Gece Modu

“Gökkuşağının üzerinde olmalıyız.”

Oz Büyücüsü. Bilmeyenler veya bilip de üzerinden zaman geçtiği için unutmuş olabilecekler için tanıtmak gerekirse: Oz Büyücüsü, namıdiğer The Wonderful Wizard of Oz; teyzesi ve eniştesiyle birlikte Kansas’ta bir çiftlikte yaşarken aniden bastıran kasırgaya kapılıp evinden çok uzaklara sürüklenen Dorothy adındaki kızın evine geri dönüş öyküsüdür.

Kasırga sonucu hiç tanımadığı bir ülkeye düşen Dorothy, bu ülkede cadıların ve Oz isimli bir büyücünün gücü elinde tuttuğunu öğrenir. Evine geri dönmek için Oz Büyücüsü denen kişiyi bulmalı ve ondan yardım istemelidir. Macerası sırasında kendisine beyin taktırmak isteyen bir korkuluk, kalbe ihtiyacı olduğunu düşünen bir teneke adam ve cesaret sahibi olmak isteyen bir aslan da isteklerini Oz Büyücüsü’ne sunmak amacıyla Dorothy’e katılır. Bu tuhaf grubun başından geçen sıra dışı olaylar ilginizi daima canlı tutacaktır.

The Wonderful Wizard of Oz, Lyman Frank Baum tarafından yazılmış bir çocuk kitabı.  Eserin müzikali ise The Wizard of Oz ismini taşıyor ve kitaptan bir hayli farklı.

Kırmızı ayakkabıları, yüzüne çok yakışan örgülü saçları, sevimli elbisesi, koluna taktığı sepeti ile yoluna çıkan her şeye ve herkese iyilikler  yaparak evine dönmeye çalışan bir kız çocuğu. Kulağa hoş geliyor değil mi?  Saydığım özellikler değil Dorothy’i bu yazıya konu yapan. Onun ve parçası olduğu dünyanın göründüğünden daha derin anlamlara ev sahipliği yaptığı.

“Sadece kötü cadılar çirkin olurlar.”

Öncelikle kitabın kadın karakterlerine değinmek istiyorum.

Dorothy: Ana karakterimiz. Başların tacı gönüllerin ilacı. Cesur, nazik, dostane tavırlarıyla herkesin gönlünü fethetmiştir.

Em Teyze: Dorothy’nin teyzesi. Çok fazla adı geçmiyor. Zararsız.

Doğu’nun Cadısı: Evlerden ırak bir kadın. Dorothy’nin kasırgada savrulan evi altında kalarak dünyanın en saçma ölümüyle aramızdan ayrılmıştır.

Kuzey’in Cadısı: İyi kalpli iki cadıdan biridir.

Batı’nın Cadısı: Klasik cadı. Kötü kalplidir ve hayattadır.

Güney’in Cadısı:  İsmi Glinda. İyi kalpli cadıların ikincisi ve çok güzel olarak tasvir edilmiştir.

Gelgelelim konumuza. Masalların huyunda vardır. Kadın ya cadı olarak sunulur  ya da vakti gelince hediye paketi gibi prensin birine sunulacak pek sevgili hazine. Masalda dişi olarak yer alma şerefine eriştiysen ya güzel gözlü, sırma saçlı, baygın bakışlı bir hanım olacaksın ya da yamuk yumuk suratlı, kısa boylu –çoğunlukla siyah saçlı- kin kusan, nefret saçan, yüreklere ateş saçan bir teyze.  Sarı saçlı, ince belli, hilal kaşlıysan vay haline! Ormanda bayırda gezintiye çıkarak, yolda gördüğün insanlarla iki lafın belini kırarak prenses olunmaz.  Dizini kırıp babanın evinde oturmayı bileceksin. Yoksa seni hiçbir prens almaz. Kız kurusu gibi başa kalırsan en kötüsü valla. Üvey annen olan kraliçe bile içine düştüğün durumdan daha kötü olamaz.

Kötülük kaynağı olarak kadın görmeyi kanıksadık. Masalda hatun kişiyle karşılaştın mı iki defa düşüneceksin. Güzelse sorun yok. İyi huyludur o, halledersin. Karşına çirkinin biri geçti mi ama yandın bil. Cadıdır o, ölsen değiştiremezsin. Elma yedirip prenses hazretlerini bayıltan mı ararsın sinirlendiğinde millete bakıp önüne geleni taşa çeviren mi dersin her birinin on parmağında on marifet. Oz Büyücüsü bu noktada bir tırnak açıyor işte! Bildiğimiz masal tanımını zorluyor. Baş karakter olarak şekillendirdiği kız hem güçlü hem güzel olması yönüyle diğerlerinden ayrılıyor. Kendi kararlarını kendi veriyor. Evine dönmek için bir erkekten yardım istemek zorunda kalsa da ona ulaşmak için çıktığı yolda asla pes etmiyor. Ne yaşarsa yaşasın Oz ile tanışmayı ve ondan fikir almayı hedefliyor.  Nitekim kitabın sonunda kurtarıcı olarak sunulan Muhteşem Oz da sahtekarın teki çıkıyor. Dorothy’e eve dönüş yolunu açan  kadın gibi kadın Cadı Glinda oluyor. Dorothy de kız kıza dayanışma sonucu sağ salim evine ulaşıyor.

Devamı gelecek.

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin