Dorian Gray’in Kılavuzu: Lord Henry

Yazarın Diğer Yazıları

Dorian Gray’in Kılavuzu: Lord Henry

“Ahlaka uygun olan ya da uygun olmayan kitap diye bir şey yoktur. Kitap denen şey ya iyi yazılmış ya da kötü yazılmıştır. Hepsi bu.” Victoria...

Mindhunter’ın 3. Sezonu İptal Olabilir!

Yönetmenliğini Seven, Fight Clup, The Game gibi çok başarılı filmlere imzasını atmış olan David Fincher’ın yaptığı Mindhunter, bir Amerikan suç drama dizisidir. 1970lerde FBI...

Yalnızlıktan Muzdarip Bir Ruh: Nilgün Marmara

Nilgün Marmara, 33 sene önce dün, 29 yaşında, aslında ‘çok erkendi’ diyebileceğimiz bir yaşta, onun için bekleme odası olan bu dünyayı terk etmişti. 1985’te...

İngiliz Edebiyatının Değerli Kadın Yazarlarından 9 Eser

Kimi kadınlar edebiyata kullandığı tekniklerle, kimisi döneme absürt gelebilecek düşünceleriyle, kimisi de hikayeleriyle çok büyük katkılarda bulunmuştur. Dünya onlara başarısız olacaklarını söyledikçe, onlar yaratıcılıklarıyla,...
Öznur Aydın
Öznur Aydın
"Düşüncelerini kabullenecek olursanız, hiçbir deli, deli değildir."

“Ahlaka uygun olan ya da uygun olmayan kitap diye bir şey yoktur. Kitap denen şey ya iyi yazılmış ya da kötü yazılmıştır. Hepsi bu.”

Victoria Dönemi’nin özgün ve ahlaksız(!) romancısı, şairi, tiyatro oyunu yazarı Oscar Wilde, hem dili ustaca kullanımıyla, hem akademik başarısıyla, hem de dönemin Londra’sının estetik anlayışına öncülük etmesiyle döneminin ötesine geçmiş bir sanatçıdır. Kraliçe Victoria’nın hükmettiği bu dönemi, piyanoların ‘bacaklarına’ erkeklere cinselliği hatırlatmasın diye örtü geçirmek gibi absürt ahlaki kurallarını alaycı bir üslupla eleştirerek kendine güçlü bir kalem yaratan Oscar Wilde, dönemin dikkat çeken isimlerinden olmuştur. Tabiki bu ün sadece toplumsal konular hakkında yazdığı eleştiri özlü yazılar sayesinde değildir, özel hayatıyla da sık sık konuşulmuştur. Cinsel yöneliminden, Douglas’a yazdığı 50.000 kelimelik uzun mektuba kadar; suçla olan ilişkisinden ölümüne kadar hakkında çok konuşulan bir kişilikti Oscar Wilde; ve de aslında hiçbirinin önemli olmadığının fark edildiği noktada sosyalist düşüncelerinin, ‘Oysa Herkes Öldürür Sevdiğini’ şiirinin ve daha nicelerinin ötesinde ‘Dorian Gray’in Portresi’ ile çıkar karşımıza.

 

Oscar Wilde’ın tek romanı olan Dorian Gray’in Portresi, gençliğin ve güzelliğin büyüsüyle kendinden geçen, bu somut kavramların kalıcılığı için her şeyini verebilecek Antik Yunan ideali olduğunu kabul edebileceğimiz Dorian Gray’in bir nevi ölümsüzlük hikayesidir. Hikayenin diğer ana karakteri Lord Henry için 19. Yüzyılın ölümsüzlük standartı gazetede hakkında konuşulmasıdır. Ama Dorian, Lord Henry’nin söylediklerini büsbütün yanlış anlayıp, adını bir yazı vasıtasıyla ölümsüzleştirmek yerine, gençliğini, güzelliğini, herkesin hayran kaldığı o tanrısal etkiyi tablolaştırmak istemiştir. Ve maalesef Lord Henry, bu egoist gencin bir portrenin, bir insan yapımının yüceliğine kendini inandırmasına sebep olmuştur. Hikaye size, yakışıklı, toy bir oğlan olan Dorian’ın, Lord Henry’nin septik ve rasyonel düşünceleriyle, bağımsız bir ressam olan entelektüel Basil Hallward’ın, Dorian için yaptığı ilahi resimle birlikte, yanlış bir dilek dilemesiyle sonrasında yaşadığı pişmanlığı ve duygusal değişimi anlatıyor. Lord Henry’nin deyimiyle ‘beyinsiz, güzel bir mahluk’ olan Dorian Gray’in hikayesi olsa da aslında hikaye, Lord Henry’nin düşünceleriyle şekilleniyor.

Lord Henry, iki sayfalık gözlem ve değerlendirmeleriyle bilgeliğin sembolü olurken, yeri gelince kadınlar ve kadınların ‘ilkelliği’ hakkında yaptığı uzun yorumlarla ne kadar sabit fikirli olduğunu anlatıyor. Hikayenin geçtiği dönemdeki insanlar için evlilik kutsal bir hazineyken, Lord Henry için evlilik, insanları yalanlarla dolu bir hayata zorlayan gösteriş budalalığıdır. Çünkü Lord Henry için dönemi, erkeklerin hizmetçi olarak kullanabileceği bir kadın düşlemesi sonucu, kadınların ise erkek anatomisini hakkındaki büyük meraklarını giderme aracı olarak evlilik ‘hapishanesini’ kullandığı bir yüzyıldı.

Lord Henry evlilik konusunda farklı düşünceleriyle her ne kadar geleceğin insanı olarak konuşsa da bazen gerikafalı bir yaşlı adam düşüncelerine sahip olabiliyor. Hikayenin genelinde kadınları alıştıkları rahat ve beklentisiz yaşamı sorgulamalarına iterken, kadınlar hakkında çok ilkel ve sabit fikirli düşüncelerine tanık oluyoruz. Leylak rengi giyen ve pembe kurdelelere düşkün olan kadınların güvenilmez olduğu ya da kadınların erkeklere kölelik yapmak gibi bir içgüdüye sahip olduklarını savunan, karakterini anlamakta kafamızın karışmasına sebep olan düşünceleri var maalesef Lord Henry’nin. Duygular, dinler ya da sanat hakkındaki düşünceleriyle idealleştirebileceğimiz Lord, kadınlar hakkındaki düşünceleriyle mükemmel olmadığını, insan olduğunu kanıtlıyor bize.

- Advertisement -

Biz Lord Henry’i –çoğu konuda- bilinçli bir adam olarak tanımlasak da, kendisi bilinç ve korkaklığın büyük bir ortaklık olduğunu savunuyor. Biz onun cümleleriyle büyülenirken o kendini övmüyor, fakat bilime olan bağlılığını her noktada dile getiriyor, bilimin üstünlüğünü savunup duygularla hareket etmenin insanı yanlış yola saptıracağını söyleyerek duyguların zayıflık olduğunu belirtiyor. Kendisini övmemesinin tek nedeninin, ‘kendini beğenmişliğin bilimsel yasalara tecavüz için faydasız girişimler’ olduğunu düşünüyor. Fakat, yine insan olduğunun kanıtı olarak şunun farkında ki; bu zayıflıklar insanlara geçici bir zevk verici kısır duygulardır.

Oscar Wilde’ın, erkek ve ya kadın, herkesin aşık olduğu güzelliğe sahip bir adamın hikayesini anlattığı bu eser, odaklandığınız karaktere göre tamamen farklı hikayeler veriyor size. Bu hikayenin rasyonel ve çapraz düşünceli adamı Lord Henry ise, üçüncü planda gibi görünse de aslında Dorian’a arzuları için yol gösteren, ne dilemesi gerektiğini aşılayan ve olayların gidişatına büyük ölçüde etki eden filozoftur aslında. Portre’nin, Dorian’ın vicdanı olmasına sebep olan Lord Henry’dir. İnsanın hazzının peşinden gitmesinin gerektiğini savunarak, Dorian’nın dönüştüğü şeyi sorgulamasına engel olan da Lord Henry’nin hedonist düşünceleridir. Her şeyin başlangıcı Lord Henry’dir.

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Sayfalarda Romantizm: Gelmiş Geçmiş En iyi 7 Aşk Romanı

Edebiyatın doğuşundan itibaren yazmak için yegane neden olmuştur aşk. Acılarını, hislerini, duygularını sözcüklere dökmeyi bilenler satırlarıyla okuyucuyu daima büyülemiştir. Aşk üzerine kurgulanmış romanlar klasikleri...

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Hayat Tarzlarıyla Beraber Sosyal Ağların Benzeşmesi

İnsanlık tarihinin en önemli gelişmelerinden bir tanesi de şüphesiz ki matbaanın keşfedilmesidir. Matbaa sayesinde insanlar kendi fikirlerini, düşüncelerini veya yorumlarını diğer insanlara aktarmaktaydı. Bu...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...