosyal amaçla kurduğu ilişkide aranmalıdır.

6- Bir olgunun nedeninin başka bir olgu olduğunu nasıl kanıtlarız?

a) Olguların eş zamanlı olarak birlikte meydana gelip gelmediklerine bakarak.
Eş zamanlı değişkenler yöntemi yarım kalmış sayımlar veya yüzeysel gözlemler yapmamızı gerektirmez. Bu yöntemin sonuç verebilmesi için birkaç olgunun incelenmesi yeterlidir. İki olgunun birbiriyle değişkenlik gösterdiğini kanıtladığımız anda bir yasayla karşı karşıya olduğumuza emin olabiliriz. Karşılaştırdığımız toplumları aynı gelişim dönemleri içinde değerlendirmek yeterlidir.

b) Çeşitli durumlarda birinin diğerine değişmeksizin bağlı olup olmadığını araştırarak.
Belli bir karmaşıklık düzeyi sergileyen sosyal olguyu açıklayabilmek için, o olgunun bütün toplumsal türlerdeki bütünsel gelişimini izlemek gerekir. Ancak bu karşılaştırmalar sırasında hata yapılabilir. Bu nedenle olguların geçici veya kalıcı olma durumları göz önünde bulundurulmalıdır.

Sonuç olarak, Durkheim’ın yöntemi her türlü felsefeden bağımsız ve nesneldir. Bir bilim ancak bağımsız bir bireysellik yaratmayı başardığı zaman kesin olarak gerçekleşmiş kabul edilir. Durkheim’a göre sosyolojik yöntemin ilkeleri bu şekildedir.

Kitap, Durkheim’ın düşünceleriyle birlikte ilkeleri derinlemesine açıklamakta. Verilen örneklerle birlikte, sosyolojideki pozitivist paradigmayı daha çok anlamanızı sağlayacak bir inceleme kitabı. Üslubu da inceleme kitaplarında olduğu gibi, nesnel bir anlatıma sahip. Konu okuyucu için ilgi çekici olursa, kitap oldukça keyifli olacaktır. Sosyolojiyle ilgili olan herkesin okuyabileceği veya okuması gereken kitaplardan.

Sosyolojik Yöntemin Kuralları
Doğu-Batı Yayınları

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin