Jpeg
Gece Modu

Söylenti Dergi olarak yeni bir oluşuma imza atıyoruz! Katılmak istersen yukarıdaki resme tıkla; öykü, şiir, deneme, inceleme, çeviri, çizim ve röportajlar ile bize katkı sağla!



“Sevinç ve keder birlikte gelir; biri sofranızda sizinle otururken unutmayın, diğeri yatağınızda uyumaktadır…”

Lübnan asıllı ressam, filozof, şair, yazar Halil Cibran, yaşamının son yirmi yılını ABD’de geçirmiştir. Düşünceleriyle çoğu ülkede yankı uyandıran Cibran’ın eserleri de birçok dile çevrilmiştir. 48 yaşında hayata gözlerini yumduğunda ardında resimleri ve şiirleri de olmak üzere birçok eser bırakmıştır.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Modern Klasikler kapsamında okurlarına sunduğu eserler arasında Halil Cibran da var. Ki belki de Cibran’ı çoğumuz bu sayede tanıdık. Birçok bookstagram sayesinde keşfettiğim Halil Cibran’la tanışma kitabım Ermiş oldu.

“İstenince vermek iyidir fakat istenmeden, ihtiyacı anlayıp da vermek daha iyidir. Eli açık olanlar için alacak olanı aramak, vermekten daha büyük bir sevinçtir…”

Ermiş’in konusuna gelecek olursak; El Mustafa adındaki bir kahinin 12 senedir yaşadığı şehirden ayrılırken halk ondan, onlara hitap etmesini ister. Kahine, aşk, dostluk, evlilik, din, acı, zaman, suç ve ceza, ölüm gibi birçok konuyla ilgili sorular yöneltir halk. Ve El Mustafa da sorulan sorular üzerinden hayata ve yaşama dair öğütler verir. Verdiği öğütlerin bazı kısımlarına katılmasam da genel olarak hayati değerlerimiz ile ilgili verdiği öğütler şiir tadındaydı. Aynı zamanda şair olan yazarın öğütlerinde, şiir kokusu vardı resmen. Bir çırpıda okunacak ve birçok öğütün altını çizeceğiniz bir kitaptı. Post-itleriniz bol olmalı okurken.

“Ve aşkın seyrini yönlendirebileceğinizi düşünmeyin; zira sizi layık bulursa şayet, aşk sizin seyrinizi yönlendirir…”

Ermişin Bahçesi ise Ermiş kitabının devamı olan bir kitap. Bu kitap, yazarın ölümünden sonra yayımlandı. 12 yıldır Orphalese kentinden ve hitap ettiği halkından uzak olan El Mustafa’nın, annesi ve babasının öldüğü bahçeye geri dönüşü anlatılıyor. Uzun bir aradan sonra halkıyla kavuşan El Mustafa, yine ayrılık, yalnızlık ve zaman gibi birçok konuyla ilgili öğütlerini ve tavsiyelerini paylaşır.

İlk karşılaşma ve ilk verdiği öğütlerin ardından kırk gün kırk gece anne ve babasının bulunduğu bahçeden ayrılmaz. Kapısını kilitler ve kimseyle konuşmaz. Daha sonra yeniden mutlu ve aydınlık yarınlara dair tavsiyeler verecektir. Ve bir gün yine halkına veda edecektir.

“Baharınız gelince yüreğinizin karları eriyecek, vadideki hayatın nehriyle buluşmak üzere derecikler halinde akacaktır giziniz. Ve nehir, gizinizi engin denize taşımak için kollarına alacaktır…”

İki kitabın da ortak noktası Kerime’den bahsetmek istiyorum. Kerime, El Mustafa’yı her zaman hüzünle karışık yakıcı bir özlemle bekliyor. Kahine en yakın, onun derdiyle dertlenen en sadık müridiydi Kerime.

Aşk, ölüm, doğa ile ilgili konulara sıklıkla değinen Halil Cibran, bu iki kitabında da yer alan güzel ve anlamlı öğütleriyle aklımın bir köşesine kazındı. Cibran’ın diğer eserlerini de en kısa sürede okumayı planlıyorum. Şimdilik bu kadar. Kitapla kalın…

“Karanlık üstünüze çöktüğünde, şöyle deyin: ‘Bu karanlıklar henüz doğmamış şafaktır; her ne kadar gecenin doğum sancıları içime dolsa da tepelere doğan şafak bana da doğacaktır…'”

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin