Diktatörlerin Akşam Yemeği

Yazarın Diğer Yazıları

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....

Nazım Hikmet ve Yahya Kemal’i Buluşturan Kadın

Nazım Hikmet' in annesi olan ve oldukça varlıklı aileden gelen bu kadın, Celile Hanım. Güzelliği dillere destandır ve eşinden anlaşmazlık dolayısıyla ayrılır. O sıralarda...

Oğuz Atay’ın Başyapıtı Tutunamayanlar İncelemesi

Yaşadığı dönemde ilgi görmemiş, anlaşılamamış, aksine hep "ötekileştirilmiş" ve "tutunamamış" bir adamdan söz edeceğiz birazdan. Öyle ki şu anda adını duyduğumuzda ona ait olduğundan...

Yusuf Atılgan – Canistan’da İktidar Olgusu

Yusuf Atılgan, 1950 sonrası Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Türk romanının pek çok bakımdan özgün ve çok tanınmış eserleri olan Aylak Adam ve...
Avatar
Arşiv
Söylenti Dergi'de geçmiş zamanda yazar olan dostlarımızın eserleri bu hesapta arşivlenmektedir. Yazar onayı olduğu sürece kaynak göstererek kullanmak serbesttir.

Yirminci yüzyılın en ses getirmiş diktatörlerinin yemek alışkanlıkları bir kitapta toplanmış. Okurken adını sıkça duyduğumuz siyasi kişiliklerin yemek zevklerini öğrenirken bir yandan da çeşit çeşit mutfağı da tanıma şansımız oluyor. Bilgilendirirken eğlendiriyorlar da aynı zamanda! Kitapta 26 diktatöre yer verilmiş fakat bu yazımızda içlerinden isimlerini sıkça duyduğumuz ve dünyanın kaderine yön vermiş olan 3 tanesinin kısaca hayatlarına ve yemek alışkanlıklarına değineceğiz.

Josef Stalin, SSCB

Gürcü asıllı devlet adamı ve Sovyetler Birliği Genel Sekreteri. Lenin’in ölümünden sonra lider konumuna gelmiş ve Marksist-Leninist ideolojinin ülkedeki uygulayıcısı olmuştur. Lakabı ise Gürcü dilinde “çivi” anlamına gelen “Koba” dır. Kendisini iktidarda tutan öldürücü güç oyunu için gerekli enerjiyi almasında Gürcistan yemeklerinin başrol oynadığı bilinmektedir. Stalin’in masasına servis edilen yemekler onun kökleriyle alakalıdır. Gürcistan mutfağında ceviz, sarımsak, erik ve nar başroldeymiş. Şarapları ise bölgenin en seçkinleri arasındadır. Stalin’in yemek konusuna olan düşkünlüğünü halefi Nikita Kruşçev şu şekilde yorumlamaktadır:

“Stalin gibi masada yemek yiyerek ve içerek vakit harcayan, benzer sorumluluklara sahip bir lider daha olduğunu düşünmüyorum.”

Stalin’in en sevdiği aşçılarından birinin de şimdiki Rusya’nın devlet başkanı Vladimir Putin’in dedesi Spridon Putin olduğu biliniyor. Yemeği yemek için değil zevk için yiyen Stalin’in yemek masasında misafirlerini sık sık anlattığı anekdotlarla sıktığı ve gözlerini korkutruğu aktarılmaktadır. En başta da kızı Svetlana’yı… Hatta kızı tam 3 kez soyadını değiştirmiş ve ABD’ye iltica etmiştir. Stalin’in zehirlenerek öldüğüne dair söylentiler vardır. Kızı Svetlena kendi pisliği içinde ve boğularak öldüğünü söylemektedir. Gelelim Stalin’in en sevdiği yemeklerden biri olan “Satsivi”ye. Dilimize “soğutulmuş olan” olarak çevrilebilir çünkü bu yemek soğuk ya da hafif ılık bir meze olarak servis edilmektedir.

Benito Mussolini, İTALYA

- Advertisement -

Sosyalist bir demirci ile Emilia Romagnalı bir öğretmenin büyük oğlu olan Benito Mussolini, İsviçre’de yoksul bir göçmen işçiyken sosyalizmi öğrenip milliyetçilikle kaynaştırarak 1919 yılında Ulusal Faşist Parti’yi kurmuştur. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra etrafındaki çoğu insan, onu tek kurtarıcı olarak görmüştür ve 1922 yılına gelindiğinde İtalya’daki en genç başbakan olma unvanına erişmiştir. 1925 yılına kadar geçen 3 yılda diktatörlüğünü kurup kendisini “ll Duce” (Önder) ilan etmiştir. Ancak hasta ve çok zayıf olduğundan 1943 yılındaki Müttefik işgaline direnememiş ve görevden alınıp hapse atılmıştır. Almanya’nın yardımıyla hapisten kaçırılan Mussolini yeniden yakalanarak sevgilisi Clara Petacci’nin yanında, bir lamba direğine asılarak linç edilmiştir. Gösterişli bir görüntüsü olmasına rağmen kesinlikle obur olmadığı söyleniyor. En sevdiği yemeklerden biri, yağ ve limon eklenmiş, kabaca doğranmış çiğ soğanlı salata olduğu,  bunun kalbine iyi geldiğini düşündüğü bilinmektedir.

“Bir keresinde aile aşçısıyla konuşurken, “Bütün bir kâse salatayı yerdi” dedi eşi Rachele, “Bunu yedikten sonra yanına yaklaşamazdım. Akşamları onu uyuması için odamızda yalnız bırakır ve çocukların odalarından birinde saklanırdım!”

Ulusunun artık dünyaca ünlü mutfağı ve şaraplarından hiç etkilenmeyen Mussolini’nin Mahatma Gandhi ve George Bernard Shaw’a vejeteryan oldukları için hayran olduğu ve kırk yaşına geldiğinde alkolü tamamen bıraktığı bilinmektedir. Bir tek makarnanın ilgisini çektiği, bunun sebebinin de, 1920’lerin ortasında artık üretiminin artması gereken buğdaydan yapılıyor olduğu bilinmektedir.

“Mussolini et sevmezdi, ama güzel bir parça -bahçeden güvey otu dâhil çeşitli bitkilerle marine edilmiş- buzağı etine dayanamazdı. Mussolini klanının hepsi Ciambellone kekine bayılırdı.”

Adolf Hitler, ALMANYA

Avusturya, Linzli fakir bir suluboya sanatçısı olan Adolf Hitler; Birinci Dünya Savaşı’nda gazilik unvanı almıştır. Yükselişini, zayıf Weimar Cumhuriyeti’nin ulusal küçük düşürme ve yüksek enflasyonunun ölümcül kombinasyonlarına borçlu olduğu biliniyor. Hitler; halkına, Almanya’nın yenilgisinin intikamını alma ve önce ekonomik, sonra askeri gücünü yenileme sözü vermiştir. Nazi Kuvvetleri, Avrupa anakarasının çoğunu işgal ederek, gittikleri her yerde sistematik olarak Yahudileri ve Hitler’in “Nazi İncil”i olan Mein Kampf’ta (Kavgam) “Undermenshcen” (insanlık dışı) olarak belirlediği herkesi imha etmişler. Ancak Stalin’in Sovyetler Birliği Nazizm’i yenilgiye uğratmış ve 1945 yılı Nisan ayında Hitler, yaklaşmakta olan Sovyet askerleri tarafından esir alınmak yerine Berlin’deki sığınağında intihar etmeyi seçmiştir.

Hayvanları çok seven Adolf Hitler’in vejetaryen olduğu bilinmektedir. Sebebin de hayvanlar aleminin mütevazı türlerine karşı olan endişesine bağlanmaktadır. Führer’in vejetaryen olması için üçüncü ve daha banal bir sebep de, etsiz diyetin, kendisinde olan kronik gaz ve kabızlık sorununu çözeceğine dair inancı olduğu aktarılmaktadır. Bu durumdan kurtulmak amacıyla da -yalancı doktorunun açıklamasına göre- 28 farklı ilaç kullanmıştır.

“Ancak Hitler ilaçtan daha çok, yemekten zehirlenmekten korkardı.”

15 kişilik çeşnici takımından sadece bir tanesi savaştan sağ çıkmıştır; Margit Wolf. Margit, Führer’in Wolf’s Lair merkezinin yakınındaki Doğu Prusya’da yaşamıştır. SS’in kendisini her gün, büyük liderin yemeklerinin hazırlandığı yere götürdüğünü hatırladığını ifade etmektedir. Yemeklerin üstün kalitesi, Margit’i çok etkilemiştir: “Hollandaise soslu kuşkonmaz, irmikli hamur, kızarmış kırmızıbiber, pilav, salata ve sebze yemekleri vardı.” Çeşniciler bu tadımdan sonraki 45 dakika boyunca yere yığılmazlarsa yemeğin güvenli olduğuna kanaat getirilir ve Hitler’in masasına sunulurmuş.

Hitler’in son birkaç haftasını paylaşan ve sığınakta onunla birlikte yemek yiyen bir asker, Hitler’in yemeğini mekanik bir şekilde midesini indirdiğini ve karnını kekle doyurduğunu belirtmektedir. Larenjit hastalığına yatkınlığı nedeniyle masada kimsenin sigara içmesine izin olmadığı ifade edilmektedir. Savaşın son aylarında Hitler’in kronik sindirim işlev bozukluğu, diyetinin sadece patates püresi ve et suyuna indirgenmesine sebep oldu.

 

Kaynakça: Diktatörlerin Akşam Yemeği, Geoturka Yayıncılık

Daha fazla

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

Son Yazılar

Başrolünde Tom Holland’ın Olduğu “Cherry” Filmine İlk Bakış

Anthony ve Joe Russo’nun Marvel filmlerinden sonra yönettiği ilk film olan Cherry’den ilk görseller geldi. Spiderman olarak tanıdığımız Tom Holland ile yeniden bir araya...

2021 Grammy Adayları Belli Oldu

Müzik dünyasının en prestijli ödül törenlerinden biri olan Grammy için geri sayım başladı. Önümüzdeki yıl 63. kez düzenlenecek olan Grammy ödüllerine Beyoncé 9 adaylıkla...

Annem Hakkında Her Şey: Aile Kavramına Bakış

1999 yılında vizyona giren film, izleyiciye farklı bakış açıları ve sorgulama alanları açmıştır. Pedro Almodóvar'a  En İyi Yabancı Film Oscar'ı ve Cannes Festivali'nde En...

Kadınca Bilmeyişlerin Tek Adı: Tante Rosa

     "Nerede olursa olsun, kadınları birbirine ortak eden tek bir şey vardır: Hayat!" 1966-1968 yılları arasında Dost dergisinde yayımlanan Tante Rosa, sonraki yıllarda kitap...

Toplumsal Cinsiyet Tartışmaları Işığında “Yürümek” – Sevgi Soysal

"Yürümek, dönüp arkaya bakmamak..." Sevgi Soysal'ın 1970 yılında kaleme almış olduğu Yürümek romanı; Türk edebiyatında o zamana kadar çokça rastlanmayan konulara değinen özgün bir eserdir....