Dogonların Uzaydan Gelen Ataları ve Kutsal Dama Töreni

İnsanlar doğarlar, büyürler ve ölürler. Baltes ve arkadaşlarına göre (2006) yaşamı yönetme, insan gelişiminin üç ana hedefi olan büyüme, sürdürme ve kaybın düzenlenmesi arasındaki yarışma ve çatışmayı içerir.  Gelişim psikolojisi disiplininin yaşam boyu bakış açısıyla ifade edersek ise gelişimi şu ifadelerle tanımlayabiliriz: Gelişim yaşam boyudur; ancak yaşlanma ve ölüm süreciyle gerilemeyi de içerir, gelişim bu sebeple pozitif veya negatif olabilir. Gelişim çok boyutlu, çok yönlü, esnek, çok disiplinli ve bağlamsaldır; biyolojik, sosyokültürel ve bireysel faktörlerin birlikte işlev görmesiyle yapılanır. Hayat, gelişimin var ettiği biyolojik süreçlerin yanında zenginliğini ise kültürden ve onun beraberinde getirdiği değerlerden alır. Kültürün var ettiği değerlerden bağlamsal ve manevi yönüyle en kapsamlı etkiye sahip olan din;  yarattığı ve beraberinde getirdiği gelenekler, tabular, totemler, ayinler, ritüeller, semboller aracılığıyla insan yaşamını çeşitlendirir. İnancın, sosyal bilimcilerin yıllarca yaptığı incelemelerin ve bu bağlamda elde edilen bulguların da gösterdiği üzere insanların hayatında oldukça önemli bir bağı var ettiği görülür. Bu bağ maddi veya tinsel bir bağlamı yaratabilir. Maddi ya da tinsel olarak inanılan ve kutsallık atfedilen şeyler kültürel zenginliklerin doğmasına  neden olmuştur. Bu zenginlikler her toplumun kabul edebileceği gerçeklikler olmayabilir ancak etnosentrik bir bakış açısından sıyrılabilirsek insanların bizden farklı yaşadığı inançları normalleştirebiliriz. Yaşanan coğrafya ve tarihi getiriler ya da algısal yorumlamalar bizleri bazı şeyleri anlamlandırmada zorlasa da herkesin sahip olduğu dini inanç, onu yaşayan ve kabul eden için özeldir.

 

- Advertisement -

İfade ettiklerim bağlamında, TRT Belgesel’in “ İnsanlar ve İnançlar” adlı belgesel serisini de referans alarak sizlerin belki de hiç haberdar olmadığı inançlar ve bu inançların beraberinde getirdikleri ritüeller ile buluşmanız için bu yazıyı hazırladım. Bu yazı aracılığıyla Dogonların inançlarını ve bu bağlamda gerçekleştirdiği törenleri anlatacağım. Dünyanın sahip olduğu insan sayısı kadar farklı inançları ve kültürel çeşitliliği de barındırdığını varsayarak, tek bir kabilenin kültürel olarak sahip olduklarından yola çıkarak gezegenimizin sahip olduğu kültürel zenginliği hayal gücümüzde tasarlayabileceğiz. Belgesel serisinin mottosu olan şu cümle ile soruyorum: Her şeyin göründüğü gibi olduğuna inanmaya hazır mısınız?

Cenne Ulu Camii/Mali

Batı Afrika’da Mali’ye uzanıyoruz. İslamiyet’in en ünlü mimari değerlerinden biri olan ve 1280 yılında yapılan Cenne Ulu Camii’nin de yer aldığı ülkede Müslümanlığın yanı sıra Animizim inancının da görüldüğünü söyleyebiliyoruz. Afrika aynı zamanda genelinde Animist inancın da yaygın olduğu bir kıta olarak biliniyor. Animist inanca sahip olanlar, ruhların yönetimine ve her nesnenin, doğadaki her varlığın bir ruhu olduğuna inanırlar. Sıra dışı Animistler diyebileceğimiz Dogonlar ruhların yanı sıra yıldızlara ve uzaylılara da inanıyorlar. Dogon kabilesi pek çok bilim insanının ilgisini tam da bu sebepten dolayı çekiyor. Çünkü Sirius Yıldız Sistemi’ne dair bildikleri şeyler ve bu bilginin kaynağı olduğunu iddia ettikleri kişiler hayli ilginç. Kabilenin sahip olduğu bilgiler teleskobun icadı ile doğrulandı.

Teleskobun icadından yıllar önce duvarlara resmettikleri birtakım semboller karşısında bu bilgilerin kaynağını soran bilim insanlarına, bu bilgileri uzaydan gelen ve Nummos ismini verdikleri atalarından aldıklarını ifade ediyorlar. Atalarının 8.6 ışık yılı uzaklıktaki Sirius Yıldız Sistemi’nden geldiklerini düşünüyorlar. Ayrıca bu sistemin A ve B olmak üzere çift yıldız sistemi olduğunu da iyi biliyorlar. Bu bilgilerin çoğunu yine yıllar önce duvarlara çizerek birtakım semboller vasıtasıyla anlatmışlardır. Bununla birlikte bu  çizimler arasında yer alan kurt başı sembolünün günümüzde de kullanılan Büyük Köpek Takımyıldızı’nın bir tasviri olduğu  teknolojinin de ilerlemesiyle teyit edilmiştir. Kurt/köpek başı olarak tasvir edilen takımyıldızda Sirius ya da Akyıldız bir çift yıldız olarak bulunur.

Tüm bu bilgilerin sahipliğini yaparken Dogonlar atalarına bolca atıfta bulunan bir kabile olarak karşımıza çıkıyor. Belgeselde de atalarının yıllar önce uzaydan gelerek onları seçtiğini ve onları kutsadığıklarını ifade ediyorlar. Nummo diye bir uzay gemisi aracılığıyla geldiklerini, rahipleri ile konuşarak onlara gökyüzü hakkında çok şey anlattıklarını ifade ediyorlar. Atalarının dünyanın kurtarıcısı olduklarını söyleyen Dogonlar, bilim insanlarının pek çok fikir ileri sürmesine neden olmuştur. Ancak bilim insanlarının düşüncesi genel olarak Eski Mısırlı  tarihçilerin ziyaretleri sonucunda  Dogonlar’ın bu bilgileri elde ettiği yönünde. Bir diğer  düşünce de Dogonlar’ın gözlerindeki melanin pigmenti miktarından dolayı yıldızları net görmelerinin mümkün olabileceği yönündedir.

Dogon kabilesinin 5 yılda bir yapmış olduğu bir törenden de bahsedeceğim. Bu tören onların gökyüzüne ve ruhlara olan bağlılığının ne derecede  olduğunu açıkça gösteriyor. Tören pek çok aşamadan oluşuyor ve önemli hazırlıkları da gerektiriyor. Törende kabilenin inançlarından önemli izler taşıyan pek çok sembol yer alıyor. Törene yöneticilik de yapan Dogon kabilesinin dini liderleri kabilenin yaşlıları tarafından seçiliyor. Seçilen kişi 6 aylık bir süreçten sonra Hogon olmaya hazır hale geliyor. Hogon olup olamamanın büyücülere sorularak öğrenilmeye çalışılması utanç verici olarak kabul edilirken, “kadere bırakmak” daha doğru bir tercih olarak görülüyor.

Dama ismi verilen törende doğa üstü dünya ile bağlantı kurmak için pek çok aşamadan geçiliyor. Dama dansı seremonisi ile ölülerin ruhu huzura kavuşturulmak isteniyor. Bu anlayışa göre bu seremoni olmadan bir ruh, diğer ruhların yanına kolayca ulaşamıyor. Danslarda kullanılan her bir maske ve kostüm ise ayrı anlamlar taşıyor. Dogonların en kutsal zamanı bu tören sayesinde yaşanıyor, çünkü tören kabilenin tüm totemlerini içeriyor. Şimdi bu kutsal törenin aşamalarını ve sembollerini açıklayacağım:

İlk ritüel ruhları selamlamak için yapılıyor. Ruhları kutsal alana çağırmak için ziller, dans, müzik, davullar bu amaca  aracılık ediyor. Ritüeli gerçekleştiren kişilerin başları üzerindeki antene benzeyen aksesuarlar ise ruhları alana getirmek için birer aracı görevi görüyor. En uzun çubuk ise evren ve ruhlar arasındaki dengeyi kurmayı amaçlıyor.

İkinci ritüelde ise uzun bacaklılar denilen ve ayaklarına taktıkları çubuklar üzerinde ustaca duran büyücüler olarak adlandırılan kişiler yer alıyor. Bu kişilerin yardımı ile dünyaya sıkışan ruhlar özgürlüklerine kavuşuyorlar. Bir diğer görevleri ise kötü ruhları kutsal alandan uzaklaştırmak. Gökyüzüne yakın olmayı ise  amaçları için gerekli görüyorlar.

Dengeleyici ismi verilen kişilere sıra geliyor. Bunlar, gökyüzünden aldıkları güç ile toprağı kutsadıkları inancını taşıyorlar. Ruhlardan aldıkları enerjiyi toprağa gönderenlerin dansı da başlamış oluyor.

Sırada hayvan figürlü maske takanların dansı var. Bu maskeler aracılığıyla edilen danslar arınmayı, korunmayı ve savaşı temsil ediyor. Bu aşama ardından savaşçılar ve avcılar meydana çıkıyor. Sahip oldukları şeylere şükranlarını sunuyorlar.

Son seremoni ruhlara veda etmek ve onları uğurlamak için yapılıyor. Ruhları temsil eden  tüm maske ve kostümlüler sahneye birlikte çıkıyorlar. Son aşamada rahiplerden biri dua ederek töreni kutsuyor ve tören sona eriyor.

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Must Read

Dönemine Damga Vurmuş Beş Usta Sanatçı

Pablo Picasso, Tarsila do Amaral, Salvador Dali, Frida Kahlo ve Remedios Varo'yu kapsayan beş usta sanatçıyı çocukluklarıyla, kariyerleri ve eserleriyle sizlere tanıttık. 1. Pablo Picasso Pablo...