Değişen Mekânlar Davranışlarımızı Ne Şekilde Etkiliyor?

İnsanların neden lüks bir restoranda gösterdikleri tavırlar ile evde, konfor alanlarındaki tavırlarının aynı olmadığını hiç düşündünüz mü? Psikolojimiz ve davranışlarımız içerisinde yaşadığımız mekânlarla doğrudan ilişkilidir. Hareketlerimiz çevreden edindiğimiz imajlara göre şekillenir. İyi tasarlanmış, kimlikli yapıların içerisine girdiğimizde ister istemez o kimliğe bürünmeye çabalar, uyum sağlamak isteriz. Tasarlanmamış, düzensiz yapıların içinde ise çevreden tehlike sinyalleri alır ve strese gireriz. Yaşadığımız gerginlik hal ve hareketlerimize de yansır. Winston Churchill konuyu “önce biz binaları biçimlendiriyoruz sonra onlar bizi biçimlendiriyor” şeklinde özetlemiş. 

 Araştırmalar gösteriyor ki hareketsiz cephelerden oluşan, tekdüze, monoton mekânlarda yaşamak kullanıcıların hayat enerjisini düşürürken; üzerine düşünülmüş, özellikli, göze hoş gelen mekânlarda kullanıcılar daha mutlu hissediyor ve yaratıcılıkları körükleniyor. Bu durum tasarım yapma eyleminin ne kadar önemli bir güç olduğunu gözler önüne seriyor. Peki günümüzde yaşadığımız mekânların kurgulayıcıları bu güçlerinin farkındalar mı? Eğer farkındalarsa bizi ne şekilde yönlendiriyor olabilirler biraz da bunun üzerine düşünelim.

 Sanayi devrimi sonrası dünyasında hızlıca yaşanan gelişmeler bizlere beraberinde yeni bir tüketim kültürünü getirdi. İnsanlar arası iletişim hiç olmadığı kadar hızlandı. Küreselleşen dünya artık tek bir mekân olarak algılanıyor. Küreselleşme kavramı ise bizim davranışlarımızı tahmin ettiğimizden çok daha fazla etkiliyor. 

 Dünyanın tek bir mekân olarak kabul edilmesi onu dev bir pazar haline getirdi. Amerika’da ortaya çıkan bir kültür, bir davranış biçimi Rusya’da yer edinebiliyor. Pazarın gücünün farkında olan üreticiler ise bize farklı hayat biçimleri tasarlayıp satıyorlar. Örneğin, günümüzde kahve içmek artık kahveyi içme eyleminden çok daha fazlası; bazen bir sosyal aktivite, bazen bir sosyal statü göstergesi olabiliyor veya bir restorana gitmek aslında oraya gidebildiğimizin göstergesi… Burada tasarımın gücünü görüyoruz. İyi tasarlanmış bir kahve bardağı bizi başka kimliklere büründürebiliyor. Doğru kurgulanmış mekânlar ise bize satın alabileceğimiz kimlikler sunuyorlar. 

 Günümüzde bütün dünyada yer etmiş büyük markalar ve bu markaların bize sunduğu tüketim biçimleri var. Onların istediği biçimde oturuyor, onların istediği biçimde giyiniyor, onların istediği biçimde yiyip içiyoruz. Yaşam alanları tasarlanan insanlar tasarımcının yönlendirmelerine göre yaşıyorlar. 

 

 Türlü reklamlar ve özendirilmeler sayesinde farkında bile olmadan bizim için tasarlanan karakterlere dönüşüyoruz. Bu şekilde bakınca dev bir bilim kurgu filminde yaşıyor gibi hissedebiliriz. Tüm bunlar biraz fazla distopik gözükse de aslında bize tasarımcının gücünü anlatıyor ve yaratıcılığımızı kullanmaya itiyor. Tam olarak bu noktada ise yaşamları şekillendiren tasarımcılara büyük iş düşüyor.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin