Gece Modu

Cem Akaş’ın okuduğum ilk kitabı, ve çok beğendiğimi söyleyerek başlayabilirim. Kitabın arkasında yazanlardan çok etkilenip bir çırpıda okudum.

Kitap üç bölümden oluşuyor; ilk bölümde karakterleri tanıyoruz, ikinci bölümde ana karakter anlatıyor olayları, üçüncü ve son bölüm ise röportaj ve kitap içinde kitap havası var. Çok akıcı bir dile sahip anlatımı ve yaratıcı cümleleri ile okuması oldukça keyifli bir distopya.

Kitap bir distopyayı anlatıyor dersem yanılmış olmam. Y kromozomu dünyadan silinmiş. Sadece kadınların yaşadığı bir dünya; kadın doktorlar, kadın askerler, kadın devlet insanları ve öğretmenler. Toplum sadece kadınlara göre yaratılmış. Erkeklerin var olduğu dönemi ‘’karanlık çağ’’ olarak adlandırıyorlar. Ünlü tiyatro oyunlarındaki erkek karakterler bile kadınlaştırılmış şekilde oynanıyor. Erkek çağından, yaydıkları bir virüsle kurtulmuş kadın devrimi. Erkek sözcüğü bile tüyleri dikmeye yeten bir dönemde doğan bir erkek çocuğu; Constantine. Kapılarının önünde bu güzel çocuğu bulan iki güçlü kadın ve ülke ülke şehir şehir gezilen hikaye. Constantine müziğe büyük yeteneği olan bir çocuk. Bazı sayfalarda arkadaki ritmi duyabilirsiniz. Bu tek erkek çocuğu Constantine’nin, İstanbul’la süren mücadelesi. Yalnızlığın romanlaşmış hali, kendi sosyal çevremizi sosyolojik gözlemleme hissi uyandıran bir hikaye.

Kitapta Constantine’i sürekli takip eden bir sincap var, kitabı bitirdiğimde yazarın ‘’Sincaplı Gece’’ isimli bir kitabı olduğunu görmem oldukça meraklandırdı ve okuma listeme ekledim. Farklı bir bakış açısı sevenlerin severek okuyacağı bir kitap, keyifli okumalar…

CEVAP VER

Yorum girişi yapınız.
Adınızı girin