EdebiyatAlıntılarDidem Madak - Pulbiber Mahallesi - 35 Alıntı

Didem Madak – Pulbiber Mahallesi – 35 Alıntı

-

spot_imgspot_imgspot_img

“Bu kitap ısrar üzerine yazılmıştır.”

1- “Bana artık büyü diyorlar
Bütün renkleri mezun etmişler hayatlarından
Karanlığa emekli öğretmenler gibi sanki insanlar.

Bir gece kalkıp bütün ışıkları yakacağım Füsun
Şiirime ışıktan bir nokta koyacağım!”
(s.17)

2- “Bana artık büyü diyorlar Füsun
Artık büyüyüm, bilmiyorlar.

Bazı yarım işleri artık tamamlıyorum
Bazı yarım şiirleri…
Bazı yarım baş ağrılarıyla.”
(s.19)

3- “Mahallemizde fazla aşk, fazla kediyi,
fazla kedi fazla felaketi kovalardı.”
(s.22)

4- “Şiir şiir olalı böyle şiirsizlik görmemişti.

Güneş sisteminden uzaklaşan bir gezegen gibi
Karnımdan çıkan şiirleri yazacağım.
Ve göbek deliğime basıp şiiri kapatacağım.”
(s.22-23)

5- “Anlatacaklarım bu kadar!

Değildi”
(s.27)

6- “Takatim yok o kadar
Kelimeler ölsün istemem.
İsterim ki kelimeler bahçe havuzumda kırmızı balıklar gibi yüzsünler

Kelimeler birer birer ölüyor,
Kalem büyüsünü kaybediyor

Kelimelerin mezarlığında gece bekçisiydim.
Dirilecekleri günü bekledim.”
(s.28-29)

7- “Bir çocuk romanı olarak anlaşılmıştım artık.”
(s.30)

8- “O gün içime çok şarap döktüm
O gün içime çok kahve döktüm”
(s.31)

9- “Birden içimde sevinçli bir gezegen keşfetmiştim
Muhtemelen hayat vardı.”
(s.34)

10- “Yazmak istediklerimin etrafında gezindim.
Bugün hayata bir zararım dokunsun istiyordum.”
(s.40)

11- “Bir yıldız gibi kayıp gitmesinden korkuyorum diye
Yıldızımın sivri uçlarını törpülüyordum ben o sıra
Kullanılmayan tabut kapaklarıyla.”
(s.46)

12- “Yarısı yenmiş aklımdan biten gülleri koparıp onlara attım
Onlar şiir, şiir diye koşup kapıştılar
Bence şiir değillerdi bile, benim şiirim hiç olmamıştı”
(s.47)

13- “Bir cadının içli geçmiş zamanındayım

Sözleri tekrarlayarak yok eden çocuk gibiyim
Acı çekmeyi öğrendiğimde ismimi de öğrendim

Sözlerin arasındaki boşlukta
Acı çekmemeyi öğrendim”
(s.49-50)

14- “Zavallı kendim!
Tasfiye edilmiş bir merkez komite üyesi gibisin.”
(s.52)

15- “Kaç kadın gelmişti, kaç kadın geçecekti.
Bıkmıştım artık bu kahraman kadınlardan
Hepsinin kahraman olması şart mıydı yani.
Biri olsun şiirinin kadını olamaz mıydı?”
(s.68)

16- “2.75 miyoptum ve çizdirmeye de hiç niyetim yoktu.
Göz görmeyince gönül katlanırdı insanlığa doğru.”
(s.70)

17- “Ve kediler insanı yarı yolda bırakmazdı.”
(s.74)

18- “İyilik dolu akşamlarım olsun istemişim.

Yalnız kalıplardan vurarak çıkardığım buz parçalarını
Bazı akşamlar kalbimle karıştırıyorum.”
(s.79)

19- “Bir tek senin şiirin bu yüzden son dizesiz kaldı.”
(s.81)

20- “İçimde her Pazar olduğu gibi kötü bir şey olacağına dair kuvvetli bir his. Ama yabancı değil ve hatta müptelasıyım.

Git gide daha rasyonel işlere imza atıyorum ve bir nebze olsun saçmalamayı bıraktım.”
(s.82-83)

21- “Ne parantez açmak isterdim ne bir virgül koymak. Onlara ne söylemeliyim. Bir şey söylemem gerekir mi? İnsanlar aradığında gelmezler, aramadığında keşke beni çağırsaydın derler.”
(s.85)

23- ” ‘Hiçbir acının gücü sigaramın ateşini söndürmeye yetmeyecek.’ ”
(s.87)

24- “bilesin ki devamlı endişeliyim. bilhassa pazarları. İzmir’deyken eski günlerde. benim eski günlerim İzmir’de kaldı.

dilimdeki tutuklama İstanbul’da başladı. bazı geceler dilimi tutan pası ovar ve inançlarımı geri isterdim. ümitvar acılarımı geri isterdim. benimle konuşmalarını isterdim. bana söyleyin derdim.”
(s.89)

25- “illaki yaşayacaktım. içlenmiştim. içli bir şey olmuştum. bağırmaya yakışmamıştım. ve zati yeterince bağırmıştım. salladığında buzların sesine alışmıştım. çok yürümüştüm. otuz altı numara ayaklarım bile bu dünyayı adımlayıp durmamı acaip karşılamıştı. buna hayret etmiştim. buna çok sevinmiştim. çok hayret etmiştim. ve sesi hayaletle iyi gider diye hayret eden bir şair değildim. hayalet gibi gezdim. yaprakların düşerken attıkları çığlıkları duydum.”
(s.90)

26- “mahallenin leylası kim olsun diye beni seçtiler.”
(s.92)

27- “Seni sevişim Frankfurt’taydı, Laternaydı
Hep aynı şarkıyı çalardı.
Kırmızı bir mumdun Şamdanına yakışan
Hayata benzeyen Bir yanın vardı
Zümrüt kakmalı hançerimi elimden alan.
Sanırım karanlık bir kömürlükte
Güneşli bir sabahtın. İçime dokunan
Bir halin vardı Ölüme benzeyen
Gözlerimin buğusuna yazamadığın
adın vardı. Rutubet kokusuna sıkışan.

bir suskunluğu ikiye ayıran
bir tabelaydı Frankfurttaydı
seni sevişim bir Laternaydı
Hep aynı şarkıyı çalardı.”
(s.95-96)

 

28- “Ücra günler büyük harfle başlar.
İnsan ıslansa biraz aklından kuş sürüleri mi
taşar?  Bıraksak biz, belki bir fesleğen anlar.”
(s.97)

29- “Senin için bir şiir yazacaktım İstanbul
İsmini ağrı koyacaktım.

Bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun İstanbul?”
(s.98)

30- “Bir dikişte içtim bir şişe geceni
Yıldız komasına girmek istiyordum,
İstiyordum dolunay çarpsındı beni”
(s.99)

31- “Bırak müridin olayım İstanbul”
(s.99)

32- “Şiirsizim
Bir şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun İstanbul?
Ben bu şiiri kusarak yazdım.
ekim 2002, yakında kasımpatları da çıkacaktı.”
(s.101)

33- “Bir mektup falan yazsam sana…
Kalbine bir mektup yazamıyor insan”
(s.102)

34- “Şiir icabı bunlar hep, gerçek hayatta olmuyor.
İyiyim falan diyorum sana ama
Bunlar hep sen yanımda olmadığından.”
(s.105)


35-

Sayfayı çeviriyorsunuz,
Ardından Müjde Bilir’in bir yazısını görüyorsunuz.

Okurken tüyleriniz diken diken oluyor.
Geçen tümcelere sarılasınız geliyor.
İzmir’in sokaklarında tüm Zeyna kedilerle kaybolmak istiyorsunuz.
Sonra,
bir şiir geliyor.
“128 Dikişli Şiir”
İşte o şiiri okurken gözlerimden yaşlar akıyor. Sahile karışıyor.
Göğe bakıp hiçbir şey düşünmek istemiyorum.
İşte 35. alıntı da bu şiir oluyor.
Sizden ricam kendiniz okumanız…
Didem Madak’a kocaman sevgimle.

Pulbiber Mahallesi

Metis Yayınları

- Reklam -

Mail Bültenimize Abone Ol!

Haftalık mail bültenlerimizi almak ve duyurularımızı takip etmek için mail bültenimize abone olabilirsiniz.

Zeynep Gizem Eskicihttp://instagram.com/siyahbeyazkutuphane
"küçük hanım yine hayaller peşinde... küçük bir hanım olamayan küçük hanım"

Yorum Yap

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin

PODCAST

Sosyolojik Olarak Sanat #2 – Sanat ve Sanat Sosyolojisi Nasıl Oluştu?

Söylenti Dergi ekibi olarak sanatı çeşitli sosyolojik başlıklarla ele alarak bir seri oluşturduğumuz serimizin ikinci bölümünde “Sanat ve Sanat...

Söylenti Sinema #1 – Before Serisi – Anekdotlar – Bilinmeyenler

Söylenti Sinema Podcast serisinin birincisinde Zeynep Gizem, Tayfun ve Batuhan Before Sunrise, Before Sunset ve Before Midnight trilojisi üzerine...

poetika #4 – Cemal Süreya

Abone Ol: Spotify Cemal Süreya- “…Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek Ki Karaköy Köprüsüne yağmur yağarken Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti Çünkü iki kişiydik…” Şiirin...

Son Yazılar

La Haine: Gerçek Bir Başyapıt

“Gökdelenden aşağıya düşen adamın hikayesini duymuş muydunuz? Düşerken her katı geçtiğinde kendi kendine mırıldanıp, kendisini teskin ediyormuş: Buraya kadar...

Görülmüştür: Sessiz Çığlıklar Eşliğinde Bir Trajedi

👑 Bu yazı Batuhan Amaç tarafından editörün seçimi arasına eklendi 👑 Serhat Karaaslan'ın ilk uzun metraj filmi olan ''Görülmüştür'' izleyiciyi...

9 ‘Sahte’ Van Gogh Tablosunun Gerçek Olduğu Ortaya Çıktı!

Bir grup Van Gogh eseri daha önce sahte olduğu düşünülerek sergiden çıkarılmıştı, ancak son yıllarda yapılan incelemelerden sonra tablolar...

Van Gogh’un Kaleminden Hayat: Theo’ya Mektuplar | 21 Alıntı

Yıldızlı Gece, Ayçiçekleri, Çiçek Açan Badem Ağacı gibi tabloların ressamı Vincent Van Gogh'un adını duymayan kalmamıştır belki de günümüzde....
- Reklam -

Düşlerini Çizen Ressam: Van Gogh

Vincent Willem van Gogh 30 Mart 1853'de Hollanda/Groot Zundert kasabasında dünyaya geldi. Geldiği soy varlıklı olmasına rağmen kendisi yoksul...

2021 Uluslararası Booker Ödülü Uzun Listesi Açıklandı!

2021 Uluslararası Booker Ödülü Uzun Listesi Açıklandı! Edebiyat dünyasında önemli bir yere sahip olan Uluslararası Booker Ödülü’nün bu yılki uzun...

Deniz Feneri: Virginia Woolf’un Hayatından İzler Taşıyan Roman

"İnsanlar birer kapalı kutuyken, diye sormuştu kendi kendine, nasıl oluyor da onların hakkında bir şeyler bilebiliyoruz?" Deniz Feneri, çoğu okur...

Kapan – Vüs’at O. Bener | 25 Alıntı

1950 kuşağının önemli yazarlarından olan ve İkinci Yeni Dönemi'ne Çehov tarzı hikayeleriyle adını yazdıran Vüs'at O. Bener, Kapan'da bizlere...