Dünyevi Zevkler Bahçesi: Yeni Dünya Düzeni

Tüm dünya olarak bugünlerde yaşadıklarımız yalnızca hayatın olağan akışında yaşanılması kaçınılmaz olaylardan biri mi? Global anlamda birçok alanda köklü değişikliklere sebep olabileceği öngörülen salgın sona erdiğinde, belki de birçok şey artık eskisi gibi olmayacak. Herkesin kendince mantıklı ve haklı bulduğu bir teorisi var bu konuda.
Tüm bu yaşananlardan sonra bizleri bekleyen yeni bir dünya düzeni mi? Gerçekleri, bu zorlu süreci atlattıktan sonra hep birlikte yaşayacak ve göreceğiz.

Bununla ilgili varsayımlar, kehanetler yüzyıllar öncesinde de vardı. Sanat eserlerine dahi konu olan ve yüzyıllar sonra, küreselleşme ve yeni ekonomik düzenle dünyaya dayatılan zihinsel iklimin tuhaf bir kehanete dönüştüğü bu Hieronymus tablosu gibi; ‘Dünyevi Zevkler Bahçesi…’

HIERONYMUS BOSCH, MİLENYUM TRİPTİĞİ, 1500-5
Sol: Cennet, Orta: Dünyevi Zevkler Bahçesi, Sağ: Cehennem

Resim tarihinde insan bazen tuhaf kehanetler bulabilir. Ressamın niyeti kehanette bulunmak değildir. Görünür, kendi başına kabus görüyordur adeta. Mesela Brueghel’in, şimdi Prado Müzesi’nde sergilenen, 1560 tarihli Ölümün Zaferi tablosunda, Nazi toplama kamplarının korkunç kehaneti vardır.

- Advertisement -

PIETER BRUEGHEL, Ölümün Zaferi, 1562

Çoğu kehanet, belli bir şey üzerine odaklandığında kötülüğü haber verir. Çünkü tarih boyunca daima yeni dehşetler ortaya çıkmıştır, bunların birkaçı ortadan kalksa bile yerine yeni mutluluklar gelmez, mutluluk daima eskidir. Bu mutluluk için verilen mücadelenin yöntemleri değişir.

Brueghel’den yarım asır önce Hieronymus Bosch, Milenyum Triptiği’ni yapmıştır. Bu tablo da Prado’dadır. Triptiğin son paneli Adem ile Havva’yı cennette gösterir, ortadaki büyük panel Dünyevi Zevkler Bahçesi’dir, sağ panelde cehennem tasvir edilir.

Bunun resimdeki simgesellikle pek alakası yoktur. Bosch’un simgeleri muhtemelen, on beşinci yüzyıldaki milenyum taikatlarının gizli, kapalı, zındıkça dilinden gelir; bu tarikatlar, dine aykırı bir şekilde, şeytan yenilebilirse dünyada cenneti yaratmanın mümkün olduğuna inanırlardı.
Bu eserde bulunabilecek alegoriler hakkında çok makaleler yazılmıştır. Ama Bosch’un cehennem görüşü kehanet niteliği taşısa da, bu kehanet insanın zihnine musallat olan grotesk ayrıntılarda gizli değildir, bütündedir.
Ya da farklı bir şekilde ifade edersek, cehennemin mekanını oluşturan şeydedir.
Orada ufuk yoktur. Eylemler arasında süreklilik yoktur; ara, patika, şablon, geçmiş ve gelecek yoktur. Sadece dağınık, parça parça şimdinin uğultusu vardır. Her yerde sürprizler ve hayretlik şeyler vardır ama hiçbir yerde bir sonuç yoktur. Hiçbir şey akıp gitmez: Her şey akışı keser. Bir nevi mekan hezeyanı vardır.

Bosch’un kehaneti, günümüzde küreselleşme etkisi altındaki medyanın bize ilettiği dünya resmiydi, bu küreselleşmenin sürekli satmak gibi mücrim bir ihtiyacı vardır. Her ikisi de parçaları doğru yerine oturmayan yapbozlar gibidir. Geçtiğimiz yıllarda Subcomandante Marcos’un bir mektubunda, yeni dünya düzenine dair kullandığı terim tam da buydu…Mektup, Güneydoğu Meksika’daki Chiapas’tan yazılmıştı. Gezegenimizi Dördüncü Dünya Savaşı’nın savaş meydanı gibi görüyor Marcos. (Üçüncüsü soğuk savaş tabir edilen şeydi.) Savaşan devletlerin hedefi, bütün dünyayı pazar üzerinden istila etmek. Kullanılan silah finans olduğu halde her dakika milyonlarca insan ölüyor ya da sakat kalıyor. Savaşı açanların amacı, dünyayı yeni, soyut güç merkezlerinden yönetmek.
Bu arada gezegen üzerindeki insanların onda dokuzu, yerli yerine oturmayan bu dağınık parçalarla yaşamak zorunda.

Bosch’un panelindeki dağınıklık bu duruma öyle benziyor ki, Marcos’un adını andığı yedi parçayı orada bulmaya çalışmak mümkün.
Adını andığı ilk parçanın üzerinde dolar işareti var ve rengi yeşil. Bu parça, küresel zenginliğin gittikçe daha küçük bir grubun elinde toplanmasını ve umutsuz yoksulluğun görülmemiş şekilde yaygınlaşmasını içeriyor.
İkinci parça üçgen ve bir yalanı içeriyor. Yeni düzen, üretimi ve insan emeğini rasyonalize ve modernize etme iddiasında. Gerçekte ise sanayi devriminin başlarındaki barbarlığa dönüş söz konusu; bu seferkinin önemli farkı, barbarlığın, ona karşı duran etik bir kaygı ya da ilke tarafından dizginlenemiyor oluşu. Yeni düzen fanatik ve totaliter. Çocukları düşünün, dünyada yüz milyon çocuk sokakta yaşıyor. İki yüz milyon çocuk küresel emek gücünün neferi.
Üçüncü parça bir kısır döngü gibi yuvarlak. Mecburi göçü içeriyor. Hiçbir şeyi olmayanların daha girişimci olanları, hayatta kalabilmek için göç etmeye çalışıyor. Ancak yeni düzen, üretmeyen, tüketmeyen, bankaya koyacak parası olmayan kişilerin gereksiz olduğu ilkesi üzerinden çalışıyor gece gündüz. Bu yüzden de mültecilere, topraksızlara, evsizlere, sistemin çöpü muamelesi yapılıyor: Onlardan kurtulmak gerekiyor.
Dördüncü parça bir ayna gibi dikdörtgen. Ticari bankalarla dünya vurguncuları arasındaki para alışverişini içeriyor, çünkü suç da küreselleşti.
Beşinci parça aşağı yukarı beşgen ve fiziksel baskıyı içeriyor. Ulus devletler yeni dünya düzeninde ekonomik bağımsızlıklarını, siyasi inisiyatiflerini ve egemenliklerini kaybettiler. Ulus-devletlerin yeni görevi, onlara paylaştırılmış şeyleri idare etmek, pazarın mega şirketlerinin çıkarlarını korumak ve en önemlisi, fazlalık olarak görülenleri kontrol ve zapturapt altına almak.
Altıncı parça kargacık burgacık ve kırılmaları içeriyor. Bir taraftan yeni düzen, borsaların ve anlaşmaların internet üzerinden anında iletilmesiyle, zorunlu serbest ticaret bölgeleriyle (NAFTA) ve her yere sadece pazarın sorgulanamaz kanununun dayatılması sınırları ve mesafeleri ortadan kaldırıyor; öte taraftan ulus-devleti güçsüzleştirerek, parçalanmaya ve sınırların çoğalmasına sebep oluyor; örneğin eski Sovyetler Birliği, Yugoslavya vs.
‘Kırılmış aynalar dünyası’ yazmıştı Marcos, ‘Neoliberal yapbozun işe yaramaz birliğini yansıtıyor.’

Yapbozun yedinci parçası cep şeklinde ve dünya üzerinde, yeni düzene karşı geliştirilen çeşitli direniş ceplerini içeriyor. Güneydoğu Meksika’daki Zapatistalar bu ceplerden biri. İllaki silahlı direnişi tercih etmemiş farklı koşullardaki başka direniş cepleri de var. Bu çok sayıda cebin ortak bir siyasi programları yok ve bu bozuk yapbozun içinde var olmaya çalışırken olması da pek mümkün değil. Yine de heterojenlikleri bir umut olabilir. Ortak noktaları, fazlalık kabul edilenleri savunmaları ve Dördüncü Dünya Savaşı’nın insanlığa karşı suç olduğunu düşünmeleri.

Bu yedi parça asla bir araya gelip anlamlı bir bütün oluşturmayacak. Bu anlamsızlık, bu saçmalık yeni düzene özgü.

Bosch’un cehennem vizyonunda öngördüğü gibi ufuk yok. Dünya yanıyor. Her figür, kendi acil ihtiyaçlarına odaklanarak hayatta kalmaya çalışıyor. Klostrofobi had safhada ama aşırı kalabalıktan kaynaklanmıyor, bir eylemle ona dokunabilecek kadar yakın başka bir eylem arasında devamlılığın olmamasından kaynaklanıyor. Cehennem bu.
içinde yaşadığımız kültür belki de şimdiye kadar var olmuş en klostrofobik kültür; küreselleşme kültüründe, Bosch’un cehenneminde olduğu gibi, başka yere ya da başka türlüye dair en ufak bir ışık yok. Verili olan, hapishane. Böylesi bir indirgemecilikle karşı karşıya gelince insan zekası da hırsa indirgeniyor.
Marcos mektubunu şöyle bitirmişti: ‘Yeni bir dünya kurmak şart, pek çok dünyayı, bütün dünyaları kapsayabilecek bir dünya.’

Bosch’un tablosu, alternatif bir dünya kurmanın ilk adımının, zihinlerimize kazınmış dünya resmini, yani mücrim ve doyumsuz satma ihtiyacını haklı göstermek ve idealize etmek için her yerde kullanılan yalancı vaatleri reddetmek olduğunu hatırlatıyor bizlere. Tabii bir kehanetin bir şeyleri hatırlatması mümkünse. Başka bir uzam kesinlikle gerekli.

Öncelikle bir ufuk keşfetmek lazım. Bunun için de umudu tekrar bulmalıyız, yeni düzenin önümüze çıkarttığı ya da çıkartır gibi yaptığı bütün engellere rağmen. Ancak umut bir inanç edimidir. Ve başka somut eylemlerle desteklenmesi gerekir. Mesela yaklaşma eylemi, mesafeleri ölçme ve bir yere doğru yürüme eylemi. Bunu yapmak, süreksizliği reddeden işbirliklerine götürebilir bizi.

Direnmek eylemi, sadece bize sunulan dünya resminin saçmalığını kabullenmeyi reddetmek değil bu resmin geçersizliğini duyurmaktır. Cehennem içeriden geçersiz ilan edildiğinde, cehennemliği son bulur.

Günümüzde var olan direniş ceplerinde, Bosch’un triptiğindeki diğer iki levha Adem ve Havva ile Dünyevi Zevkler Bahçesi, karanlıkta fenerle incelenebilir…Onlara ihtiyacımız var.

Ölüm geldi hatıratıyla
biz tekrar başlayacağız mücadeleye
tekrar başlayacağız
tekrar başlayacağız
biz hepimiz

Dünyanın büyük yenilgisine karşı
biz yoldaşcıklar asla tükenmeyen
ya da
tutuşan ateş gibi hafızada
tekrar
ve tekrar
ve tekrar

Juan Gelman. Arjantin, 1930-2014

K:BERGER, John. Portreler.
İstanbul: Metis Yayıncılık, 2019

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Must Read

Filme Uyarlanan 10 Gerçek Hayat Hikayesi

Çoğu zaman vakit öldürmek için film izleriz ama bazıları bizi fazlasıyla etkiler hatta bir şeyler öğretir. Bu listedeki biyografik filmlerin bazılarından bir şeyler öğreneceğiz...