Gece Modu

Yahudilerin, Hristiyanların ve Müslümanların birlikte yaşadığı İber Yarımadası’nda başlayıp İstanbul’da biten bir hikaye bu: Sefarad Yahudileri.

1469 yılında Kastilya Kraliçesi I. Isabel ile Aragon Kralı II. Ferdinand’ın evliliğiyle birlikte Katolik İspanya güçlerini Gırnata Emirliği’ne karşı birleştirdiler. Siyasal üstünlüğü yakalayabilmek için kültürel kıyıma başlayan yeni yönetim, 1478’de İspanyol Engizisyonu’nu kurdu ve Gırnata Emirliği’nin yıkıldığı 1492’ye kadar binlerce Yahudi mahkeme kararıyla yakılarak öldürüldü. 1492 yılında çıkarılan Elhamra Kararnamesi ile Yahudiler’e iki seçenek sunuldu: Ya Hristiyan olun ya da İspanya’yı terk edin!

Hikayenin tarihsel süreci böyle başlamıştı. Barış, Müslümanlar ve Yahudiler aleyhine bozulmuştu. Savaş, Katolikleri zafere taşımış, kaybedenleri evlerinden etmişti. II. Bayezid’in emriyle Kemal Reis İspanya’nın güneyine yelken açtı, yüz elli bin Yahudi’yi Osmanlı İmparatorluğu’na getirdi ve İstanbul’a yerleştirdi. Gelenler kendilerine Sefarad Yahudileri dediler. Sefarad, İbranice’de “İspanya” demekti. Ana dilleri Cervantes’in Don Kişot’u yazdığı Ortaçağ İspanyolcasıydı. Beş yüz yıl içerisinde bu dil, Türkçe ve Yunanca’dan etkilenecek ve biraz “kırma” bir İspanyolcaya evrilecekti.

Katledilmenin ve evinden kovulmanın verdiği acı yıllarca bir müzik kültürünün doğmasını sağladı. Temel enstrümanları gitar, kanun ve def olan bu müzik kültürü de adını özlenilen memleketlerinin adından, İspanya’dan alacaktı: Sefarad Müziği.

Sefarad Yahudileri’nin cemaat-toplum düzeni sayesinde bu kültür yaşamaya devam etti ancak günümüzde unutulmaya yüz tuttu. Sefarad’ın en önemli temsilcilerinden olan Janet ve Jak Esim çifti, önemli etnomüzikologlarla birlikte çalışarak yüzlerce şarkı derlemiş ve kültürlerini yaşatmaya çalışmışlardır.

Bu müzikten birkaç örnek vermek gerekirse:

Victoria Hazan – Mis Pensieros Me Trusheron

Janet & Jak Esim – Por La Tu Puerta Yo Pasi / Gülpembe

Consuelo Luz – Los Bilbilicos

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin